BU SAYFADA SİZDEN GELEN SORULARIN CEVAPLARI YER ALMAKTADIR VE GÜNCELLENME DEVAM EDECEKTİR.

GAPS Giriş Diyeti Aşamaları Kaç Gün Olmalıdır ? 

Bu konuda kesin rakam vermek doğru değildir. Hastalığın durumuna bağlı olarak, giriş diyetini hızlı bir şekilde 20-30 günde tamamlayanlar olduğu gibi, giriş diyetine 6 ay, 1 yıl gibi uzun süre devam edenler de vardır. Her aşamayı 4 gün gibi standart sayıda geçenler de vardır. Giriş Diyeti, çocuklarda daha kısa, yetişkinlerde daha uzun sürebilir (iyileşmenin çocuklarda daha hızlı gerçekleşmesinden dolayı). Şizofreni, epilepsi, otizm, çölyak, MS gibi ağır vakalarda; Crohn’s, ülseratif kolit, mide ülseri gibi  gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarında giriş diyetinin en az 6 ay gibi bir sürede olması daha uygun olabilir. Fakat en önemli kriter;  sindirim sorunlarının, psikolojik ve fizyolojik semptomların tamamen ortadan kalkmasıdır. Ağır vakalarda şöyle bir seçenek de olabilir: Giriş diyetinin birinci aşamasının uygulanmasının zor olması nedeniyle, en az 3-4 günlük bir uygulama yeterlidir. Ama yapabiliyorsanız daha uzun süre de kalabilirsiniz. Diğer aşamalarda ise daha çok kalınabilir: ikinci aşamada en az 5-8 gün ; üçüncü aşamada 8-15 gün, dördüncü aşamada 15-30 gün, beşinci aşamada 30-40 gün, altıncı aşamada 2-4 ay gibi. Unutmayın bağırsak duvarını en çok iyileştiren, sızdıran bağırsak sendromunu ortadan kaldıran ve beyni-bedeni toksinlenmeden kurtaran GİRİŞ diyetidir. Zordur, ama hastalık semptomlarının tamamen ortadan kalktığı aşamadır. Özellikle ilk üç aşamada uzun kalmak çok önemlidir. Zaten 4.5.6 aşamalara katlanmak daha kolaydır. Özellikle 6.aşama çiğ meyvelerin girdiği ve tam diyete yakın bir aşamadır. Çiğ meyveleri abartmamak koşulu ile bu aşamada istediğiniz kadar kalabilirsiniz.

Bazan önce TAM GAPS Diyetini sonra GİRİŞ Diyetini yapmak da önemli bir seçenektir. Belli bir süre TAM GAPS Diyetini yapmak ve hazır olunca da GİRİŞ diyetine geçmek de mümkündür.

GAPS Diyetinde ekmek, patates, pilav, makarna vb. yokmuş. Biz nasıl doyacağız? 

En çok sorulan ve diyete karşı pek çok kişinin de cesaretini kıran sorulardan birisi de bu soru. İnsan vücudunun şöyle bir özelliği var:ihtiyacı olan besinleri eksik aldığı zaman, açlık sinyalleriyle bizi uyarır. Ekmek, pilav, patates yeseniz de vücudunuz açlık sinyalleri verecektir. Çünkü ihtiyacı olan proteinleri, vitaminleri, mineralleri henüz yeterince alamamıştır. GAPS Diyeti son derece besleyici bir diyettir. Vücudun ihtiyacı olan tüm besin maddelerini fazlasıyla karşılar. Ve çok ilginçtir ki, GAPS diyetinde ilerledikçe açlık hissetmiyorsunuz, çünkü vücut ihtiyaç duyduğu bütün besin maddelerini karşılamaktadır ve bu nedenle size açlık sinyalleri vermez. Diyetin dördüncü aşamasında, diyete eklenen GAPS ekmeği son derece besleyici ve doyurucu. 

Yeniden sorgulama yaparsak eğer: yediğiniz ekmek, makarna, pilav, patates size hangi besinleri sağlayacaktır. Tümünde ortak olan besin maddesi nişastadır. Nişastanın vücudunuz için görevi, enerji sağlamaktır. Yapısında organizmayı yenileyen, onaran hiçbir besin yoktur.GAPS hastalarındaki bozuk bağırsak florası nişastayı fermente edemez ve sindiremez. Nişasta bağırsaklarda yapışkan ve sakız gibi bir maddeye dönüşür. Bu madde patojen bakterilerin, mantarların ve parazitlerin beslenmesi ve çoğalması için ideal bir ortam yaratır. 

yediğiniz ekmek; insanın evrimleşmesi sırasında Anadolu toprağında yetişen buğdayla hiçbir alakası yoktur.  Atalarımız, büyük dedelerimiz ve ninelerimiz Anadolu buğdayından yaptığı ekmeği doğal ekşi maya ile yapıyordu. Bağırsak florası antibiyotiklerle, rafine beyaz şekerle, sezeryan doğumlarla, kimyasal ilaçlarla, işlenmiş gıdalarla bozulmamıştı. Ekşi maya ile ve Anadolu’nun doğal buğdayından yapılmış ekmeği, sağlam florası ile sindirebiliyordu. Oysa günümüzde ne yerli buğdayımız vardır, ne de sağlıklı ve dengeli bağırsak floramız. En kutsal yiyeceğimiz olan ekmek, vücudumuz için toksin üreten bir yiyeceğe dönüşmüştür. 

GAPS diyetiyle bağırsak floranız dengeye geldiği zaman, kara buğday unundan ekşi maya ile yapılmış ekmeğinizi rahatlıkla yiyebileceksiniz. Ve daha da önemlisi yerli tohumlarımızı ve bereketli topraklarımızı yeniden geri kazanmak için bir şeyler yapmanız gerekecektir. Bizler önce kendimizi veya çocuklarımızı GAPS’la iyileştirdikten sonra;  doğal topraklarımızı, temiz su kaynaklarımızı, yerli tohumlarımızı yeniden var ederek bu eşsiz coğrafyaya olan sorumluluğumuzu yerine getirip yaşamımıza kutsal bir anlam verebiliriz. GAPS hastalıkları ile yaşadığımız acıları  belki bu şekilde dindirebiliriz. 

GAPS Diyetine başladıktan Sonra Çocuğum Gece Yatağına Çiş Kaçırmaya Başladı, Neden?

Merak etmeyin, çocuğunuzda detoksifikasyon başlamıştır. Çocuğunuzun bağırsaklarındaki patojen bakteriler ölmeye başlamıştır ve idrarla da temizlik başlamıştır. Bu durum die off dediğimiz bir durumun sonucudur. Demekki probiyotik gıdaların dozunu biraz fazla tuttunuz.

Diyete başlandığında probiyotik gıdaların diyete yavaş yavaş dahil edilmesi gerekir. Probiyotik gıdalar (Fermente sebze, Fermente sebze suyu, peyniraltı suyu, Alman usulü lahana turşusu) günde bir tatlı kaşığından başlanır. Artırılmasıyla ilgili olarak Giriş Diyeti aşamalarına bakınız. Probiyotik gıdaların fazla alınması durumunda Patojen Bakterilerin ölmesi ve zarlarının parçalanmasıyla bünyelerindeki toksinler bağırsağa ve kana karışır. Bu olaya die off denir Vücut bu toksinleri idrar yoluyla da vücuttan hızla uzaklaştırdığı için, geceleri yatağı ıslatabilir. Eğer böyle bir durum varsa, probiyotik miktarını sabitleyin,  gündüzleri fazla su içirerek toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olunuz ve geceleri daha az su içiriniz ve çişi gelmeden gece bir kaç defa kaldırınız. Fakat bu durum geçicidir, bir süre sonra düzelecektir.

Giriş Diyetine Başladığımda kabız oldum ne Yapmalıyım?

GAPS Diyetinin ilk aşamalarında kabızlık normaldir. GAPS Diyetinin ilk aşamalarında lifli gıdalar çekildiği için, kabız olma riski vardır. Lifli gıdalar çekilmek zorundadır, çünkü GAPS lı bir bağırsak lifi sindiremez. Sindiremediği gibi lifler  hasarlı bağırsak duvarına daha çok zarar verir. Özellikle ülseratif kolit ve Crohn’s hastalarının bağırsakları çok zarar görür.

Kolondan veya ince bağırsaklarından ameliyat olmuş birine, doktorlar 30-40 gün çiğ sebze ve meyve yemesini yasaklar. Çünkü çiğ sebze ve meyvelerde bulunan lifle ameliyat yerine zarar verir ve iyileşmesini geciktirir.  GAPS lı bağırsaklar da tıpkı ameliyat edilmiş bağırsak gibi, hasarlı ve de süzgeç gibi geçirgen olduğu için, lifli gıdaları bir süre kaldırmak ve iyileşmeye paralel olarak  yavaş yavaş diyete dahil etmek gerekir. Diyetin en zorlu aşaması olan Giriş diyetinin ilk aşamasında neredeyse hiç lif yoktur. Bağırsaktaki iyileşmenin en başarılı olduğu aşama birinci aşamadır. 1.2.3. aşamalar çok önemli aşamalardır. Üç aşama sabırla ve doğru olarak yapılırsa, neredeyse hastalık semptomları ya tamamen ya da çok büyük oranda  ortadan kalkar. Bu durum mucizevi bir şeydir. Etsuları ve etsularına yapılmış az lifli sebze çorbalarıyla bağırsağın iç duvarındaki hasar iyileşir, sızdıran bağırsak sendromu dediğimiz Leaky Gut Syndrome ortadan kalkar. Bu nedenle gıda intoleransları da ortadan kalkar.

GAPS Tedavisi sırasında, doğru beslenme kadar, her gün bir veya iki defa düzgün dışkılama son derece önemlidir. Yani bedeninize giren besinler kadar, bu besinlerin kullanıldıktan sonra geri kalanının vücuttan atılması da bir o kadar önemlidir. Eğer düzgün dışkılama gerçekleşmezse, GAPS Tedavisi % 100 başarılı olamaz. Çünkü kabızlık, ince bağırsaklarda patojen bakteri çoğalmasına neden olduğu gibi, beyin başta olmak üzere tüm doku ve organların da zehirlenmesine neden olur.  Böyle bir durumda, doğal veya kimyasal hiçbir laksatif kullanılmamalıdır; sadece evde kendinizin hazırlayacağı enema ile kalın bağırsakların boşaltılması sağlanmalıdır (İstanbul’da yaşayanlar, Fındıkzade’deki medikal ürün satan mağazalardan enema takımı temin edebilirler – ancak enema takımıyla verilen sıvı jelin kullanılması tedavi açısından uygun değildir). Enema, sadece filtrelenmiş ve kaynatılıp 40 dereceye ılıklaştırılmış su ile yapılabildiği gibi; içine doğal tuz, karbonat, toz probiyotik, peyniraltı suyu, kaynamış soğumuş ve süzülmüş papatya suyu (antiseptik özelliğinden dolayı), et-kemik suyu seçeneklerinden biri enema suyuna eklenerek de yapılabilir.

Özellikle çocuklar, enema yapılmasına tepki gösterdikleri için çok mecbur kalınırsa doğal bir laksatif olan ve İstanbul’da http://www.zencefil.com.trsitesiyle iletişim bilgilerine ulaşabileceğiniz Zencefil Aktar’dan alacağınız form macunu kullanabilirsiniz. Tamamen doğal bir üründür. Kabızlık zamanalarında enema kullanamıyorsanız, içindeki besin maddelerine alerjiniz yoksa, form macunu kullanabilirsiniz. GAPS diyetinin giriş aşamasını uygulamamız sırasında, Dr.Natasha Campbell McBride bizim kullanmamıza onay verdiği için burada öneri olarak yer verilmiştir.

Kabızlık durumlarında daha çok yağlı ve jelatinli kısımları tüketilmelidir. Kırmızı et azaltılmalı, beyaz ete ağırlık verilmelidir. Sebze çorbalarına, güveç yemeklerinde sebzeye ağırlık verilmelidir. Diyette yağ miktarı artırılmalı, magnezyum takviyeleri kullanılmalı, hint yağı ile karın masajı yapılarak karına sıcak su torbası konulmalıdır.

Eğer sizde veya hastanızda kronik kabızlık varsa: gastroenterolojik bir araştırmadan geçerek, kolonunuzda şekil bozukluğu (uzama, genişleme, invajinasyon, rectosel, polip vb.) olmadığından veya Hirschsprung, İND (İntestinal Nöronal Displazi) gibi hastalığınızın olmadığından emin olmalısınız.

 

Gaps Diyeti Sırasında İlaçları Bırakmalı mıyım?

Eğer hasta  ilaç kullanıyorsa ilaçlar asla bırakılmaz. GAPS Diyetinde ilaçların dozu; iyileşme sağlandıkça doktor kontrolünde giderek azaltılmalıdır. İyileşme tamamlandığında, zaten ilaçlar hastaya fazla gelmeye ve yan etkilerini daha belirgin ortaya çıkmaya başlayacağı için doktorunuz tamamen kaldırmanızı veya çok düşük dozda belli bir süre daha kullanmanızı önerecektir.

Candida Tedavisi İçin Başka Ne Yapılmalı?

GAPS Kitapta da belirtildiği gibi, zencefil çayı candida için son derece etkilidir. Aynı zamanda bizim geleneksel ürünlerimizden olan “soğuk sızma çörekotu yağı” da candida üzerinde son derece etkilidir. Yetişkinler günde bir çay kaşığı ile başlayıp azar azar iki tatlı kaşığına kadar çıkarabilir; çocuklar ise yaşına uygun olarak bir çay kaşığı ile bir tatlı kaşığı arasındaki miktarda alabilirler.

Çocuğuma GAPS Yemeklerini yedirmekte zorlanıyorum Ne yapmalıyım?

GAPS hastalarının karbonhidratlı yiyeceklere, tatlılara ve hamur işlerine, market ürünlerine aşırı düşkünlüğü vardır. Özellikle otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların ortalama % 60-70’inin bazen iki veya üç yiyecekten oluşan, son derece sınırlı bir beslenme rutinleri vardır. Diğer GAPS’lı çocukların beslenmeleri de işlenmiş karbonhidratlarla kısıtlı oldukları için diyeti aynen uygulamak ve hele giriş diyetinden başlamak bu çocuklar açısından son derece zorlu olacaktır, hatta mümkün olmayabilir.  Bu nedenle direkt GAPS Giriş Diyetiyle başlamak riskli olabilir. Bu gibi durumlarda diyete yavaş yavaş girilmelidir. İzin verilmeyen yiyecekler; diyetten teker teker kaldırılırken, yerine izin verilen yiyecekler dahil edilebilir. Örneğin; hazır dondurma, yerine evde yapacağınız ballı dondurma geçebilir. Kitapta tarif edilen; badem unuyla yapılmış kekleri, kurabiyeleri ona zararlı olan bir yiyecekle değiştirebilirsiniz. Cola yerine; muz, çilek vb. meyvelerle, hindistan cevizi veya badem sütüyle yapacağınız smoothie hazırlayabileceğiniz gibi sebze-meyve suyu da hazırlayabilirsiniz.

GAPS Diyeti yiyeceklere geçişte fermente edilmiş yiyecekler, anahtar bir rol oynayabiliyor. Tatlı, pasta, kek, çikolata vb. alışkanlığı olan çocuklar; fermente yiyeceklere alıştırıldıkça (turşu, kefir altı suyu ile fermente edilmiş sebzeler ve fermente sebze suları, yoğurt, ekşi krema) şeker bağımlılığı azalmaya başlar. Fermente gıdalar şeker bağımlılığını kırmada anahtar faktör olabiliyor. Çünkü fermente gıdalar, dildeki tatlı reseptörlerini bloke eder ve hatta dönüştürür. Bu nedenle de zaman içinde çocuklar, probiyotik gıdalardan ve ekşi yiyeceklerden hoşlanmaya başlarlar. Ayrıca patojen bakterileri ve mayaları besleyen şekerli ve nişastalı gıdalar diyetten uzaklaştıkça daha önce yemeyi reddettiği, yiyecekleri yemeye başlayacaktır. Böylece diyette izin verilmeyen yiyeceklerden, izin verilenlere doğru adım adım geçiş yapmak mümkün olabilir. Zaman içinde et sularını, fermente gıdaları da artırınca hızlı bir iyileşme sağlamak mümkün olacaktır. Çocuklara GAPS Diyetini uygulamaya geçmeden önce 225. Sayfadan başlayan bölümü tekrar okuyunuz ve mutlaka bu bölümde anlatılan Uygulamalı Davranış Analizinden  (UDA) yararlanınız.

GAPS Diyetine Başlayınca Kendimi Çok yorgun hissediyorum, Neden?

