https://www.facebook.com/notes/ta%C5%9F-devri-diyeti-platformu/tah%C4%B1llar%C4%B1n-karanl%C4%B1k-y%C3%BCz%C3%BC-glutenden-de-beter-lektinler/527991053962317

Orijinal Makaleden çeviri ve özet Taşdevri  Diyeti Platformu’nca hazırlanmıştır.

 

 Glutenin yanısıra, tahıl tüketiminin yarattığı bir diğer sağlık tehdidi de bu bitkilerin içerdikleri lektinlerdir. Son dönemlerde buğday, çavdar, arpa gibi tahıllarda bulunan glutenin tüketiminin ortaya çıkardığı sorunlar çeşitli çalışma ve makalerle sık sık ele alınmaya başlasa da, “Tahılın Karanlık Yüzü” nün yazarı olan Sayer Ji’ye göre lektinler insan sağlığı için çok daha büyük bir problem teşkil ediyorlar.

 

Herşeyden önce günümüzdeki buğday bundan 2000 yıl öncekinden çok çok farklıdır. Hayır genetiği değiştirilmemiştir ama o zamandan bugüne dek çok sayıda çapraz melezleme, hibridizasyon yöntemi ile ayara tabi tutulmuştur. Bu ayarlama sonucunda örneğin şu an bazı türlerde gluten oranı eskisine göre %50 fazladır.

 

Lektinlere gelirsek, buğdayda bulunan lektin WGA diye adlandırılır (wheat germ agglutinin). Lektinler şeker-bağlayıcı proteinlerdir. Bitkilerde lektinler dışarıdan gelen parazitlere karşı doğal savunma mekanizması olarak işlev görürler. Bitki dışarıdan gelen böyle bir istila tehdidini algıladığında lektinler karşı saldırıya geçerek onları durdurmak için yabancının şeker molekülleriyle bağ oluşturur. Bu bitkiler açısından iyi bir şey tabii ki.

 

Ama lektinler bizim vücudumuza girdiklerinde halen şeker moleküllerine saldırmaya programlanmışlardır. Bu sindirim sistemi için oldukça kötü bir durumdur zira sindirim sisteminin çeperleri gıdaları ayrıştırıp, sindirmeye yarayan şeker ihtiva eden hücrelerle kaplıdır. Lektinler bu hücerelere doğru hamle yaparlar ve bağışıklık sisteminiz de saldırıya karşılık verir, ve herşey böyle başlar.

 

Lektinler hemen hemen bütün gıdalarda bulunsalar da bazılarında tehlikeli oranda fazladırlar. Ot familyasının tamamının tohumlarında – buğday, çavdar, arpa, pirinç vs.- yüksek miktarda lektin bulunur (soyunu sürdürmek için doğal savunma mekanizması). Ayrıca baklagillerde, süt ve süt ürünlerinde, itüzümü (nightshade) familyasından sebzelerde (örneğin domates, patates, patlıcan) bol miktarda lektin bulunur.

 

Yapılan bir çalışmaya göre işlenmiş, pastörize süt lektin faktörü açısından da işlenmemiş süte göre çok daha zararlıdır, çünkü işlenmiş sütte tehlikeli lektinleri bağlayarak etkinliği azaltan bir immünoglobulin olan SlgA miktarı azalmaktadır.

 

Lektinler sindirim enzimleri tarafından bozundurulamazlar ama kendileri sindirim sistemi çeper geçirgenliğini tahrip edebilirler. Tabii sindirim sistemi geçirgenliğinin halihazırda gluten ve kandida albikans tarafından yeterince tahrip edilmiş olma ihtimalini göz önünde tutalım (Sızıntılı Bağırsak Sendromu/ing.Leaky Gut Syndrome ). Böylece lektinler kan dolaşımı sistemine karışıp vücutta bağlanmak istedikleri bir organ ya da doku buluncaya dek dolaşır dururlar, örneğin tiroid, pankreas eklemlerdeki kolajen dokuları vs. Lektinin bağlandığı doku fonksiyonel bozukluk göstermeye başladığında , beyaz kan hücreleri, vücudun bir otoimmün reaksiyonu olarak lektinin bağlanmış olduğu dokunun kendisini yoketmek için saldırıya geçerler.

 

orijinal makaleyi görme için tıklayınız:

http://www.naturalhealingnews.com/lectins-worse-than-gluten/#.Um5VPPlmqHR

Reklamlar