Karbonhidratlar diyetten kaldırılınca, metabolizma yağdan enerji elde etmeye yönelecektir. Metabolizma değişikliği aşamasında halsizlik, yorgunluk gibi semptomlar görülebilir. Sebze çorbasını daha çok içerek, özellikle çorbaya mutlaka havuç koyarak, yemeklere veya çorbalara koyduğınız soğan miktarını artırarark, karbonhidratları sebzelerden almakla metabolizma geçişini dengeleyebilirsiniz. Bu süre geçicidir, endişelenmeyiniz.

GAPS Diyetine başladıktan sonra kanımdaki keton miktarı arttı, Ne yapmalıyım? Diyeti Bırakmalı mıyım? 

Yine bir önceki soruda da belirttiğimiz gibi, metabolizma karbonhidratlardan enerji elde etmeye  geçmiştir. Bu süreçte kandaki keton miktarı artabilir. Bu geçici bir durumdur. Bu ge��iş sırasında sebze çorbasına ağırlık vererek ve haşlanmış balkabağı, soğan, havuç gibi şeker miktarı çok olan sebzelere ağırlık vererek ketosis sürecini atlatabilirsiniz. Ayrıca bitki çaylarına tatlandırıcı olacak kadar az miktarda katacağınız bal da bu geçiş sürecine yardımcı olacaktır.

Giriş diyetinde zeytin  yiyebiliyor muyuz ? Yoksa yiyebilmek için tam gaps diyetini mi beklememiz gerekiyor?

Tam giriş diyetini beklemelisiniz.

Sizden peynir konusunda açıklayıcı bilgi rica edeceğim.

“Kitapta beyaz peynir yasak; havarti peyniri, hollanda peyniri, isveç peyniri, limburger peyniri, monterey(Jack) peyniri, muenster peyniri, port du salut peyniri, rokfor peyniri (isimlerini kitap ile birlikte ilk defa duymaktayım) izin verilen gıdalar arasında sayılmış. Benim merak ettiğim şudur; tulum peyniri, kaşar peyniri, eski kaşar, ezine peyniri vb. piyasada kolayca ulaşabileceğimiz peynirlerin bu diyetteki durumu nedir? Sizden peynir konusunda açıklayıcı bilgi rica edeceğim. Kitapta beyaz peynir yasak; havarti peyniri, hollanda peyniri, isveç peyniri, limburger peyniri, monterey(Jack) peyniri, muenster peyniri, port du salut peyniri, rokfor peyniri (isimlerini kitap ile birlikte ilk defa duymaktayım) izin verilen gıdalar arsında sayılmış. Benim merak ettiğim şudur; tulum peyniri, kaşar peyniri, eski kaşar, ezine peyniri vb. piyasada kolayca ulaşabileceğimiz peynirlerin bu diyetteki durumu nedir.”

Bu soruyu bütün GAPS Kitap okuyucuları soruyor. GAPS Kitabı İngilizceden Türkçeye birebir çevrildiği için tanımadığımız ve adını ilk defa duyduğumuz peynirler listede yer alıyor. Dr.Natasha Campbell McBride Türkiye’ye geldiğinde “Doğal ve yeterince fermente olma koşuluyla bütün Türk Peynirleri GAPS Diyetine uygun” dediler. Tulum peyniri, ezine peyniri, eski kaşar bu tanıma uyuyor. Bundan çok daha önemlisi bağırsakların süt proteini olan kazeini sindirebilir olması gerekir. İyi sindirilmeyen kazein, morfin benzeri yapısı olan kazomorfin olarak kana karışması durumunda beyin için tehlikeli bir nörotoksindir. Şizofreni ve otizm hastalarının idrarlarında kazomorfin bulunması, şizoit ve otistik semptomlarla örtüşmektedir. Süt ürünlerine başlama planını uygulamak, giriş diyetiyle de bütün semptomlar ortadan kalktıktan sonra yoğurt, peynir vb. süt ürünlerini dikkatlice diyete dahil etmek ve semptomları kontrol ederek ilerlemek en güvenli yoldur. Bazı şizofreni vakalarının ömür boyu süt ürünlerinden uzak durması gerekebilir.

AŞAĞIDAKİ SORULAR, GAPS HASTALARI TARAFINDAN, DR.NATASHA CAMPBELL-McBRIDE’A SORULAN SORULAR VE BU SORULARA DR.CAMPBELL McBRIDE’IN VERDİĞİ CEVAPLARDIR (www.gaps.me SİTESİNDEN ALINMIŞTIR) 

   Anti besinler: 

Besinlerde bulunan fitat ve diğer anti besinlere ilişkin bir soru:
Tüm besinlerde insan bağırsağına ve vücudun geri kalanına zarar verebilecek maddeler bulunur. Bitkilerde fitat, lektin, oksalat, salisilat, fenol ve kim bilir başka neler bulunur. Hayvansal besinler çoğunlukla her biri alerjiye neden olabilecek proteinlerden oluşur. O halde, bunlardan uzak mı durmalıyız? Bu, yaşamımızın belirli bir anında neyi sindirebildiğimiz ve hazmedebildiğimizle ilgilidir. Kendilerinin sağlıklı olduğunu düşünen insanların bile yaşamlarında kuvvetten düştüğü veya stres altında olduğu zamanlar vardır. Bu dönemler sindirim sisteminizin hassas olduğu ve sindirimi zor olan besinlerden uzak durmanız gereken dönemlerdir. GAPS Giriş Diyeti insanların kolay sindirilebilir besinler alarak bağırsaklarını iyileştirmesini sağlar, böylece ilerleyen zamanlarda sindirimi biraz daha zor besinleri güvenli bir şekilde tüketebilirler.

GAPS kitabında, diğer sebzeler arasında karalahana, ıspanak ve lahana gibi yeşil yapraklı sebze sularını içmeyi öneriyorsunuz. Ancak, anladığım kadarıyla bazı sebzeler anti besinler içeriyor ve bu nedenle bunların pişirilmiş olarak tüketilmesi gerekli (örneğin, pişmiş ıspanağın oksalat içeriği azalır). Bu durumda, bu sebzelerin sularını içmek nasıl bir fayda sağlayacaktır?
Bitkisel ve hayvansal besinler dahil tüm besinler anti besin içerir. Güzel olan şey şu ki, ıspanak yalnızca oksalatlardan oluşmaz, aynı zamanda doğal bir denge çerçevesinde yüzlerce başka madde içerir. Bu maddelerden bazılarının kanseri önlediği ve karaciğeri temizlediği bilinir; eğer ıspanağı pişirirseniz, bu maddeler yok olacaktır. Yine de, ıspanaktan yalnızca sebze suyu yapmayız, başka sebze ve meyveler de ekleriz ve hatta daha iyi dengelesin diye sebze suyuna çiğ yumurta ve ekşi krema da ekleyebiliriz. Bu tamamen denge ve kişisel duyarlılıkla ilgilidir. Eğer kişinin oksalatlara karşı özel bir duyarlılığı varsa (örneğin, idrarda yanma), bağırsak oksalat içeren besinleri işleyecek kadar iyileşinceye dek bu besinlerden uzak durulmalıdır. Ancak, herhangi bir duyarlılık söz konusu değilse, yalnızca içerisinde anti besin bulunduğu için ıspanak, lahana veya brokoli ya da diğer besinlerden uzak durulmasına gerek yoktur.

Kan şekeri problemleri, diyabet

Hangi yeme yöntemi vücut için en az strese neden olur, sık sık az yemek mi yoksa üç veya daha az sayıda doyurucu öğün yemek mi?
Sık sık az yemek GAPS sendromlu insanlar gibi kan şekeri problemi olan kişiler açısından daha uygundur. Her öğünde bolca hayvansal yağ tüketirseniz, kan şekeri seviyeniz gün boyunca sabit kalacaktır. Çalışıyor ve her daim yemek yiyemiyorsanız, az miktarda bal ve tereyağı atıştırın (işyerine bir kavanoz götürebilirsiniz veya arabada bulundurabilirsiniz). Bunun dışında, Hindistan cevizi yağı ve taze fındık da atıştırabilirsiniz (tabi bağırsağınız fındık için hazır olduğunda). Kan şekeri problemi olmayan sağlıklı insanların ana öğünlerden önce acıkması daha iyidir, bu nedenle atıştırmak onlar için gerekli değildir.

Kişi kandida sorunları olan bir hipoglisemi hastasıysa, karbonhidratı nereden alabilir?
Kabak, pişmiş havuç vb. gibi izin verilen karbonhidratların hepsinde çok yüksek bir Gastrointestinal seviye gözlenir ve meyveler de tehlikeli olabilir ve bazılarında düşük gastrointestinal seviye gözlenmesine rağmen tahıl ve baklaların sindirimi de zordur. İt üzümü/sülfür hassasiyeti olasılığını da atın ve görünen o ki karbonhidrat almak mümkün değil.

Doğrusunu söylemek gerekirse, karbonhidrat gerekli olmayan bir makro besindir. Protein ve yağ tüketimi bizler için gereklidir, karbonhidratlar ise değil. Kandida hastası insanlar karbonhidrat içeren diyetten ziyade yüksek yağ ve yüksek protein içerikli diyet yapar. Et ürünlerinde glikojen formunda bazı karbonhidratlar vardır, bu nedenle bir parça et (yağlı bir et tabii ki) ile yalnızca protein ve yağ değil aynı zamanda bazı karbonhidratları da tüketmiş olacaksınız. Değişken kan şekeri seviyesine sahip kişiler genellikle yalnızca hayvansal besin içerikli diyet yapar, bitkisel besinler almazlar: Bu kişiler et, balık, kabuklu deniz ürünleri, yumurta ve farklı karışımlar halinde süt ürünleri tüketir.

GAPS Diyetinde insülin direnci olan hastalara yönelik herhangi bir değişiklik yapılması gerekli midir?

GAPS Diyeti kompleks karbonhidrat içermediği için tip iki diyabet hastası, obezite ve diğer insülin direnci türlerine sahip kişiler için oldukça faydalıdır. Bu problemlere sahip kişilerin karbonhidrat tüketimlerini sınırlamaları gerekir, bu nedenle bu kişiler bal veya SCD tatlı tüketimini abartmamalıdır. Bu kişilerin, kan şekerlerini doğru seviyede tutmak için bol miktarda hayvansal yağ almaları önemlidir. Bunun için, gün boyunca bir buçuk saatte bir birkaç yemek kaşığı hindistan cevizi yağı, işlenmemiş tereyağı veya ev yapımı ekşi krema tüketmelerini öneririm. Taze sıkılmış meyve suları bünyesinde çok şeker barındırır: bu şekerleri yağ ve protein ile dengelemek için, meyve suyunu 1-2 çiğ yumurta ve 1-2 yemek kaşığı ev yapımı ekşi krema veya işlenmemiş tereyağı veya hindistan cevizi yağı ile karıştırın (kişi başı). Meyve suyunu yumurta ve yağ ile karıştırdığınızda, meyve suyunun ne kadar tatlı olduğu konusunda endişelenmeniz gerekmez: Havuç, pancar, elma ve ananas suyu yapabilirsiniz. Şeker krizi tutan veya kan şekerini kontrol etmede zorluklar yaşayan kişiler için işlenmemiş tereyağı veya hindistan cevizi yağını bir parça işlenmemiş bal ile karıştırıp tatlandırmaları iyi bir fikirdir; bu karışımı önceden hazırlayabilir ve gün boyunca tüketebilirler. Bu karışım tedavinin ilk aşamalarında kendinizi toparlamanıza yardımcı olacaktır. Şeker krizi geçtikten sonra, hiç bir şey yemeksizin öğün aralarında kan şekerinizi normal seviyelerde tutabilirsiniz.

GAPS Diyeti diyabeti tedavi etmeye ve önlemeye faydalı olacak mı?
Evet! Tip bir ve tip iki olmak üzere iki tür diyabet vardır. Tip bir vücudun pankreastaki insülin üreten hücrelere saldırdığı ve bu hücreleri yok ettiği otoimmün bir bozukluktur. Otoimmünite bağırsakta meydana gelir. GAPS Programı sonrası bağırsak iyileşecek ve bağışıklık sistemi yeniden yapılanacaktır. Deneyimlerime göre, hasta tedavi süresince ilerleme kaydettikçe, bu kişi insülin dozunu yavaşça azaltabilir ve birçok vakada enjeksiyonları tamamıyla durdurabilir. Tip iki diyabete sürekli olarak işlenmiş karbonhidrat tüketimi nedeniyle vücudun insüline karşı dirençli hale gelmesi neden olur. GAPS Diyeti tüm işlenmiş karbonhidratları çıkarır böylece vücut hasarı iyileştirebilir ve diyabeti yok edebilir. Kişi hayatının geri kalanında düşük karbonhidratlı beslenme diyetine bağlı kaldığı sürece, diyabet nüksetmeyecektir.

GAPS Diyetini kendi pediatristlerine gösteren birçok ebeveyne diyetin çok düşük karbonhidrat içerdiği ve bunun çocuk için zararlı olabileceği söyleniyor?
Tıp doktorları, dünyada beslenme tavsiyesi için danışılacak son insanlardır. Tıp fakültelerinde beslenmeyle ilgili eğitim verilmez, bu nedenle doktorunuz herhangi bir insanın bilebileceğinden fazlasını bilmez ve bilgilerini ana akım medyada yer alan gıda sanayisi reklamlarından edinirler. Gıda sanayisinin finanse ettiği “bilimin” kontrolü altında olan beslenme dogması protein ve yağları zararlı olarak gösterir, bu nedenle protein ve yağların yerini alması için karbonhidrattan başka bir şey kalmaz. Bu nedenle, toplumumuz onlarca yıldır herkesin bol miktarda karbonhidrata ihtiyaç duyduğu şeklinde propagandalara maruz bırakılmış ve herkes gibi doktorların da beyinleri bu yönde yıkanmıştır. Açıkça söylemek gerekirse, karbonhidratlar insanların olmadan da sağlıklı bir şekilde yaşayabileceği tek makro-besindir. Ancak, bizler besin kurumu tarafından kötülenen protein ve yağlar olmadan yaşayamayız.

GAPS Diyeti fruktoz malabsorpsiyonunu iyileştirir mi veya bunun için GAPS Diyetinde değişiklik yapmak gerekir mi?
Bu hastalık lakoz intoleransı ve birçok şeker intoleransının yanı sıra GAP Sendromunun da bir parçasıdır. Niçin? Çünkü anormal bağırsak florası bulunan kişilerde enterositler (bağırsağın içini kaplayan hücreler) zarar görür ve temel fonksiyonları olan şeker sindirimini gerçekleştiremezler. Yüksek früktozlu mısır şurupları piyasaya çıktıktan sonra fruktoz malabsorpsiyonun adı duyulmaya başlanmıştır, bu şurup sağlığa son derece zararlı, işlenmiş bir tatlandırıcıdır. Ancak, üretimi üreticiler açısından ucuz ve çok karlı olduğu için, bugünlerde birçok işlenmiş besin ve içecek bununla tatlandırılır. GAPS Diyeti çift şekerleri çıkartır ve diyeti değiştirmeye gerek yoktur. Size özellikle fruktoz malabsorpsiyon teşhisi konulduysa, ilk olarak meyve ve baldan uzak durabilirsiniz. GAPS Giriş Diyetini uyguladıkça, enterositleriniz iyileşmeye başlayacak ve bal ve meyve ile yeniden buluşabileceksiniz.

Pişirme

Et suyu yaparken GAPS kitabında belirtilen kısa pişirme süresi ile WAPF tarafından önerilen uzun pişirme süreleri arasında besin farklılığı var mıdır? Bir de, pişirme sırasında sirke ekleme konusunda ne düşünüyorsunuz?
GAPS kitabında, et suyunun nasıl yapılacağını açıkladım. Et suyu ve kemik suyu arasında bir fark vardır. Et suyu kemikli çiğ et ile yapılır ve etin yenilebilmesi ve iliğin kemikten çıkartılıp tüketilebilmesi için etin uzun süre güzelce pişirilmesi (2-3 saat) gereklidir. Bu şekilde yapılan et suyu genellikle temiz ve lezzetlidir ve mükemmel bir besin değerine sahiptir: özellikle amino asit açısından zengindir. Kemik suyu çiğ, pişmiş veya karışık kemiklerden yapılır (çoğu insan öğünlerindeki pişmiş kemikleri toplar, dondurucuda bekletir ve kemik suyu yaparken onları kullanır). Mineralleri kemiklerden çıkarmak için suya sirke ekleriz. Et suyunda özel bir lezzet aramıyorsanız, et suyuna sirke eklemenize gerek yoktur. Kemik suyu et suyundan farklı bir besin bileşimine ve farklı bir lezzete sahip olabilir. Ancak, her ikisi de faydalıdır ve GAPS Diyetinde kullanılmalıdır.

GAPS Diyeti ve SCD çölyakı, Crohn hastalığını ve gluten intoleransını iyileştiriyor mu yoksa bunları yönetiyor mu, bu konuyu anlayamadım. Örneğin, iki yıl boyunca GAPS Diyetini başarılı bir şekilde uygulayan bir çölyak hastası daha sonra gluten tüketebilecek mi? Veya sınırlı miktarlarda tüketirse glutene karşı daha mı az duyarlı olacak? Veya gluten tüketmemeye devam edecek ve çölyak semptomlarını bu şekilde mi önlemiş olacak?
SCD ve GAPS Diyeti çölyak hastalığını ve diğer inflamatuvar bağırsak hastalıklarını yönetmekle kalmaz, bunları da tedavi de edebilir. Tabiî ki, her birey farklıdır ve iyileşme süreleri farklı olacaktır. Sindirimle ilgili semptomlarınız tamamen yok olduğunda ve en az altı ay boyunca görülmediğinde, ev yapımı maya yapmayı deneyin. Unu kefir veya yoğurt ile yeterince uzun süre fermente ettiğimizde, unda bulunan gluten, nişasta ve diğer maddeler faydalı kefir veya yoğurt mikropları tarafından önceden hazmedilir, bu durum sindirim sistemlerimizin unu daha kolay bir şekilde sindirmesini sağlar. Bu aşamaya hazır olup olmadığınızı test etmek için, mayalı hamurdan krep yapın: İnce bir krep hamuru elde edene kadar organik beyaz buğday ununu ev yapımı kefiriniz veya peynir altı suyu ile karıştırın ve 2-3 gün boyunca sıcak bir ortamda fermente edin; daha sonra karışıma birkaç yumurta, tuz ve biraz eritilmiş hayvan yağı ekleyin ve ince krepler yapın.

Bu kreplerden bir veya iki tane yiyin ve daha sonra 4-5 gün boyunca sindirim sisteminizi gözlemleyin: şayet herhangi bir şey olmadıysa, artık mayalı ürünler yemeye hazırsınız demektir.

Mayalı ekmek yapmak için organik beyaz buğday ununu tuz ve ev yapımı kefir veya peynir altı suyunuzla karıştırın; karışımı ellerinize yapışmayacak kıvama gelene kadar iyice yoğurun; hamuru bir kaba yerleştirin ve üzerine biraz yağ uygulayın (böylece hamurun üst kısmı kurumayacak), ve fermente olması için 2-3 gün boyunca sıcak bir ortama koyun (zamanla doğal olarak şişecektir),180-200°C’ye ayarlanmış fırında (355-390°F) 20-35 dakika pişirin (pişip pişmediğini kuru bir bıçakla kontrol edin). Kepekli unlar çok fazla anti besin içerikli lif içerdiği için ve sindirim sisteminiz henüz bunlara hazır olmayabileceğinden, kendi mayalı hamurunuzu yaparken yalnızca beyaz un kullanın. Başlangıçta, yalnızca ev yapımı mayalı ekmek veya krepler yapın (birkaç ay boyunca). Bunlara toleransınız iyice geliştiyse, küçük bir parça mayalı hazır ekmek yemeyi deneyebilirsiniz.

Et suyu hazırlamayı hızlandırmak için eski moda bir düdüklü tencerenin kullanılması hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Düdüklü tencere besini belli ölçüde yıkıma uğrattığı için kullanılmasını önermiyorum. Besini düşük ısıda yavaşça pişirmek daha iyi olacaktır.

Fırında pişirirken yağlı kağıt kullanmak güvenli midir?
Kısaca evet. Kağıtta teoride problemli olabilecek şeyler olduğundan eminim, ancak pişirme kağıdına reaksiyon gösteren hiç kimseyle karşılaşmadım.

Karabuğday, kinoa ve darı tüketmeye başladığımızda, bunların hepsinin mi fermente olması gerekir yoksa yalnızca karabuğdayın mı fermente olması gerekir?
Lütfen, kitabın yeni basımında syf. 160’ta bulunan GAPS Diyetinden Çıkış bölümünü okuyun. Tarif bölümünde tahılların fermente edilmesine ilişkin bir tarif bulunuyor (syf. 195). İlk olarak yalnızca karabuğdayın değil tüm tahılların fermente edilmesini öneririm.

Fırında pişirirken kabartma tozu kullanımını önermiyorsunuz. Niçin?
GAPS hastaları hemen hemen her zaman düşük mide asidi üretimine sahiptir. Kabartma tozu güçlü bir alkalidir ve mide asidini çok fazla düşürür. Bu konuyu tam olarak anlamak için lütfen GAPS kitabının Sindirim Enzimleri bölümünü inceleyin.

Bütüncül bir şirketten biraz lahana turşusu aldım ve bağırsağımda çok fazla gaz ve ekşimeye neden oldu. Şirket bana lahana turşusunun tamamen doğal ve organik olduğunu belirtmişti. Kendi lahana turşumu yaptığımda, bu semptomlara rastlamadım. Niçin?
Aldığınız lahana turşusu yeterince uzun süre fermente olmamıştır. Fermantasyon süreci tamamlanmamıştır, lahanada mikrobiyal aktiviteyi bastıracak ve fermantasyonu durduracak kadar laktik asit birikmiştir. Lahana ve diğer sebzeler hala fermente oluyorsa, sindirim sisteminizde de fermente olmaya devam edecektir ve bu gaz oluşumuna neden olacak ve size rahatsızlık hissi verecektir. Bu durum lahana turşusu, kimchi yemeği ve tüm diğer fermente edilen sebzeler için de geçerlidir. Lahana turşusu fermantasyonunun tamamlanması oda sıcaklığında 2-3 haftayı bulur, kimchi ve diğer sebze karışımları için ise daha fazla zaman gerekebilir. Fermantasyonun tamamlandığını nasıl anlayacağız? Gaz üretimi durur, sebzelerin tadı ekşi olur ve kurusalar bile oda sıcaklığında veya buzdolabında bozulmazlar.

Süt Ürünleri
Hangi sütü kullanmak daha iyidir, inek sütü mü keçi sütü mü?
Buna kesin bir cevap vermek zordur; kimi insanlar inek sütünün daha iyi olduğunu düşünürken, diğerleri keçi sütünün daha faydalı olduğunu savunur. Ne olursa olsun her zaman yöresel-organik olan, pastörize edilmemiş ve işlenmemiş süt bulabilirsiniz. GAPS hastalarının sütün kendisini denemeden önce ilk olarak aşama aşama ev yapımı fermente edilmiş süt ürünlerini tüketmeleri gerektiğini unutmayın.

GAPS kitabında, süt ürünlerine çok yavaş bir geçiş sürecini öneriyorsunuz, ancak Diyete Giriş bölümünde başlangıçta ev yapımı yoğurdu öneriyorsunuz. Niçin?
Deneyimlerime dayanarak, GAPS sendromlu kişilerin çok büyük bir yüzdesinin ilk andan itibaren iyi fermente olmuş ev yapımı peynir altı suyu ve yoğurdu tolere edebildiği gördüm. Bununla birlikte, bu bazı kişiler için geçerli değildir. Bu nedenle, süt ürünlerine başlamadan önce duyarlılık testi yapın. Duyarlılık testinde herhangi bir reaksiyon çıkmazsa, ev yapımı yoğurdunuzdan damlayan peynir altı suyunu deneyin (damlama yöntemi sindirimi zor olan bazı proteinleri ortadan kaldıracaktır): çorba veya et suyuna günde 1 çay kaşığı peynir altı suyu ekleyerek başlayın. 3-5 gün sonra günde 1 çay kaşığı peynir altı suyu miktarını 2 çay kaşığına yükseltin ve hastanız günlük öğünlerinde yarım fincan peynir altı suyu alana kadar böyle devam edin. Bu aşamada, günde 1 çay kaşığı ev yapımı yoğurdu eklemeyi deneyin (damlatmadan), günlük miktarı aşama aşama artırın. Yoğurdun ardından, ev yapımı kefiri deneyin. Kefir yoğurttan çok daha serttir ve genellikle daha belirgin bir die-off reaksiyonu yaratır. Bu nedenle, kefire başlamadan önce ilk olarak yoğurda aşina olmanızı öneririm. Hastanızın yoğurda karşı bir reaksiyonu yoksa en baştan kefiri tüketmesine izin verebilirsiniz. Giriş Diyeti bölümünü es geçen ve süt ürünlerine açık bir şekilde reaksiyon gösteren kişiler, lütfen GAPS kitabının 121-127 sayfalarında yer alan Süt Ürünlerine Giriş/Yapısı bölümünü incelesinler.

Taze (çiğ) süt nedir? Güvenli midir?
Doğrudan inekten (keçi veya koyun) alınan süttür, pastörize edilmemiştir, homojendir veya başka bir şekilde karıştırılmıştır. Tamamen hayat dolu olduğu için buna taze süt diyorum. Sindirim sisteminize çok fazla iş yükü bindirmeyip sütü kendisi sindirecek enzimlerle doludur. Örneğin, laktozu sindiremeyen birçok kişi herhangi bir problem yaşamadan taze sütü hazmeder. Taze süt fiziksel ve biyokimyasal biçim ve formda vücudumuzun ihtiyacı olan canlı vitaminler, amino asitler, proteinler, esansiyel yağlar ve diğer birçok besinle doludur. Sütü pastörize ettiğimizde, içindeki bu besinleri yok ederiz, onların biyokimyasal ve fiziksel yapısını değiştiririz ve bu durum onları sindirmemizi ve hazmetmemizi zorlaştırır, bunun neticesinde de alerjiye ve diğer problemlere neden olur. Binlerce yıldır insanlar bebeklerine oldukça faydalı olan, doğrudan inekten alınan taze sütü vermiştir ve hiç bir problemle karşılaşmamışlardır. Ne zaman ki bebeklerimize işlenmiş süt vermeye başladık o zaman problem yaşamaya başladık. Dünyanın birçok ülkesinde insanlar hiç bir problem yaşamadan bebeklerine çiğ taze süt vermeye devam etmektedir. Bebeklerinin pastörize edilmiş, kaynatılmış, homojenleştirilmiş veya başka bir şekilde işlenmiş süte ihtiyacı olmadığını ve bebeklerinin işlenmiş sütten dolayı hastalanacağını düşünüyorlar.

Öyleyse, sanayi sütlerimizi niçin pastörize ediyor? Çünkü taze sütten bazı ciddi enfeksiyonların kapılma riski mevcuttur. Bununla birlikte, bu enfeksiyonlar yalnızca enfekte olan ineklerden kaynaklanır. Eğer inek sağlıklıysa, merada otlanıyorsa ve bir veteriner tarafından düzenli olarak muayene ediliyorsa, sütte enfeksiyon bulunma riski yoktur. Aslında, Salmonella, E. Koli ve diğer birçok zararlı mikrop taze sütte yaşayamaz; sütte doğal olarak bulunan faydalı bakteriler, enzimler ve bağışıklık kompleksleri tarafından yok edilirler. Yine de, bu patojenik mikroplar pastörize süte girerse, enzim ve faydalı bakteriler pastörizasyon ile yok edilebileceği için sütün içinde gelişir. Bu nedenle, pastörize süt tüketirken bu enfeksiyonların saldırısına uğrarız. Batıdaki tüm sütler pastörize edildiği için, çiftçilerin kendi ineklerinin sağlıklarına titizlikle dikkat etmeleri zorunlu değildir: inek hastaysa ve sütüne enfeksiyon geçmişse, pastörizasyon bu enfeksiyonu yok edecektir. Şanslıyız ki, daha titiz bir yaklaşım benimseyen süt ürünleri çiftçilerinin sayısı giderek artmaktadır: ineklerinin sağlıklarıyla ilgileniyor ve sonuç olarak müşterilerine enfeksiyon riski taşımayan organik taze süt sağlayabiliyorlar. Dükkanlarımızda bulunan sütler “taze” değil ve GAPS sendromlu kişiler tarafından asla tüketilmemelidir.

Bizlere faydalı hale getirmek için faydalı bakterilerle fermente ederek yeniden taze hale getirmek zorundayız. GAPS hastaları ilk günlerde bile taze süt içemezler, taze süt denemeden önce fermente edilmiş tüm süt ürünlerini tüketmiş olmalıdırlar (aşamalı olarak ve yavaşça). Taze süt hakkında detaylı bilgi elde etmek için realmilk.com adresine bakın.

Yoğurt ve kefir arasındaki farklar nelerdir?
Yoğurt lakto-bakteriler ile yapılır.  Oldukça hafiftir ve daha ılımlı bir die-off reaksiyonu oluşturur. Bu nedenle ilk önce yoğurtla başlamanızı öneririm. Kefir faydalı bakteriler dışında faydalı mayalar da içerir. GAPS hastalarının çoğunluğunun vücudunda aşırı patojenik maya büyümesi vardır. Sağlıklı bağırsak florası bol miktarda faydalı maya içerdiğinden, “kötü” mayayı atmak için, bağırsağa “iyi” maya vermemiz gerekir. Kefir bunu yapmaya yardımcı olur ve sonuç olarak özellikle şiddetli fazla maya büyümesi olan insanlarda daha sert bir die-off reaksiyonu oluşturur. Bu nedenle, yoğurdu en azından günde 1 fincan seviyesine ulaşana kadar öncelikle yavaş yavaş denemenizi ve kefiri aşama aşama yoğurda ekleyerek (birkaç gün boyunca günde 1 çay kaşığı, daha sonra günde 2 çay kaşığı vb.) başlamanızı öneririm. İlk günlerde yoğurt veya kefir şiddetli bir reaksiyon üretirse, onları damlatmanızı ve peynir altı suyundan başlamanızı öneririm (açık sarı bir sıvı damlayacaktır). Peynir altı suyu daha az süt ürünü proteini içerir ve genellikle iyi tolere edilir. Peynir altı suyu bağırsakta iyileşme sürecini başlatacaktır ve bağırsak duvarını yoğurt veya kefire hazırlayacaktır.

Süt ürünleri proteini hakkında ne düşünüyorsunuz? Otistik insanlara yönelik çoğu diyet süt ürünlerini önermez.
Otistik ve diğer GAPS sendromlu insanların bağırsak duvarı zarar görmüştür, bu nedenle süt ürünleri proteinler dahil çoğu protein absorbe olmadan önce düzgün bir şekilde sindirilme şansına sahip değildir. Bu açıdan süt ürünleri protein kazeinini oldukça iyi incelenmiştir; ancak diğer birçok protein henüz incelenmemiştir (gluten hariç). Kısmen sindirilen bu proteinler başta beyin olmak üzere vücutta hasara neden olur. Bağırsak kaplamaları iyileşmeye başladıkça, bu durum iyileşir. Fermantasyon süreci süt ürünleri proteinlerini önceden hazmettiği için, GAPS Diyetinde yalnızca fermente edilmiş süt ürünlerine izin verilir. Yoğurt ve kefirin evde yapılması ve fermente eden mikropların sütte bulunan proteinleri gerçekten parçalamasını sağlamak için en az 24 saat boyunca fermente edilmesi gerekir. GAPS beslenme protokolünde yalnızca iyi fermente edilmiş süt ürünlerine (önceden hazmedilmiş) izin verilir ve yavaşça ve dikkatli bir şekilde, adım adım tüketilmelidir. Tedavi boyunca bağırsak duvarı gitgide iyileşir ve sızdırma yapmaz, böylece besinler absorbe edilmeden önce tamamen sindirilir.

Canlı enzimler, probiyotik bakteriler içerdiği ve fiziksel ve biyokimyasal yapısı saf olduğu için, pastörize edilmemiş, işlenmemiş organik süt kullanımı en doğrusudur (doğrudan inek veya keçi ya da koyundan elde edilen). Taze süt bulamıyorsanız, endişelenmeyin ve pastörize edilmiş taze tam organik süt kullanın. Fermantasyon süresince, faydalı bakteriler süte yeniden hayat vermek için ellerinden geleni yapacaktır. GAPS hastaları ilk günlerde taze süt içemezler, taze süt denemeden önce fermente edilmiş tüm süt ürünlerini tüketmiş olmalıdır (aşamalı olarak ve yavaşça). İyileşmiş GAPS sendromlu hastaların büyük bir yüzdesi herhangi bir problem yaşamaksızın taze süt tüketilebilir (ilk olarak fermente edilmiş tüm süt ürünlerini denemişlerdir). Bununla birlikte, asla pastörize süt tüketmemelidirler (iyileşme tamamlandıktan sonra bile)!

Bir gün içerisinde tüketilmesi gereken en uygun kefir veya yoğurt miktarı nedir? Aşırı tüketim problem teşkil edebilir mi?
En uygun miktar kişiye bağlıdır ve Diyete Girişin bir parçası olarak yapılan aşamalı yoğurt ve kefir tüketimi ile bulunmalıdır. Çoğu insan günde 2 fincan yoğurt ve/veya kefir tüketimini yeterli bulur, diğer insanlar ise bunun çok fazla olduğunu düşünür, ancak hastalarımın çoğu günde bundan daha fazlasını tüketmektedir. Aşırı tüketim, eskiden ishale yatkınlığı olan kişinin kabızlığa yatkınlığı olmasına sebep olabilir. Bu bir denge meselesidir. Kabızlık söz konusu olduğunda, sütten ziyade kremanın fermente edilmesini öneririm: birçok insanda kabızlık problemini çözer.

Kefir ne kadar süre fermente edilmelidir? İçinde biraz laktoz kalıntısı var mıdır?
Kefir minimum 24 saat fermente edilmelidir. Fermantasyon doğal bir süreçtir: Bu nedenle %100 tahmin edilemez. Bazı kefir serileri diğerlerinden daha ekşi olabilir ve her serinin içinde farklı miktarlarda laktoz kalıntısı bulunacaktır. Eski kaşar da dahil fermente edilmiş tüm süt ürünlerinde biraz laktoz kalıntısı vardır. Kefire ve diğer süt ürünlerine bağırsağınızdaki laktozu parçalama kabiliyetini veren bağırsak floranızdaki probiyotik mikroplardır.

Aslında, insanların büyük çoğunluğu kendi ev yapımı fermente edilmiş süt ürünlerindeki az miktar laktoz kalıntısıyla sorun yaşamamıştır. Özellikle duyarlılığı olan bireylerde, yoğurt veya kefirin daha uzun süre fermente edilmesini öneririm (36 saat veya fazlası), bu tadını çok ekşi yapacaktır ancak laktoz içeriğini azaltacaktır. GAPS Programında ilerledikçe ve bağırsağınız iyileşmeye başladıkça, fermente etmeksizin taze süt ve kremayı deneme açısından daha fazla laktozu tolere edebileceğinizi görebilirsiniz.

Faydalı bakteriler, yoğurt yaptıktan ne kadar süre canlı kalabilir? Bir yoğurt serisinin tüketilmesi için bir süre penceresi var mıdır? Yoğurt dondurulmalı mıdır?
Hayır, içindeki birçok probiyotik bakteriyi öldüreceği için yoğurdu dondurmamak gerekir. Yoğurt buzdolabında birkaç ay canlı kalabilir; çok yavaş bir şekilde fermente olmaya devam edebilir ve tadı gitgide daha ekşi olur ancak bu sizin için hala iyi olacaktır ve daha fazla yoğurt yapmada bir başlangıç olarak kullanılabilecektir. Bu nedenle, örneğin, tatile gidiyorsanız, yoğurdunuzu buzdolabında tutmanız iyi olur; geri döndüğünüzde tadı çok ekşi olacaktır ancak yine de ondan 24 saat içinde yeni taze bir yoğurt yapabilirsiniz.

Bazı peynirler diyette serbestken bazılar değildir, bunun nedenini söyleyebilir misiniz? Peyniri serbest kılan kriter nedir? Birçoğu GAPS kitabında belirtilmediği için, o peyniri yemenin sorun yaratmayacağını nasıl bilebilirim?
İzin verilen peynirlerin listesi bu konuyu araştıran ve peynirlerdeki laktoz seviyelerini ölçen Elaine Gottschall tarafından verilmiştir. Bununla birlikte, bu yıllar önceydi; peynir üretim yöntemleri sürekli değişiyor ve yeni peynir çeşitleri piyasaya çıkıyor. Bu nedenle, peynir listede yoksa peynirin nasıl yapıldığına bakın. Peynirin geleneksel şekilde fermente edilip edilmediğini ve fermantasyondan sonra başka maddeler eklenip eklenmediğini bilmeniz gerekir. Tüm laktozun ortadan kalkmasına ve proteinin önceden hazmedilmesine yetecek kadar uzun fermente edilen peynirleri tüketmeniz en uygun olanıdır. Vücudunuzun bu peynire hazır olduğundan emin olmalısınız, bu nedenle ilk önce çok küçük bir parça tadın ve ne olduğunu görün; vücudunuz size bunun için hazır olup olmadığını gösterecektir.

Die-off reaksiyonu

Çoğu kişi hala die-off reaksiyonu ile gıda intoleransı arasındaki bilmiyor. Aradaki fark nedir? Örneğin, gazın yediğiniz yemekten mi yoksa yediğiniz yemekten önceki yemekten mi kaynaklandığını nasıl bileceğiz?
Yeni diyette probiyotik veya anti-parazitik, antifungal veya antibakteriyel çözümler uygulamaya başladığınızda, die-off semptomları yeni semptomlar olabilir veya genel semptomlarınızın daha da kötüleşmesi söz konusu olabilir. Gıda intoleransı semptomları diyetinizde yeni besinler tükettiğinizde ortaya çıkar. Belli bir besini rutin olarak yiyorsanız ve bu besinin gıda intoleransını neden olduğundan şüpheleniyorsanız, 3-4 hafta bu besinden uzak durun, daha sonra tekrar yemeye çalışın. Vücudunuz bu besine intoleransınız olup olmadığını size belli edecektir. Gaz oluşumu vakit alır; bağırsaktaki patojenler (genellikle mantarlar) besini gaza dönüştürür. Bu nedenle, gazı oluşturan önceden yediğiniz besinlerdir. Her yemek sindirim sistemine bir itme refleksi gönderir, dolayısıyla bir sonraki yemeğinizi yerken bağırsaktaki gaz çıkmaya başlayabilir.

Hangi semptomlara dikkat etmek gerekir ve hangi semptomlar besinden uzak durmanızı belirten bir işarettir?
Semptomlar die-off reaksiyonuna bağlıysa, yani bu semptomlar probiyotiklerin tüketilmesi, diyete başlanması veya doğal anti-parazitik çözümlerin uygulanması neticesinde başlamışsa, die-off reaksiyonunu yönetilebilir bir seviyede tutarak bu çözümleri aşama aşama artırarak ve diyette aşama aşama ilerleme kaydederek devam edin. Yeni besini tükettikten sonra yeni semptomlar ortaya çıkıyorsa, bu besine hazır değilsiniz demektir (bağırsak kaplamanız hazır değildir). Besinden uzak durun, birkaç hafta diyetle ve probiyotiklerle bağırsak kaplamanızı iyileştirmeye çalışın ve daha sonra yeni besini tekrar deneyin.

Bazı aileler bir die-off reaksiyonu olarak Giriş Diyetinde kusma olduğu bildirdiler. Bu konu ile ilgili olarak ve ailelerin nasıl ilerlemesi gerektiği ile ilgili olarak ne söyleyebilirsiniz?
Kusma hipogliseminin bir belirtisi olabilir: Aşırı maya büyümesi dolayısıyla kişinin diyetinden çoğu karbonhidratı keserken, kan şekerinin çok düşmesi kolaylaşır. Bu durumda, çocuğunuza biraz elma veya portakal suyu verin ve yardımı olup olmadığına bir bakın. Havuçla birlikte taze sıkılmış elma veya portakal suyu en iyisidir, ancak durum acilse, hazır meyve suyu kullanın. Bu önlemin yardımı dokunursa, bu meyve suyunu mide bulantısı ve kusma görüldüğü zaman mümkün olduğu kadar az kullanın (önceden sıkılmış meyve suyunu buz çubuk veya buz küpü halinde hazırlarsanız hemen kullanabilirsiniz). Uzun vadede, diyete bağlı kalın ve çocuğunuzun bolca hayvan yağı tükettiğinden emin olun: hayvan yağları kan şekeri düzeyini düzenleyecektir. İşlenmemiş tereyağı (veya hindistan cevizi yağı) ve tat vermesi için biraz bal ile bir karışım hazırlayın, bir cam kavanoza koyun ve yanınızda gittiğiniz her yere götürün; çocuğun kan şekeri seviyesini korumak için her 20 dakikada bir bu karışımdan 2-3 yemek kaşığı çocuğunuza yedirin. Önceden belirlenmiş yemek saatlerinde ısrar etmek yerine, çocuğun kan şekerini sabit tutmak için sık sık ve küçük miktarlarda (yalatın) yedirin. Die-off reaksiyonu geçince, mide bulantısı ve kusma da geçecektir. Zencefil çayının mide bulanmasına iyi geldiği biliniyor; öğünlerin arasında içecek olarak tüketebilirsiniz.

Birkaç gün içinde probiyotik takviyesinde tedavi dozuna geçtim ve hiçbir die-off belirtisi görmedim. Bu ne anlama gelir?
Vücudunuzun çeşitli toksinleri iyi bir şekilde telafi ettiği ve karaciğerinizin bunları iyi bir şekilde işleyebildiği anlamına gelebilir. Veya duyusal girdileri iyi işleyemediğiniz anlamına gelebilir. Hepimiz farklıyız: bazılarımız akut duyulara sahip ve en küçük ağrıya dahi çok dramatik bir şekilde tepki verebilir; diğer kişiler çok büyük bir rahatsızlığa çok fazla tepki göstermeksizin tolere edebilirler. Çoğu GAPS hastası özellikle otistik çocuklarda görülen yüksek bir ağrı eşiğine sahiptir. Kendilerini çok kötü incitebilirler ve hiçbir reaksiyon gösteremezler, zira ağrıyı olması gerektiği gibi hissetmezler.

Die-off reaksiyonu tehlikeli midir? Hangi semptomlar yavaşlamanız gerektiğini belirten uyarılardır? GAPS Diyeti bir sağlık uzmanının denetimi altında mı yapılmalıdır?
Bir sağlık profesyoneli ile çalışmak daima iyi bir fikirdir. Ancak, dünya çapında binlerce kişi GAPS Diyetini kendi başlarına uygulamış ve çok iyi sonuçlar elde etmiştir. Die-off reaksiyonu çok bireyseldir ve hastalığın şiddetine göre değişir. Şiddetli bir hastalıkla karşı karşıyaysak, die-off reaksiyonu çok ciddi olabilir ve besinleri ve probiyotikleri yavaş yavaş işin içine dahil ederek kontrol edilmelidir.

Die-off sırasında detoks için aktif kömür, kil veya C vitamini kullanımını tavsiye ediyor musunuz veya destekliyor musunuz?
Evet, çoğu kişi bu çözümleri denemekte ve faydalı bulmaktadır.

En küçük miktarda probiyotik besin veya takviye dahi bende şiddetli bir şişkinliğe, bitkinliğe ve ağrıya sebep oluyor. Probiyotik alamıyorsam diyeti nasıl uygulamam gerekir? Probiyotiklerin tavsiye edilmediği durumlar var mıdır?
ME, kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji ve hastayı güçten düşüren diğer hastalıklardan muzdarip kişiler genellikle probiyotik tüketirken zorluk yaşarlar. Bunun sebebi die-off etkisidir: bu hasta grubunda o kadar şiddetlidir ki hastalar bununla başa çıkmakta çok zorlanırlar. Çok küçük bir miktar ile başlayın ve çok yavaş bir şekilde artırın. Probiyotik kapsülün 1/18’i ile başlayan (veya bir keskin bıçağın ucuna sığacak kadar bir miktar ile başlayan) hastalarım var, günde bir kapsülü almaları aylar sürebiliyor. Aynı şey fermente besinler için de geçerli, 5-7 günde birçok küçük bir miktar ile başlayın, vücudunuz bu miktara alıştıkça, biraz daha sık almaya başlayın. Her gün bu küçük miktarı alabildikten sonra, dozu artırmaya başlayın. Bu şekilde çok yavaşça ilerleyin. Probiyotikleri besin veya takviye şeklinde tüketmeniz önemlidir. Yavaş yavaş başlamaya özen gösterin.

Uykusuzluk yaygın bir die-off yanıtı mıdır? Uykusuzlukla başa çıkabilmek için tavsiyeniz var mı?
Sağlıksız bağırsak florasının faaliyetinden kaynaklı birçok toksin beyindeki nörotransmitterlerimizi bozar. Nörotransmitterler serotonin, adrenalin, dopamin, melatonin, endorfin gibi beyin hücrelerinin birbiriyle iletişim kurmak için kullandığı kimyasallardır, şu ana kadar keşfedilmiş yaklaşık yüz kadar nörotransmitter bulunmaktadır. Die-off reaksiyonu normalden daha fazla toksin salar ve kişinin halihazırda nörotransmitter bozulma sorunu varsa, durum daha da kötüleşir. Nörotransmitterlerin fonksiyonlarından biri uykuyu düzenlemektir. Serotonin, GABA ve melatonin uyku ve rahatlama ile ilgili üç nörotransmitterdir, uykusuzluk sorunu varsa takviyelerle bu transmitterlerin üretimini artırmak iyi bir fikir olacaktır. Serotonin üretimini geliştirmek için, bir amino asit 5HTP’ye (5-hidroksitriptofan), GABA için taurine ve glutamine ihtiyacımız var. Bu amino asitler nörotransmittere dönüştürülmek için eşfaktörlere ihtiyaç duyarlar, örn.: niyasin, B6 vitamini, folik asit, biyotik, çinko, magnezyum, B1 vitamini, B12 vitamini ve pantotenik asit. Piyasada, tüm bu bileşenleri ve ayrıca 100mg 5HTP, 500mg glutamin ve 500mg taurin içeren takviyeler bulunmaktadır. Daima düşük bir dozla başlayın ve aşama aşama dozu artırın; optimal doz oldukça bireyseldir. Çoğu kişide, yalnızca serotonin ve GABA üretimini artırmak uykusuzluğu çözmeye yeterlidir. Eğer yeterli gelmezse, melatonin eklemeye çalışın. Melatonin gece beyinde üretilir, ancak karanlıkta bunu üretmek için gün boyunca iyi bir ışık dozuna ihtiyacımız var. Her gün parlak güneş ışığı altında biraz vakit geçirmek melatonin üretiminizi artıracaktır (güneş gözlüğü takmayın, ışık beyne gözlerden geçerek ulaşır). Melatonin takviyeleri satın alınabilir; uyumadan önce düşük bir doz (1-3mg) ile başlayın, bir fark yaratmıyorsa, dozu yavaş yavaş artırın.

GAPS hastalarında yaygın birer semptom olan kalp atım hızı ve tansiyon konularında sempatik ve parasempatik sinir sisteminin rolünü açıklayabilir misiniz? Buna ne neden olur ve GAPS Protokolünde bu konuda ne yapılması gerekir? Altta yatan nedenlere inerek, düşük tansiyon ve yüksek kalp atım hızını kontrol altında tutmak için verebileceğiniz bir tavsiye var mı?
Otonomik sinir sistemimiz çok karmaşıktır; sempatik ve parasempatik sistemler tüm organlar ve sistemler için çok iyi ve hassas bir düzenleme sağlar. Genel olarak, sempatik sinir sistemi tansiyonu ve kalp atım hızını artırırken, parasempatik sinir sistemi tam tersini yapar (durum bu kadar basit olmasa da, rolleri değiştikleri iki durum söz konusudur).

Tansiyon yüksekse, kişinin magnezyuma ihtiyacı var demektir. Bu nedenle, meyve, sebze ve yeşillik alımınızı artırın, bunlarla taze sıkılmış sular hazırlayarak için. Bağırsağınız deniz yosununa hazırsa, deniz yosunu yemek de yardımcı olabilir. Epsom tuzu ile banyo yapmak da yardımcı olacaktır. Sıcak mevsimde, terleme yoluyla çok fazla magnezyum kaybederiz, bu nedenle sıcak mevsimde magnezyumun yerini doldurmanız gerekir. GAPS Milkshake’i magnezyumu daha iyi emmenize ve kullanmanıza imkan tanıyacaktır. GAPS milkshake’i yapmak için, taze sıktığınız meyve—sebze suyuna 2 çiğ yumurta ve biraz ekşi krema (veya hindistan cevizi yağı) ekleyin ve çırpın. Magnezyum takviyeleri de yardımcı olabilir; amino asit magnezyum şelatlarını seçin.

GAPS hastalarında, düşük tansiyon genellikle bağırsakta histamin üretene mikropların aşırı büyümesine bağlıdır. Kişi die-off reaksiyonu yaşıyorsa, daha fazla histamin açığa çıkar, bu nedenle tansiyon daha da düşer. Tansiyon çok düşerse, kalp atım hızı artabilir ve çarpıntı ve düzensiz kalp atımına neden olabilir. Kadınlarda, adet döngüsünün ikinci yarasında patojenler kendilerini daha güçlü hisseder ve daha fazla histamin üretir, bunun sonucunda da tansiyon düşer ve çarpıntıya, fenalaşmaya, mide bulantısına, baş ağrısına ve ruh halinin değişken olmasına neden olabilir. Bu adet döngüsünün ikinci yarısında bir bağışıklık baskılayan hormon olan progesteronun baskın olmasından kaynaklanır, bağışıklık sistemi baskılandığı için patojenler daha da fazla büyür. Bu nedenle, tansiyonunuzun çok fazla düşmesini önlemek için patojenleri kontrol altında tutmak önemlidir. Bu yüzden, adet döngüsünün ikinci yarısında, meyve ve balı azaltın, daha fazla et, balık, yumurta ve yağ tüketin. Tansiyonunuzu yüksek tutmak için, kahve enemasıkullanın ve kaliteli organik kahve için (öğütülmüş kahveden taze yapılmış).

Tansiyon ve kalp atım hızını düzenlemede bir diğer önemli faktör de hormonlarımızdır. Vücuttaki hormon dengesi GAPS programı boyunca değişir, hormonlarımız metabolizmamıza hakim olur. Bu nedenle, yeniden dengelenirken, kalp atım hızı ve tansiyonda görülen değişiklikler gibi birçok geçici semptom oluşabilir.

Diyet

Yakın zamanda yaptığınız bir konuşmada diyetimizin en az %40’ının yağ olması gerektiğini söylemiştiniz. Bu %40 kalori mi yoksa hacim mi?
Bu muhtemelen özel bir bağlamda söylenmiştir. Öğünlerinizin bileşimini hesaplamaya çalışmak veya hesaplamak veya ne zaman ve ne kadar yemeniz gerektiğini hesaplamak tek kelimeyle yanlıştır. Bunların içgüdüsel olarak yapılması gerekir, vücudunuz zekamızın ve aklımızın hesaplayacağından kesinlikle daha zeki olduğu için vücut biyolojiniz size sinyaller verir. Dünyadaki hiç kimse yaşamınızın belirli anlarında vücudunuzun ne kadar proteine, yağa, magnezyuma, kalsiyuma, çinkoya, uykuya veya gün ışığına ihtiyaç duyduğunu söyleyemez. Yalnızca vücudunuz bunu bilir, bu yüzden vücudunuzu dinleyin. Vücudunuzun gereksinimleri ne yaptığınıza, havanın nasıl olduğuna, sağlık durumunuzun nasıl olduğuna bağlı olarak sürekli değişir. Hava soğuk ve nemli ise ve kendinizi iyi hissetmiyorsanız, vücudunuzun bol miktarda yağ ve proteine ihtiyacı olacaktır, bu nedenle sıcak ve bu açıdan zengin bir yemek yiyin (türlü veya rosto). Hava sıcaksa ve kendinizi hararet basmış ve kurumuş hissediyorsanız, yemek isteyebileceğiniz en son şey türlüdür; az miktarda et veya balık içeren bir salata isteyebilirsiniz. Yemeğin yenilebilir ve her öğünde vücut gereksinimlerinize uygun olması gerekir ve vücudunuz size neye ihtiyacı olduğunu belli şeyleri arzulayarak gösterir. Her seferinde kendinize şunu sorun: Şu an gerçekten ne yemek istiyorum? Ve vücudunuz bu yemeğin ne kadar yağlı olması gerektiği de dahil olmak üzere anında bir yanıt verecektir.

Hayvansal yağların ve kolesterol bakımından zengin besinlerin tüketilmesini savunuyorsunuz. Peki, kalp hastalıkları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kalp hastalıklarının nasıl ve niçin oluştuğunu tam olarak anlamak için lütfen “Put your heart in your mouth!” [Kalbinizi ağzınıza koyun] adlı kitabımı okuyun. Kalp hastalığı gerçekte nedir ve bunu önlemek ve hatta geriye döndürmek için ne yapabiliriz?

Yağların ve kolesterol bakımından zengin besinlerin kalp hastalığına ve damar tıkanıklığının altında yatan diğer belirtilere “neden olduğu” fikri ilk olarak 1953’te ileri sürülen kötü şöhrete sahip Diyet-Kalp Hipotezinden kaynaklanır. O zamandan bu yana, edinilen bilimsel ve klinik deneyimler bu hipotezin tamamen yanlış olduğunu kanıtlamıştır. Bununla birlikte, 1953’den beri bu hipoteze dayalı büyük bir politik ve ticari makine üretilmiştir: bu güçler yanlış olan diyet-kalp hipotezini mümkün olduğunca canlı tutmak için elinden geleni yapar.

Saf, doğal hayvansal yağların, sütten elde edilen yağların, yumurtaların, taze balık ve diğer doğal kolesterol ve yağ kaynaklarının kalp hastalığına neden olmadığı ve sağlık açısından önemli olduğu kanıtlanmış

Ayrıca, şiddetle halka satılan tüm yemeklik ve nebati yağlar, margarinler, tereyağının yerine geçen ve diğer işlenmiş yağlar gibi suni tüm yağların kalp hastalığına, kansere, diyabete, psikiyatrik ve nörolojik hastalığa ve başka birçok sağlık problemine neden olduğu kanıtlanmıştır.

Beyin ve bağışıklık fonksiyonlarının düzeltilmesi için GAPS hastalarının diyetlerinde bolca doğal yağ ve doğal kolesterole ihtiyacı vardır.

Kendimizde iyileşme görebilmemiz için ne kadar süre diyet yapmamız gerekir? Bunun kişiye göre değiştiğini biliyorum, ancak iyileşme görmediyseniz, diyetin sizin için yanlış olabileceğini belirtebileceğiniz belli bir süre var mıdır?
Bu kişiye göre değişir ve seçiminize bağlıdır. Diyetinize 6 ay süre tanıyın. Herhangi bir iyileşme görmüyorsanız, diyeti sonlandırmayı deneyin. Hastalarımdan bazıları diyeti sonlandırdıklarında, diyetin işe yaradığını fark ettiklerini belirtmiştir!

Metabolik tipleme ile bir bağlantı var mıdır?
Şüphesiz ki hepimiz genetik açıdan farklıyız. Bazılarımız bin yıldır et ve balığın temel yiyecek kaynağı olduğu kuzey soyundan geliyoruz. Bazılarımız ise daha çok meyve ve tahılların tüketildiği güney soyundan geliyoruz. Kimimiz binlerce yıldır temel ürünlerinin süt ürünleri olduğu bölgelerden geliyorken, kimimizin ataları hiç süt tüketmediği için süt ürünlerine toleransı yoktur. Hangi diyeti uyguluyor olursanız olun, farklı yiyecek oranları açısından kişisel konfor alanınızı bulmalısınız. Bu gezegende hiçbirimiz modern işlenmiş besinleri tüketecek şekilde evrilmediğimiz için, önemli olan nokta evde hazırlanmış taze besinler tüketmemizdir.

Metabolik Tiplemede, hangi tipe ait olduğunuzu belirlemelisiniz: “protein tipi”, “karbonhidrat tipi” veya “karışık tip”. Göz önünde bulundurulmayan şey genetik yapımızın yanı sıra sağlık durumumuzu dikkate almamızın önemli olduğudur. Dünyadaki birçok insan şekere ve işlenmiş diğer karbonhidratlara bağımlıdır ve bu nedenden dolayı birçok sağlık problemi yaşar. Kişilikleri onların sağlıksız olduklarını ve şeker bağımlılıklarını yansıtır, bu nedenle Metabolik Tiplemede kendilerini yanlışlıkla “karbonhidrat tipi” olarak tanımlayabilirler.

Hangi tipe ait olduğunuza karar vermeksizin, düşük karbonhidrat içeren bir diyet ile başlamalısınız ve daha sonra yavaşça karbonhidratları denemelisiniz. Şekere bağımlıysanız ve aşırı kandida büyümeniz varsa, bu ilk aşamada kendinizi rahatsız hissetmenize neden olacak die-off reaksiyonu ve hipoglisemi hastalığı yaşarsınız. Bu nedenle, bu problemleri yaşayan birçok insan kendilerinin “karbonhidrat tipi” olduklarına karar verir ve işlenmiş tüm besin ve şekerleri içeren yüksek karbonhidrat diyetine geri döner. İlk olarak GAPS tip diyeti ile iyileşin, ardından sağlıklı içgüdüleriniz geri gelecek ve konfor alanınızı bulabileceksiniz.

GAPS Protokolünü neredeyse bir buçuk yıldır kullanıyoruz. İyileşme göremediğim tek alan aşırı kuru cilt sorunu. Kötü bir şekilde çatlamış topuklar dahil bu ciddi bir sorun. Bu ailemin tamamında var ve bizim için yaşam boyu süren bir sorun. Yüksek dozlarda omega-3 ekledim ve Betaine HCl, ox bile ve lipaz dahil çeşitli enzimleri denedim. Herhangi bir farklılık göremedim. Bir öneriniz var mı?
Kuru cilt, vücudunuzun yağları iyice hazmedemediğini ve işleyemediğini gösterir. Bunun birçok sebebi olabilir: aşırı maya büyümesi, bağırsaktan gelen toksisite ve katı yağ ve yağda çözünen vitaminlerin eksikliği.

Vücut diyette bulunan doğru miktarlarda katı yağlar ve yağda çözünen A, D, K ve E vitaminleri olmadan omega-3 yağlarını kullanamaz. Bu nedenle, bolca hayvansal yağ tüketmeye odaklanın: kuzu eti, sığır eti, domuz eti, ördek vb.

İşlenmemiş yağlar oldukça değerlidir ve mümkün olduğunca tüketilmelidir (işlenmemiş tereyağı, işlenmemiş ekşi krema, kürlenmiş domuz yağı ve hindistan cevizi yağı vb.). Güneşlenmek en iyi D vitamini kaynağıdır, bu nedenle güneşlenmeyi deneyin. Deniz, nehir ve göl gibi doğal sularda yüzmek de kuru cilde iyi gelebilir.

Hem pişmiş hem de çiğ besin tüketmek gerekli midir? Kişi Primal diyeti ve GAPS diyetini aynı anda yapabilir mi?
Çiğ ve pişmiş besinlerden bahsedeceksek, hayvansal ve bitkisel besinleri ayırmak zorundayız.

Bitkisel besinler: çiğ durumda iken vücudu temizleyen ve zehirlerden arındıran canlı enzimler ve zarar görmemiş diğer aktif maddeler bulundururlar ancak çiğ bitkilerin hazmı genellikle zor olduğu için, bizleri yeterince iyi beslemezler. Bitkileri pişirmek onları daha sindirilebilir hale getirir, böylece daha iyi besleniriz ancak canlı enzimler yok olacaktır. Fermantasyon bitkileri daha hazmedilebilir hale getir ve probiyotik mikropların yanı sıra enzimlerle dolu olmasını sağlar ve fermantasyonda bitkileri pişirmek gerekmez. Bu nedenle, fermente edilen bitkiler çiğ veya pişmiş bitkilerden daha iyidir ve aslında tüm geleneksel diyetlerde bitkisel besinler büyük ölçüde fermente edilmiş şekilde tüketilmiştir. Hafif etli ve kabuksuz meyveler gibi mevsimlik bazı bitkiler doğrudan ağaçtan alınarak tüketilmelidir. İçlerinde bizi besleyecek çok şey yoktur ancak zehirlerden arındıran maddeler ile doludur. Bu meyveleri muhafaza etmenin en iyi yolu fermentasyondur (örneğin sirke yapma).

Hayvansal ürünler: süt ürünleri çiğ veya fermente edilerek tüketilmelidir. Yumurta sarıları çiğ tüketilmelidir. Beyazları da çiğ olarak tüketilebilir ancak yapışkan kıvamları ve tadı çoğu insan için problem teşkil eder bu nedenle beyazları hafifçe pişirmenizi, sarıları ise çiğ ya da az pişmiş şekilde tüketmenizi öneririm. Çiğ et, özellikle besinlerin uzun mesafelerde taşındığı modern dünyamızda iyi bir parazit ve enfeksiyon kaynağıdır. Evet, çiğ et aktif enzimler ve diğer iyi şeylerle doludur ancak pişmiş eti fermente edilmiş ve çiğ sebzelerle yiyerek öğünümüze enzimleri ekleyebiliriz. Yerel dükkandan organik taze et alabiliyorsanız, bazı dilimlerini pişirmeksizin geleneksel yöntemle tuzlayarak, fermente ederek veya kuru et yaparak kendiniz de muhafaza edebilirsiniz.

Bonfile gibi daha yumuşak dilimleri biftek tartar (çiğ köfte) gibi geleneksel yemekler yaparak çiğ olarak tüketebilirsiniz. Özellikle kuzu eti (en yenebilir et olarak bilinir) gibi birçok yağsız kaslı et az veya orta derecede pişirilebilir. Hayvanın diğer bölgelerinde çiğ yenemeyecek, sakız gibi olan etler bulunur, bu nedenle pişirmek en iyi yöntemdir. Taze yaban somonu bulacak kadar şanslıysanız, kitabımda pişirmeden nasıl marine edeceğinize dair birkaç tarif var. Balık ve kabuklu deniz ürünlerinin aşırı pişirilmesi onları sert ve sakız gibi yapacağı için, çoğu balık türünün az pişirilmesi gerekir. Yaban somonu dışında, çiğ balık yemenizi önermem çünkü balıklardan kolayca parazit kapabilirsiniz, hatta bu durum düzenli olarak çiğ balık tüketen Japonlarda yaygın bir problemdir. Hayvanın veya çiğ balığın kemik ve eklemlerini yiyemeyiz, bu nedenle onlardan et ve kemik suyu yaparız. Bu şekilde hiçbir şey boşa gitmemiş olur.

Görebileceğiniz gibi, Primal diyeti ve GAPS diyetini birleştirmek mümkün. Öğünlerinize rahatça ve güvenli bir şekilde yiyebildiğiniz, aynı zamanda size lezzetli ve iştah açıcı gelen pişmiş ve çiğ besinleri katarken yemeğinizi dengelemek önemlidir. Yalnızca besin değerlerine odaklanmayın, yemeğinizden zevk almanız da önemlidir.

Tariflerinizde besinleri bal ile fırında pişirin diyorsunuz, ancak bazı doğal hekimler balın ısıtılmasını önermiyor ve bunun toksik olabileceğini iddia ediyor?
Genel olarak bal ile fırında pişirmeyi önermiyorum, yemekleri fırınlarken tatlandırıcı olarak kuru meyve kullanmayı öneriyorum. Evet, doğal ve kaliteli balın “taze” olması gerektiği konusunda hemfikirim; bu nedenle pastörize edilmemiş, işlenmemiş, doğrudan arılardan alınmış ve ekolojik açıdan temiz alanlarda toplanan balın satın alınmasını öneririm. Ancak, bazı tariflerde bal oldukça faydalıdır. Kendi klinik deneyimlerime ve Elaine Gottschall’ın deneyimine istinaden, herhangi bir “toksik” reaksiyon ile karşılaşılmadığını söyleyebilirim.

GAPS Diyetinde kabuklu yemişlerin ve bunlardan üretilen ürünlerin tüketim miktarında bir sınırlama mevcut mudur?
Kabuklu yemiş dahil tüm besinler makul ölçülerde tüketilmelidir. SCD’ye başlamış birçok aile ile tanıştım. Sorun uyguladıklar SCD versiyonunda besinlerin öğütülmüş badem ile fırında pişirilmesine çok yer verilmesiydi, çünkü GAPS’li çocukların çoğu yemek konusunda seçici ve yalnızca tatlı şeyleri kabul ediyor. Hiçbir çocuk veya yetişkin sürekli olarak öğütülmüş badem ve bal ile yaşayamayacağı için doğal olarak aileleri bekledikleri iyileşmeyi göremediler.

Kabuklu yemişler çok liflidir ve sindirim sistemi açısından zorlayıcıdır, bu nedenle GAPS diyetinin sonraki aşamalarında ve yalnızca şiddetli sindirim semptomları kaybolduğu zaman tüketilir. Daha sindirilebilir hale getirdiği için hastalarıma kabuklu yemişleri ilk aşamalarda 12-24 saat boyunca tuzlu suda bekletmelerini öneririm. GAPS Giriş Diyeti doğru bir şekilde uygulanırsa ve kabuklu yemişe doğru zamanda geçilirse, hastaların çoğunluğu makul ölçülerde kabuklu yemiş tüketimi ile ilgili hiç bir sıkıntı yaşamaz. Şayet kabuklu yemişleri hiç tolere edilemiyorsa, ayçiçeği çekirdeklerini çimlendirmenizi, daha sonra bu çekirdekleri öğüterek pişirme sırasında un yerine bunu kullanmanızı tavsiye ederim. Birkaç ay sonra karışıma biraz kabuklu yemiş eklenebileceğini görebilirsiniz.

Giriş Diyeti tamamlandıktan sonra, GAPS Giriş Diyetine geri dönmenin gerekeceği herhangi bir senaryo var mı?
Evet, var ve yalnızca bir tane değil. İnsanlar, bağırsağa zarar verebilecek mide iltihabı, seyahat ishali ve başka enfeksiyonlar kapabilir. İnsanlar kendilerini birazcık geriye götürebilecek çeşitli sebeplerle antibiyotik veya başka ilaçlar almak zorunda kalabilir. Ailedeki veya işyerindeki stresli durumlar tüm sistemi zayıflatabilir ve semptomları geri getirebilir. Giriş Diyetine geri dönmek bu problemlerin çabucak ve komplikasyon olmadan geçmesine yardımcı olabilir.
Giriş Diyetini ne kadar süre uygulamak gerekir? Çok uzun süre uygulamak zararlı mıdır? Belirli bir aşamada uzun süre takılı kalındığında ne yapmak gerekir?
Giriş Diyetinde ne kadar süre kalınacağı ve bunun ne kadar hızlı biteceği kişiye bağlıdır. Bazı kişiler birkaç hafta içerisinde Giriş Diyetini bitirirken, bazılarında aylar sürebiliyor. Bu, hastalığın şiddetine bağlı. Bazı insanlar Giriş Diyetini geçip Tam GAPS Diyetine başlar ve Tam Diyette iyi hisseder, daha sonra bir şeyler olur (bir enfeksiyon, stresli bir durum veya bir kaza) ve kişi bir süre için Giriş Diyetine dönmenin gerekli olduğunu görür. Kaliteli hayvansal proteinler ve yağlar ve hatta taze sıkılmış meyve-sebze suları bolca tüketildikçe, Giriş Diyetini uzun süre uygulamanın hiçbir zararı yoktur.

Belli bir aşamada ‘takılıp kaldığınızı’ düşünüyorsanız, bu bağırsağınızdaki patojenlerin diyet ve probiyotiklerden fazlasına ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Bu nedenle, patojenleri kontrol altında tutmak için doğal anti-parazitik ve anti-fungal/anti-bakteriyel çözümler bulmak mantıklıdır. Piyasada keklikotu, zeytin yaprağı özü, greyfurt suyu tohumu özü ve bitki karışımları gibi birçok iyi çözüm mevcuttur. Doğal çözümleri die-off reaksiyonunu kontrol altında tutarak aşama aşama uygulamak (bir çözüme başlayın, daha sonra sırayla diğerlerini ekleyin) önemlidir. Çoğu kişi doğal çözümlerle kurtların ve diğer parazitlerin kontrol altına alınmasının Giriş Diyetini geçmelerine imkan tanıdığını görmüştür. Bazı insanlar anaakım anti-fungal, anti-parazitik ve anti-bakteriyel ilaçları rahatlatıcı bulur. Sorun ilaçların toksik olması ve yan etkilerinin olması sebebiyle uzun süre alınamamasıdır. İlaçlar alındığında, hemen bir rahatlatma sağlayabilir ancak alınması durdurulunca problem hızlı bir şekilde nüksedebilir. Doğal çözümler herhangi bir sorun yaratmadan uzun süreler alınabilir.

Bu nedenle, doğal çözümler ile başlamak iyi bir fikirdir. İlaç tedavisi boyunca bunları almaya devam edin ve daha sonra ilaç almayı durdurunca da doğal çözümleri almaya devam edin.

Diyette et-sebze oranı ile ilgili önerileriniz var mı?
Havaya ve fiziksel durumunuza bağlı olduğu için kesin bir oran yoktur. Soğuk havalarda, daha az sebze daha çok et ve sıcak et suyu tüketmek isteyebilirsiniz. Sıcak havalarda, daha çok salata ve et oranı az daha hafif yemekler tüketmek isteyebilirsiniz. Vücudunuzu dinleyin, o gün ne istediğini size söyleyecektir.

Gözaltı morluğunun yok olması için GAPS Diyeti ne kadar süre uygulanmalıdır? Kişi Giriş Diyetini tamamlarsa ve morluk hala varsa, bu bir şeylerin doğru yapılmadığına mı işarettir?
Göz çevresindeki koyu halkalar toksisite ve alerjinin belirtisidir. GAPS Programı bir yolculuk gibidir, bazı insanlar daha çabuk varır, bazı insanların ise daha fazla zamana ve ağır metal şelasyonu, alerji nötralizasyonu gibi birtakım müdahalelere ihtiyacı vardır. GAPS Programını iyileşmenizin temeli, sağlığınızın dayanağı olarak düşünün.

Çoğu kişi için GAPS’i uygulamak iyileşmek için yeterlidir. Bazıları için ise, tamamen iyileşmek için temeli oluşturduktan sonra üzerine diğer yapıları inşa etmek gerekir.

Anladığım kadarıyla, gaz oluşumu bağırsakta mantar olduğunun bir göstergesi. Gaz tamamen kaybolana kadar Giriş Diyetinin ikinci aşamasına geri dönmek ve orada kalmak mı gerekir? Bağırsağı iyileştirmek için gazın tamamen yok olması mı gerekir yoksa zamanla iyileşir mi?
Evet, gaz büyük ölçüde bağırsaktaki mantarlar tarafından üretilir. Biraz gaz oluşumu normaldir, ancak çok fazla olmamalıdır. Giriş Diyetine dönmek zorunda değilsiniz, ancak yalnızca bir süre için meyve, kabuklu yemiş ve fırında pişmiş besinler gibi mantarı besleyen yiyeceklerden uzak durun.

Ketozis ve GAPS: GAPS Giriş Diyeti ketozis tetiklenir mi? Bu, GAPS Giriş Diyetini uygulamada bir tehlike midir? Die-off reaksiyonu ile aynı şey midir? Nasıl önlenir?
Şekerin vücuttaki temel enerji kaynağı olduğuna dair çok yaygın bir efsane vardır; bu efsane şekerli besin ve içecek satan ticari şirketler tarafından yaratılmış ve bu şirketlerin “araştırmaları” ile finanse edilmiştir. Anaakım beslenme kurumları gıda sanayisi tarafından finanse edilir, bu nedenle bu efsaneyi yayan asıl kişiler bu kurumlardır. Gerçek şöyledir: vücuttaki hücrelerin büyük çoğunluğu enerji olarak yağları kullanır: kalbiniz, kaslarınız, iç organlarınız vs. Yağ enerji kaynağı olarak kullanıldığında, keton cisimcikleri oluşur. Hepimizde şu anda ve daha sonra olabileceği için ketozisten korkmamıza gerek yoktur (bu, işlevini gerçekleştirmeyen pankreas tarafından tetiklenen diyabetik ketozisten çok farklıdır). Giriş Diyeti süresince ketozis dönemlerinin olması olasıdır ancak normalde bunu hiç hissedemeyeceğiniz için endişelenmenize gerek yoktur. Sebze tüketmek ketozisi önleyecektir. Ketozis die-off reaksiyonu ile aynı şey değildir.

Fermente edilmiş besinlerin sınırlı veya yasak olmasını gerektirecek sağlık problemleri var mıdır?
Fermente edilmiş besinler die-off reaksiyonuna neden olan faydalı mikroplar ile doludur. Aynı zamanda vücuttaki dokuları yeniden yapılandırarak “detoks” ve iyileşmeyi başlatabilecek aktif enzimler ve aktif besinler ile doludur. Bu üçü rahatsız edici ve nahoş semptomlara neden olabilir. Bu nedenle, sade lahana turşusu veya karışık sebze sularından başlayarak fermente besinleri yavaşça ve aşama aşama tüketmek önemlidir. Başlarda kırmızıbiber veya diğer baharatları içeren karışımlardan uzak durun, yalnızca turşu şeklinde lahana ve havuç, sebze karışımı olarak lahana, pancar ve sarımsak karışımları ile başlayın. Fermantasyon sürecinin tamamlandığından emin olun: gaz üretimi durur ve ürün hayli ekşi bir tat alır. Sebzelerdeki ve sıcaklıklardaki çeşitli farklılıklar ve diğer faktörler nedeniyle fermantasyonu tamamlamak tarifte belirtilenden bir kaç hafta daha uzun sürebilir.

Sebze yerine fermente edilmiş sebze sularını tüketmeyi daha kolay buluyorum. Fermente edilmiş hindistan cevizini veya elma sirkesini her öğünde tüketmek faydalı mıdır? Bunlar fermente edilmiş katı sebzelerin yerine tüketilebilir mi ve onlara göre daha az mı faydalıdır? Bu sirkeleri veya limon suyunu tüketirsem midemdeki asit azalır mı?
Pastörize olmadığı sürece fermente edilmiş sebze sularını veya fermente edilmiş sebzelerden sıkılan suları tüketmek kesinlikle faydalıdır. Sirkeler için de bu geçerlidir: işlenmemiş, pastörize olmadığı sürece, suyunuza eklemek ve öğün aralarında ve öğünlerde tüketmek çok faydalıdır. Birçok GAPS hastası lifi bir sorun olarak değerlendirir ve oldukça uzun bir süre sorun olarak kalabilir, bazı kişiler için bu durum yıllar sürebilir. Bu nedenle, bu kişiler için sebzeleri yemek yerine sebze sularını içmek iyi bir seçenektir. Sebze suları lifleri hariç probiyotik mikroplar, enzimler ve fermente edilmiş sebzelerin diğer tüm faydalarını sağlayacaktır. İşlenmemiş sirke veya limon suyu tüketimi mide asidinizi azaltmayacaktır, aksine mide asidinizin üretimini tetikleyecek ve zamanla mide asiditenizi normalleştirerek vücudunuzun yeniden yapılanmasına yardımcı olacaktır.
SCD mi GAPS mi?
Kitabımda açıkladığım üzere, GAPS SCD’ye dayanarak geliştirilmiştir. Kitabımı yazdığımda, Elaine Gottschall kitabı okudu ve kitaptan övgüyle bahsetti. Hiç tanışmamıştık, ancak düzenli olarak iletişim halindeydik ve profesyonel bir arkadaşlık ilişkimiz olduğunu söyleyebilirim. Kendisi için SCD’nin mi yoksa GAPS’in mi doğru olduğuna karar vermek kişinin kendisine bağlıdır. Eskiden SCD’yi uygulayan ve daha sonra GAPS’e geçen birçok hastam iyi sonuçlar elde etmiştir. Ayrıca, GAPS yalnızca bir diyet değildir, bir Beslenme Programıdır.

Ne kadar su tüketilmelidir?
Öğünlerde çok su tüketimi sindirimi engellediği için, öğün aralarında su içilmelidir. Öğünlerde lahana turşusu suyu veya ev yapımı yoğurt/kefir ile et suyu içmenizi öneriyorum; yetişkinler bir bardak sek kırmızı şarap içebilir. Et suyu ve şarap sindirimi kolaylaştırır. Herkesin günde 1.5-2.5 litre su içmesi gerektiğini belirten yaygın tavsiyelere inanmıyorum. Su ihtiyacı havanın nasıl olduğuna, o gün nasıl hissettiğimize ve hangi aktiviteleri yapacağımıza bağlı olarak günden güne değişir. Vücudunuz gün içerisinde susayarak ne kadar suya ihtiyacınız olduğunu size belli edecektir. Susamadıysanız, bütün popüler kitapların söylediğinin aksine kendinizi litrelerce su içmeye zorlamanıza gerek yoktur. Aşırı susuzluk hissi vücuttaki fazla asiditenin belirtisidir: çoğu toksin aslında asittir. Su yalnızca asitleri seyreltecektir; çok su içseniz de susuzluk hissedebilirsiniz. Bu nedenle, vücudunuzu alkali hale getirmeye çalışmanız gerekir: suyunuza yarım çay kaşığı doğal, işlenmemiş tuz eklemek, bir yemek kaşığı elma sirkesi eklemek, bir parça limon sıkmak, taze olgun elma veya sulu taze havuç yemek, taze sıkılmış sebze/meyve suyu içmek vücudunuzu alkali hale getirecek ve susuzluğunuzu yalnızca su içmekten daha etkili bir şekilde bastıracaktır.

Bir meyvenin GAPS Diyetine uygun olması için hangi koşulları karşılaması gereklidir? GAPS hastaları kitapta belirtilmeyen meyveleri nasıl değerlendirmelidir (örneğin, durian ağacı meyvesi ve tropik liçi meyvesi)?
Açıkçası, meyve tüketmek şart değildir, meyveler olmadan da gayet iyi yaşayabiliriz.

Ancak, tabii ki meyveyi diyete dahil etmek özellikle çocuklar için lezzetli ve faydalıdır. Meyve tüketmeden önce bağırsağınızın meyvelere hazır olduğundan emin olmanız önemlidir. Meyveler olgun olmalıdır! Ağaçta olgunlaşmış olması tercih sebebidir, bu nedenle yerel olarak yetiştirilmiş meyveleri bulmaya çalışın. Çeşitli meyveleri tüketip, bunları sindirmede bir problem yaşamadığınızda, tropikal liçe meyvesi ve durian ağacı meyvesi gibi kitapta belirtilmeyen meyveleri deneyebilirsiniz: vücudunuz bunlar için hazır olup olmadığınızı size belli edecektir.

GAPS Diyetinde yasak olan belirli baklagiller filizlendirilerek tüketilebilir mi? Özellikle: filizlendirilmiş nohut, adzuki fasulyesi, maş fasulyesi ve sultani bezelye. Ayrıca, bunlar tüketilebiliyorsa, pişirmek şart mı?
Baklagillerin sindirimi genellikle zordur, bu nedenle bunları tüketmek için acele etmemenizi öneririm. Sindiriminiz daha iyi olduktan ve belli bir süre için Tam GAPS Diyetini uyguladıktan sonra, tercih ettiğiniz filizlendirilmiş baklagillerden küçük bir miktar deneyin ve vücudunuzun nasıl tepki vereceğine bakın. Ne kadar uzun süre filizlendirilirse, içlerinde o kadar az nişasta kalır, bu yüzden bunları çiğ veya dilediğiniz şekilde pişirerek tüketebilirsiniz. Çiğ olarak tükettiğinizde aktif enzimler bunları sindirmenize yardımcı olacaktır, pişirerek tükettiğinizde ise bağırsak kaplamasına iyi gelir. Ancak, ilk olarak sindirim sisteminizin bunlara hazır olduğundan emin olun.

İnsanların sıfır karbonhidrat içeren diyet ile iyileştiklerini okudum (et, yağ, yumurta). Hatta bazıları GAPS diyetiyle iyileşme kaydetmediklerini ancak sıfır karbonhidrat içeren diyet ile iyileştiklerini belirtiyor. Bu diyet hakkında görüşleriniz nelerdir, özellikle bağırsak florası ile nasıl bir ilişkisi vardır?
Bazı hastalara bitki içermeyen bir diyet tavsiye ederim, bu diyette Giriş Diyetini birkaç hafta sebze veya meyve olmadan yaparlar. Bu diyet, hiperaktivite ve ishali olan çocuklar ve ishali ve kan şeker problemleri olan şiddetli sindirim sorunu yaşayan insanlar için faydalıdır. Her birey farklıdır ve GAPS Diyetini kişisel durumunuza göre ayarlamak gerekir.

İlaç ve aşılar

GAPS sendromlu çocukların sıklıkla takip ettiği ve onları ilaç kullanımına yönlendiren bir süreçten bahsediyorsunuz. Aşırı ilaç kullanımından kurtulmaya çalışan, çocukken GAPS sendromlu olup şu anda yetişkin olan kişiler için bir tavsiyeniz var mı?
Bağımlılık yapan davranışın temeli kan şekerindeki anormalliklerdir. Değişken kan şekeri seviyeleri beyinde nörotransmitter eksikliğine (özellikle dopamin) ve onları bağımlılık yapan bir madde veya davranış ile canlandırma isteğine neden olur. Bu kişiler kan şekeri seviyelerini her zaman normal bir seviyede tutmak zorundadır. Bunu yapmanın yolu ise sık sık düzenli aralıklarla yağ tüketmektir! En iyi yağlar işlenmemiş tereyağı, hindistan cevizi yağı veya hayvansal yağdır. Gün boyunca 20-30 dakikada bir tüketilmesi gerekir.

İlk aşamalarda, şeker krizleri şiddetli olduğunda, şunu öneririm: işlenmemiş tereyağını işlenmemiş az miktarda bal ile karıştırın (çok miktarda değil, yalnızca tadını alacak kadar) bu karışımı bir kavanoza koyun ve nereye giderseniz yanınızda taşıyın. 20-30 dakikada bir ve hatta şeker krizleri kötüleşirse daha sık 2-3 yemek kaşığı kadar tüketin. Tereyağına karıştırılmış işlenmemiş bal düşük kan şekerinizi anında düzenleyecek, tereyağının tadını iyileştirecek ve yağı sindirmenize yardımcı olacak enzimleri ekleyecektir. Aynı şekilde, hindistan cevizi yağı dolu başka bir kavanozu yanınızda taşıyın ve bunu da düzenli aralıkla tüketin. Öğünlerde ve ara öğünlerde bolca hayvansal yağ tüketin. GAPS Diyetini harfiyen uygulayın; bu durum, doğal olarak normal transmitter üretiminizi düzenleyecek ve bağımlılık davranışını tümüyle ortadan kaldıracaktır.

Öksürük, soğuk algınlığı, grip ve ateş için Reçetesiz Satılan İlaçların (OTC) sindirim sistemi üzerinde olumsuz bir etkisi var mıdır? Ailelere bu gibi durumlarda çocuklarına ne vermelerini önerirsiniz?

Soğuk algınlıkları için reçetesiz satılan ilaçların sindirim ve bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz bir etkisi vardır. İlacın kendisinin dışında, size veya çocuğunuza iyi gelemeyecek tatlandırıcılar, aromalar, katkı maddeleri, bağlayıcılar ve başka bileşenler içerir. Bunun yerine ne mi öneririm? Bu konuyu GAPS kitabının kulak enfeksiyonları bölümünde açıkladım, yalnızca aspirini öneririm. Aspirin insanoğlu için bilinen en güvenli ilaçlardan biridir. Bununla birlikte, son birkaç on yılda, aspirin üreticiler için kar sağlamadığından farmasötik patent kapsamından çıkarıldı. Bu nedenle, aspirin yerine yeni patentlere sahip başka ilaçlar bulmaları gerekti (parasetamol, ibuprofen vs.) Aspirinin (dünya çapında en güvenilen ve kanıtlanmış ilaçlardan biri) yerine yeni ilaç koyma konusunda halkı ve tıp uzmanlarını ikna etmeleri için aspirinin saygınlığını azaltmak zorunda kaldılar. Bu yüzden, aspirinin Reye sendromu diye bilinen çok nadir bir hastalığa sebep olduğu ve ürkütücü semptomları olduğu belirtildi. Semptomlar arasında kusma ve nörolojik hasar ve karaciğer hasarı gibi sorunlar var. Reye sendromu ilk olarak kötü beslenmiş çocuklarda görülen şiddetli bir viral enfeksiyonun sonucu olarak tanımlanmıştır.

Virüslerin dışında, kişisel bakım ürünlerimizde, ev temizlik ürünlerinde, farmasötik ilaç ve besinlerde yaygın olarak bulunan zirai ilaçlar ve böcek ilaçları, aflatoksin, alkol, emülgatörler, tetrasiklinler, valproat, varfarin, izopropil alkol, fteridinler, hipoglisin ve diğer kimyasallar gibi kimyasallar bu hastalığa neden olabilir.

Reye sendromunun aspirinle ilişkisinin çok az olduğunu söylemek kesin bir söylem olmaz ve o dönemlerde birçok uzman tarafından eleştirilmiştir. Ancak, aspirin kar getirmediği için, ilaç sanayisi çocuklarda aspirin kullanımını azaltmak için bulduğu tüm kanıtları kullanmıştır, yetişkinlerde aspirin kullanımı ise daha korkunç uyarılarla önleniyor ve aspirin satan her eczacıdan müşteriye ne kadar aspirin aldıklarını ve ne amaçla kullandıklarını sormaları istenmiştir. Aspirinin yerini alan ilaçlar aspirinin olabileceğinden çok daha tehlikelidir. Örneğin, parasetamol intiharda kullanılan en yaygın ilaçtır, fazla miktarda alınınca karaciğeri geri dönüşü olmaksızın tahrip edebilir; ibuprofenin ise kalp krizine ve diğer kalp rahatsızlıklarına neden olduğu bilinir.

Aspirin aç karnına alınmamalıdır, bu nedenle aspirini içmeden önce veya aspirinle birlikte, fermente edilmiş süt ürünleriyle (ekşi krema en iyi seçimdir) sıcak et suyu tüketmenizi öneririm. Çocuklar için suda çözünür aspirini öneririm (normal doz 75 mg’lik küçük bir tablettir); bir tableti içine biraz bal karıştırılmış papatya çayında çözünmeye bırakın. Bir çay kaşığı kullanarak sıcak bir şekilde çocuğunuza bu çaydan biraz verin; küçük çocuklarda, yüksek vücut sıcaklığını düşürmek ve çocuğun daha iyi hissetmesini sağlamak için birkaç çay kaşığı çay yeterli olabilir. Alternatif olarak, aspirini bir fincan sıcak tavuk suyunda eritebilir ve papatya çayında olduğu gibi çocuğunuza verebilirsiniz. Çocuğunuzu sıcak tutun, mümkün olduğunca uyumasını sağlayın, soğuk algınlığı çabucak geçecektir.

Deneyimli bir homeopat ile çalışıyorsanız, soğuk algınlıkları için oldukça etkili olabilecek birtakım çözümler edinebilirsiniz.

Aşı yaptırmak isteyen aileler için önerebileceğiniz bir aşı programı var mı? Başlamak için kaç yaşında olmak gerekir, ne kadar sıklıkla ve hangi sırayla aşı olunmalıdır, vs?

Lütfen, GAPS kitabımın aşılar ile ilgili bölümünü okuyun. Bana kalırsa, GAPS sendromlu ailelerdeki bebekler 4-5 yaşlarına kadar aşı olmamalıdır.

Açıkça söylemek gerekirse, tetanoz ve çocuk felci aşısının önemli olduğu kabul edilebilir. Diğer aşılar gerekli değildir; aslında çocuğunuzun bu çocukluk enfeksiyonlarını geçirmelerine izin vermeniz daha iyi olacaktır. Çocuğunuzun iyi beslendiğinden ve bu enfeksiyonları kolayca atlatacağından ve daha sağlam bir bağışıklık sistemi ile daha güçlü olacağından emin olabilirsiniz. Kızamık, kabakulak ve diğer çocuk enfeksiyonları geçirmiş kişilerin hemen hemen hiçbirinin otoimmün hastalığından veya alerjiden ölmediği kanıtlanmıştır. Bu enfeksiyonlardan kaynaklanan komplikasyonların yalnızca kötü beslenen ve özellikle de A ve D vitamini eksiklikleri olan çocuklarda görüldüğü bilinir.

Aşı yaptırmaya karar verirseniz, aşıların sırası çok önemli değildir. Önemli olan her aşının ayrı olarak yapılmasıdır; karma aşıları önermiyorum. Aşılar arasında en az 3 aylık bir ara verilmesi önemlidir. Çocuğunuzun aşı sırasında iyi beslendiğinden ve soğuk algınlığı, öksürüğü veya başka bir problemi olmadığından emin olun. Aşılardan biri reaksiyona neden olursa, sonraki aşıyı yaptırmadan önce çocuğunuzun tamamen iyileşmesini bekleyin: yaklaşık 6 ay beklemenizi önerebilirim.

Otoimmün sorunları olan bizler yeni kitabınızı heyecanla bekliyoruz, otoimmün sorunlarında endorfinlerin rolü ve GAPS hastalarında Düşük Doz Naltrekson kullanımı hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz? Ben bizzat IBD’ye (İnflamatuvar Bağırsak Hastalığı) ilişkin etkiler ile ilgileniyorum.
Naltrekson opioid ilaçların ve alkolün sinir sistemi üzerindeki etkilerini önlemek için 1960’larda geliştirilen bir ilaçtır. Naltrekson opioidler ve alkol ile aynı reseptörlere bağlanır, böylece onların etkisini önler. 2010 yılında Dr. Jill Smith tarafından Crohn hastaları üzerinde yürütülen bir çalışmada, düşük doz Naltreksonun inflamasyonu düşürmede ve iyileştirmeyi başlatmada oldukça etkili olduğu görülmüştür.

Peki, bu nasıl gerçekleşmiştir? Bağırsağımızın kendi sinir sistemi vardır ve “ikinci beyin” diye adlandırılır. Bu sistem oldukça büyük ve karmaşıktır ve opiatlar açısından beyin ile aynı reseptörlere sahiptir. GAPS’li bir bağırsakta, proteinler iyi sindirilmez, bunun yerine bu proteinlerin çoğu yapıları itibariyle eroin, morfin ve diğer opiatlara benzeyen peptit zincirleri şeklinde parçalanır. Bu peptitler, kişilere birçok mental semptom vererek beyin reseptörlerini absorbe eder ve bunlara bağlanır (bu olgu otizm ve şizofrenide iyice incelenmiştir). Aynı peptitler bağırsak duvarında “ikinci beyinde” aynı reseptörlere bağlanır, burada bağırsak üzerindeki otoimmün saldırıyı başlatacak ve inflamasyona ve hastalığa neden olacak birçok şey yaparlar. Naltrekson reseptörlere bağlandığı ve bu peptitlerin onlara bağlanmasına izin vermediği için, bağışıklık sistemi bu reseptörleri rahat bırakır ve onlara saldırmaz. Sonuç olarak, inflamasyon azalır ve bağırsak kendini iyileştirmeye başlayabilir. Soru, bu peptitlerin daha sonra nereye gittiği ve başka hangi hasarlara neden olduğudur. Dr Smith’in çalışmasında yalnızca üç ay boyunca Crohn hastalarında Naltrekson kullanılmıştır. Bundan sonra ne olduğunu ve bu tedavinin uzun vadede ne gibi bir etkisinin olduğunu bilmiyoruz.

Çevresel etkiler

Bağırsak floramız çevremizdeki elektromanyetik alanlara duyarlı mıdır? Bu alanların etkisi iyi veya kötü müdür? Etkisi kötüyse, bu konuda ne yapabiliriz?
EMF (elektromanyetik alan) modern dünyanın giderek büyüyen bir sorunudur ve çoğu GAPS hastası buna duyarlıdır. Araştırmalar bunun insanlara, hayvanlara ve mikroplara zarar verdiğini gösterir. Özellikle bağırsak florasına ilişkin bir çalışmaya rastlamadım, ancak EMF’nin iyi bir etkisinin olmadığını düşünüyorum. Genel olarak, yüksek-güçlü elektrik hatlarından, cep telefonu direklerinden ve diğer kaynaklardan uzak durarak EMF’ye maruz kalmamak iyi bir fikirdir. Güçlü bir EMF kaynağına yakın yaşamayın, bilgisayarlarınızı ve Televizyonunuzu kullanmadığınızda kapatın ve cep telefonunuza çok fazla bağımlı hale gelmeyin. Bebekler ve çocuklar EMF’ye çok duyarlıdır; kliniğime evlerindeki tüm elektrikli cihazları prizden çıkarana kadar bebeklerinin uyuyamadığını söyleyen birçok aile gelmiştir.

Kadınsal sorunlar

GAPS’in vücudumun progesteron seviyesini doğal olarak artıracağını düşünebilir miyim?
Evet, GAPS Programı hormonlarınızı dengeleyerek, hormonlarınızın normal bir şekilde üretilmesini sağlayacaktır. Progesteron diğer hormonlar ile dengelenmek zorundadır ve bunu nasıl yapacağını ve ne oranlarda olacağını yalnızca vücudunuz bilir. Kimyasal veya doğal ilaçlar gibi başka hormonal ilaçlar alarak bu sürece müdahale etmeyin.

PMS (adet öncesi sendromu) sindirim sorunlarının bir işareti midir? GAPS Diyeti endometriyoz ve PCOS (polikistik over sendromu) gibi yaygın kısırlık sorunlarına yardımcı olabilir mi? Bazı kadınlar die-off reaksiyonu süresince düzensizlikler ve regl kaybı yaşadıklarını bildirmekte. Bu endişe etmem gereken bir durum mudur?
Sindirim sistemi PMS, PCOS, endometriyoz ve diğer hormonal anormalliklere daima dahil olur: sağlıksız bağırsak florası tarafından üretilen toksinler vücuttaki hormonların hassas dengesini bozar- bazı hormonlar düşük veya yetersizdir, diğer hormonlar ise çok fazla üretilebilir. Die-off reaksiyonu başladığında, kan dolaşımına daha fazla toksin bırakılır, bu nedenle bu toksinlerin neden olduğu tipik hormonal semptomlar daha şiddetli olur. Aslında, regller düzensiz olabilir ve PMS gitgide kötüleşebilir. Die-off reaksiyonu geçicidir, bu nedenle bu semptomlar da geçecektir. Duyarlı olabileceğiniz probiyotikleri, fermente edilmiş gıdaları ve besinleri aşamalı olarak tüketerek bunları kontrol altına almanız yeterlidir. Fertilite veya diğer kadınsal üreme problemleri alanında uzmanlığım yok, ancak GAPS Programına başlayan ve ilk semptomları PMS semptomları olan birçok hastam oldu. Endometriyoz ve PCOS gibi daha kronik hastalıkları çözmek ise daha fazla vakit alır, ancak GAPS Programı bu sorunları yaşayan kadınlarda işe yarar.

Steroid hormonları (ve tüm seks hormonları steroiddir) oluşturmak için bolca kolesterol ve hayvansal yağa ihtiyacımız vardır. Bu nedenle, tüm bu durumlarda, yüksek yağ ve yüksek kolesterol içeren bir diyet uygulamak gerekir, bu diyette yağların temel kaynakları hayvansal ürünlerdir: et, yumurta, balık, tereyağı ve krema. Gebe kalmaya çalışan kadınların 4 taze yumurta ve bolca yağlı et ve balığın yanı sıra günde 2 fincan ev yapımı ekşi krema tüketmeleri gerekir. Bağırsak florası daha normal olmaya başladığında ve bağırsak duvarı iyileştiğinde, toksinler yok olacaktır ve hormonal sisteminiz normal dengesine geri dönecektir.

Doktorum et ve süt ürünlerini östrojen içerdiği için, endometriyoza yardımcı olması açısından bunlardan uzak durmamı önerdi. Ne yapmalıyım?
Hepimiz gibi tüm hayvanlar doğal hormon üretirler. Bu hormonlar tüm hayvansal besinlerde bulunur (et, balık, yumurta ve süt ürünleri) ve insan fizyolojisiyle ilgisi yoktur. Milyonlarca yıldır diyetimizde bu hormonlara maruz kaldık ve vücudumuz bunlarla nasıl başa çıkacağını biliyor: bunlar yalnızca sindirilir ve diğer proteinler gibi hazmedilir. Et ve süt ürünlerinden uzak durmamızı söyleyen yaygın öneriler yanlıştır ve sağlam bilimsel kanıtlara dayalı değildir. Kadınların sağlıklı üreme sistemlerine sahip olabilmeleri için kişisel bakım ürünlerinde bulunan ksenöstrojenlerden (sentetik östrojenler), doğum kontrol haplarından, HRT, birçok diğer ilaçtan, çevredeki çoğu yapay kimyasallardan ve işlenmiş besinlerden uzak durması gereklidir; bunlar normal hormonal dengemizi bozar ve kısırlığa, endometriyoza, PMS’e ve diğer üreme sorunlarına neden olabilir. Maalesef doktorlar kadınlara ksenöstrojenlerinden uzak durmalarını tavsiye etmez, hatta aksine et yerine ksenöstrojenlerle dolu olan soyayı önerirler.

Kadın bakım ürünlerini seçerken önlem alınmalı mıdır?
Tüm kişisel bakım ürünleri konusunda çok dikkatli olmamız gerekir! Bu konu için lütfen kitabımın Detoks bölümünü okuyun. Özellikle kasık bölgesinde kişisel bakım ürünlerinin kullanımı çok tehlikelidir. Kadınların bu bölgeyi sabun kullanmadan yalnızca su ile yıkamasını ve bu bölgede kimyasal maddeler kullanmamasını öneririm. Bu bölgeye faydalı floranın yerleşmesi için banyo veya duş sonrası kasık bölgenize ev yapımı yoğurt veya kefir uygulayın (giyinmeden önce kefir veya yoğurdun cildinizde kurumasını sağlayın). İyi mikroplar oraya yerleşince, içerisinde patojenlerin barınmasına izin vermeyecektir.

Vajinal floraları doğum sırasında bebeklerine geçeceği için, özellikle gebe kadınlar için bunu uygulamak oldukça önemlidir. Yapacağınız en iyi şey çocuğunuzun bebek bezi alanına ev yapımı ekşi krema koymaktır. Süt ürünlerine karşı alerji durumu varsa, sıkıştırılmış soğuk yağ (zeytinyağı, hindistan cevizi yağı, vs.) veya hayvansal yağ (kuzu yağı, domuz yağı, kaz yağı vs.) kullanın.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanımın verdiği antibiyotik krem sonrası geri gelen bakteriyel vajinozisler için ne önerirsiniz?
Normal vajinal floranızı iyileştirmeniz gerekir. Bunun için, birkaç gün yatmadan önce vajinanıza 1-2 kapsül iyi kalite bir probiyotik yerleştirin ve her gün banyo veya duş sonrası kasık bölgenize ev yapımı kefir uygulayın.

Gıda alerjisi / intoleransı

Bir gıdaya karşı bir reaksiyonum olduğunda bunun “bundan uzak dur” veya bir die-off reaksiyonu yaşadığımda bunun “ yavaş git ama devam et” anlamına gelip gelmediğini nasıl bileceğim? Örneğin, yoğurt tüketmeye başlayınca ben ve oğlum egzama olduk. İlk önce bunun süt ürünlerinden uzak durmam gerektiğini düşündüm, ancak siz bana “devam edin” dediniz ve gerçekten bir süre sonra egzama geçti?
Reaksiyonun iki nedeni vardır: zarar görmüş “sızıntılı” bağırsak duvarı ve “die-off reaksiyonu”. Zarar görmüş bağırsak duvarı reaksiyona neden olan besinlerin kısmen sindirilmesini sağlar. Reaksiyon çok şiddetliyse ve hangi gıdaların reaksiyona neden olduğunu biliyorsanız, birkaç hafta boyunca o gıdadan uzak durun, daha sonra küçük bir miktar yemeyi deneyin. Hala reaksiyon veriyorsa, birkaç hafta daha bekleyin ve yeniden deneyin. Bağırsak duvarınız iyileşmeye başladıkça, sorun yaratan gıda absorbe edilmeden önce tam olarak sindirilme şansı yakalayacak ve reaksiyon ortadan kalkacaktır. Bağırsak kaplamasını iyileştirmek ve sızdırmasını önlemek için, GAPS Giriş Diyetini uygulayın. Bu gıdalardaki fenoller ve salisilatlar için de geçerlidir (GAPS kitabının ilgili bölümünü okuyun lütfen).

Yoğurt ve kefir gibi probiyotik besinlere gelecek olursak (bunlar Giriş Diyetinde tükettiğimiz ilk süt ürünleridir), çoğu reaksiyon die-off reaksiyonundan kaynaklıdır. Bu, probiyotik besindeki faydalı mikropların bağırsağınızdaki patojenleri öldürdüğü anlamına gelir; bu patojenler öldüğünde, nahoş semptomlara –bir “die-off reaksiyonuna”- neden olan toksinleri serbest bırakır. Probiyotik besinleri aşamalı olarak tüketerek ve küçük miktarlardan başlayarak bu reaksiyonu kontrol etmeniz gerekir. Bu süreç daima kişiye göre değişiklik gösterir: bazı insanlar bunu kolayca halleder, bazılarının ise diyetlerinde birkaç çay kaşığı yoğurt veya kefir tüketmesi çok zaman alacaktır.

Gıda alerjisi/intoleransı testi yaptırdım ve çoğu gıdaya reaksiyonum olduğu ortaya çıktı. Bunlardan kaçınmalı mıyım?
Gerçekten bir gıdaya (tehlikeli olabilir) alerjiniz olup olmadığını belirlemek için lütfen duyarlılık testi yapın. Test negatif çıkarsa, devam edin ve sorun yaratan gıdayı tüketin. Gıda “alerjileri” veya intoleransları, bağırsak kaplaması anormal mikroflora tarafından zarar görmüş “sızıntılı” bağırsağın bir sonucudur. Bu zarar görmüş duvar ile gıdaların absorbe edilmeden önce tam olarak sindirilme şansı yoktur ve bu durum bağışıklık sisteminin onlara karşı duyarlı olmasına neden olur. Reaksiyon çok şiddetli değilse, görmezden gelinmelidir. Giriş Diyetiyle bağırsak kaplamasını iyileştirmeye odaklanın. Bağırsak duvarı iyileştiğinde, gıdalar absorbe edilmeden önce tam olarak sindirilecektir, bu da çoğu gıda intoleransını ve alerjisini ortadan kaldıracaktır.

Yer fıstığı ve ağaç yemişi gibi yüksek alerjen içeren besinleri geç yaşta tüketmeye yönelik mevcut tıbbi önerileri doğru buluyor musunuz? Bu besinleri çocuğunuza kaç yaşlarında vermelisiniz?
Lütfen, kitabın Yeni Bebek diyeti bölümünü inceleyin. Diyete başladıktan yaklaşık 2-3 ay sonra, fındık ezmesi (badem veya fındık) ile yapılmış krepler yemeye başlamanızı öneririm. Fındıklı krepler dahil yeni bir gıdaya başlamadan önce Duyarlılık Testi yapmak daima iyi bir fikirdir. Deneyimlerime göre, çoğu bebek kendi GAPS Yeni Bebek diyetinin önceki tüm aşamalarını uyguladığında, bu kreplere muhteşem bir şekilde tolerasyon gösterir.

Ete karşı (balık hariç) ciddi alerjisi olan birinin GAPS diyetini uygulaması hakkında ne düşünüyorsunuz- yedikten hemen sonra çok hastalanması gibi? Eylem planınız nedir?
Tüm etlere karşı alerjik olma durumu oldukça nadir görülür. Sülün, güvercin, bıldırcın, geyik, yaban domuzu gibi veya bölgenizde bulabildiğiniz diğer vahşi hayvan etlerini deneyin. Öncelikle, bu etlerden yapılan et suyu ile başlayın. Vahşi hayvan etleriyle deneyimlerinize bakmaksızın, büyük balık veya bütün küçük balığın kafa, kemik, yüzgeç ve etinden balık suyu yapın (5 litrelik bir tencere için yaklaşık bir kilo). Lütfen, balık suyu yapmak için kitabımdaki tariflere bakın. Temiz göl ve nehirlerden geliyorsa, tatlı su balığı oldukça iyidir. Kıyı balığına (morina balığı ve istavrit vb.) nazaran derin deniz balığı tercih edilebilir (ringa balığı, çaça balığı ve ançüez vb.). Ayrıca, orkinos, köpek balığı veya kılıçbalığı gibi büyük etobur balıklardan uzak durun. Balık çeşitlerini değiştirin; her zaman aynı türleri yemeyi alışkanlık haline getirmeyin.

Kemik suyuna duyarlı olmak mümkün müdür? Kemik suyuna reaksiyon gösteriyorsanız, ne yapmalısınız?
Kemik suyuna duyarlılık çok nadir görülse de, herhangi bir besine duyarlı olmak mümkündür. Farklı et suları yapmayı deneyin ve tolere edebileceğiniz bir tanesinin olup olmadığını görün: bütün bir tavuktan, bir kuzu bacağından, büyük bir sığır eti parçasından, bütün bir balıktan (içorgansız ancak baş ve kuyruğu ile), güvercinlerden, sülünlerden, büyük parça bir geyik etinden, büyük bir domuz eti parçasından, vs. Yalnızca kemiklerin değil kemiğin üzerinde bulunan et parçasının da kullanıldığından emin olun. Pişmemiş et ve kemik ile başlayın ve farklı hayvanların etlerini karıştırmadığınızdan emin olun: yalnızca tavuk suyu veya kuzu eti suyu vb. yapın.

Bir besin olumsuz bir reaksiyon yaratmaksızın başarılı bir şekilde tüketildiğinde, gelecekte o besine yeniden duyarlılık gösterebilir miyiz?
Maalesef, olabilir. Bu tamamen o anda “sızıntılı” bağırsak duvarınızın durumuna bağlıdır. Birçok etken bağırsak duvarınıza zarar verebilir: stres, parazitler, diyette yapılan kaçamak, bitkinlik, seyahat vb. Bu olursa, Giriş Diyetine geri dönmeyi deneyin ve bağırsağınızı yeniden iyileştirin.

Bir besin gaz, balgam, dışkıda hafif değişiklik vb. gibi küçük rahatsızlıklara neden olursa, bu besinin tüketilmeye devam edilmesi iyileşmeyi engeller mi?
Bu reaksiyonlar sindirim sisteminizin bu besinin tüketilmesi için hazır olmadığına işaret eder. Birkaç hafta uzak durun, daha sonra öğünlerinize yardımcı olarak yeniden ekleyebilirsiniz; başlı başına bir öğün olarak ve aç karnına tüketmeyin. Detaylar için lütfen http://www.gaps.me sitesine girin ve Gıda Alerjisi makalesini okuyun.

Bebeğimde doğumundan 2 hafta sonra akne çıktı ve 2 aydır devam ediyor. İnsanlar, bunun benden aldığı hormonlardan” veya “bebeğin sindirim sisteminin henüz gelişmemiş” olmasından kaynaklı olduğunu söylüyor.  Ancak, bu doğruysa, bazı bebeklerde niçin akne çıkmıyor? Bu akne bağırsağıma oradan da sütüme karışarak yediğim gıdalardan kaynaklanmış olabilir mi? Bebek aknesinin sindirim sorunlarının bir işareti olup olmadığını veya bu sorunların benim veya bebeğimden mi kaynaklı olup olmadığını nasıl anlarız?
Çinliler, yüzün bağırsağın bir aynası olduğunu söyler. Bu hormonlar için geçerli değildir, ancak toksinler için olasıdır. Bebeğin yüzündeki lekeler sütten gelen toksinlerden veya bağırsağında üretilen toksinlerden kaynaklı olabilir; hatta her iki sebepten bile olabilir. Bu nedenle, kendi diyetinizi ve bebeğinizin diyetini de değiştirmeyi deneyin. Bebek sadece anne sütü ile besleniyorsa, o zaman yalnızca kendi diyetinizi değiştirin (TAM GAPS Diyetine göre) ve bebeğe bir probiyotik verin, bunun yardımı dokunacaktır.

Bir besinin tüketilmeye başlanması neticesinde ortaya çıkan semptomlar artan tükürük salgılama ve bilinç bulanıklığı gibi sindirimle ilgili olmayan semptomlarsa, bu incelenmesi gereken bir reaksiyon olabilir mi? Yoksa bu hala sorunlu bir bağışıklık sisteminin habercisi midir ve bu nedenle kişi o besinden uzak mı durmalıdır?
Bu semptomlar gıda alerjisi veya intoleransına benzer. Şüpheli bir besini tüketmeden önce daima duyarlılık testi yapın. Test negatif çıkarsa, o zaman kontrol edebileceğiniz bir hızda tüketin: başlı başına bir öğün olarak değil öğünlerinize yardımcı olarak küçük miktarlarda tüketmeye başlayın. . Küçük miktarlarda bile reaksiyon çok ise, o zaman durun, iyileşmek için kendinize birkaç ay süre tanıyın, daha sonra yeniden deneyin. Bağırsağınız daha sağlıklı olmaya başladıkça, gıdayı kısmen sindirilmiş şekilde absorbe etmektense tam olarak sindirebileceksiniz.

GAPS hastalarının gıda duyarlılıkları/alerjilerinin fazla olduğunu ve bunlardan bazılarının Giriş Diyeti boyunca saptandığını ve sonunda bağırsak kaplamaları iyileştikçe çözüme ulaştığını anlıyorum. Peki, polene, toz zerreciklerine vb. karşı reaksiyonu olan, yani sözde çevre alerjileri olan hastalar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sorunlarının bağırsakları tamamen iyileştikten sonra çözüleceğini mi düşünmeleri gerekir?
GAPS Beslenme Protokolü bağışıklığı yeniden dengeler, bu nedenle bağışıklığın temel güçleri (Th1 ve Th2) dengesini yeniden bulur. Bağışıklık sisteminin bu parçaları arasında alerjilere yol açan bir dengesizlik söz konusudur. Hastalarımdaki toz zerreciklerine, polene, hayvanlara ve diğer çevresel etkilere karşı alerjilerin her zaman yok olduğunu gördüm. Ancak, bir hasta abur cubur ve şeker yemeye başlarsa, bu alerjiler geri gelebilir.

Çocuklarımdaki çoklu gıda intoleransı nedeniyle ve kendim de aynı geçmişe sahip olduğum için çoğu zaman GAPS diyetini uygularım. Ve gerçekten yalnızca daha da kötüleştiği görülüyor. Bunun niçin olduğunu açıklayan “bilimi” anlamak istiyorum.
Gıda alerjilerinde maskeleme denen bir olgu mevcuttur. Kişi sorun yaratan besinleri yemeye devam ettiğinde, bunlara karşı reaksiyonlar birbirleriyle kesişir ve kişinin tam olarak neye reaksiyonu olduğunu bilmek imkansız bir hal alır. Besinlerden uzaklaşmaya başladıkça, gizli alerjilerin maskesi düşer, bu genellikle hoş olmayan bir sürprizdir. GAPS sendromlu kişilerin bağırsakları zarar görmüştür ve gözeneklidir, bu nedenle hepsine değilse de çoğu besine reaksiyon gösterebilirler. Kendimizi aç  bırakamayacağımız için, bu reaksiyonları görmezden gelmemiz ve bağırsak kaplamasını iyileştirmeye çalışmamız gerekir. Eğer belli bir besin beklenmedik bir şekilde şiddetli bir reaksiyona neden oluyorsa, bir süre için ondan uzak durun. Ancak, reaksiyonlar çok şiddetli değilse, GAPS Giriş Diyetini uygularken bu reaksiyonlarla yaşamayı öğrenin. Bu süre zarfında, biyo-rezonans tedavisi, tıbbi nötralizasyon, homeopati, NES ve diğer ilaç formları reaksiyonların şiddetini azaltmanıza yardımcı olabilir.

Bu diyete daha çok zaman harcarsam, besinlere daha çok duyarlı olacağım gibi geliyor. Diyette ne kadar uzun kalırsam iyileşmemem ve dolayısıyla besinleri daha iyi işleyememem söz konusu olur mu? Bağırsak astarı kapanmaya ve iyileşmeye başlar mı, böylelikle daha az besin kan dolaşımına girerek bir reaksiyona sebep olur mu?
Lütfen önceki soruya bakın.

GAPS Giriş Diyetiyle bağırsak kaplamanızın iyileşmesine yeterli zaman tanıdıysanız (yaklaşık en az bir yıl), belki de bazı testleri yapmanızın vakti gelmiştir. Tüm çabalarınıza karşı parazitler ve kurtlar bağırsak astarınızı zarar görmüş halde tutabilir. Test yaparken size test sonuçlarını yorumlayabilecek ve tedavide size yardımcı olabilecek bir sağlık pratisyeni ile çalışmak daima en iyi yoldur.

İzin verilen ve yasak olan besinler

Bunlara izin veriliyor mu: ginseng, kava biberi, kediotu kökü, İrlanda yosun çayı, besin takviyelerindeki bitki lifi?
Evet, otlara genellikle çay veya bitki özü şeklinde izin verilir. İshal geçtiyse, artık bağırsağınız lifleri işleyebileceği için, bunları çiğ veya kurutulmuş olarak tüketmeye başlayabilirsiniz (otlar genellikle liflidir).

Rezeneye izin veriliyor mu?
Evet.

Peki, şu GAPS besinleri tüketilebilir mi: adzuki fasulyesi, hindistan cevizi aminoları, kenevir tohumu?
Adzuki fasulyesi %60’dan fazla kompleks karbonhidrat içerdiği için yasaktır. Hindistan cevizi aminoları bir takviyedir; üreticinin sunduğu bilgilerden görebildiğim kadarıyla tüketilmesinde bir sakınca yok. Kenevir tohumu çok liflidir ve yağı dışında faydalı besin değeri açısından düşüktür. Bu nedenle, kenevir tohumunu denemek istiyorsanız, tüm sindirim semptomlarınız tamamen geçtikten son denemenizi öneririm.

GAPS diyetinde kombu çayına izin verilir mi? Tüm şekerin fermente edildiğini nasıl anlarız?
Evet, kombu çayı içilebilir, ancak Tam GAPS Diyetine geçene kadar önermiyorum. Bu aşamada, kombu çayınıza biraz şeker koyarsanız, bağırsağınız bunu işleyecek kadar güçlü olduğundan size zarar vermeyecektir. Yalnız doğal yolla fermente edin, böylece ekşi bir tat verecektir.

Keten tohumu ve chia çekirdekleri ve bunların musilajinöz özellikleri açısından fikir ayrılıkları olduğunu gördüm. Bu tohumlar GAPS’te tüketilebilir mi, tüketilemiyorsa neden? Keten yağı hakkında ne düşünüyorsunuz? GAPS kitabında yalnız başına alınmaması gerektiğinden bahsediliyor. Nasıl ve ne zaman alınmalıdır?
Keten ve chia tohumlarına ve yağlarına Tam GAPS Diyetinde izin verilir. Tam tohum olarak bunlar çok liflidir ve ishal tamamen geçene kadar tüketilmemelidir. Kabızlığa yatkın kişiler, bu tohumları bir gece suda beklettikten sonra (pelteleşiyor) her sabah bir çay kaşığı kadar almayı faydalı buluyor. Bu tohumlardan elde edilen yağlar kimyasallar uygulanmadan veya yüksek basınç uygulanmadan soğuk sıkım olmalıdır. Keten yağında bolca omega-3 yağ asidi bulunur, bu nedenle tek başına tüketilmesini önermiyorum. Akşam çiçeği yağı veya yıldız çiçeği yağı gibi diğer soğuk sıkım yağlar ile bir karışım halinde almak daha iyi olacaktır.

Chia yağı piyasaya yeni girdi; daha dengeli bir yağ asidi bileşimine sahip olduğu görünmektedir, bu nedenle tek başına alınmasında bir sıkıntı olmayabilir. Bununla birlikte, bütün bu yağların kendi artıları ve eksileri olduğu için, diyetinizdeki yağları rotasyonlu olarak kullanmak daha iyi olacaktır, uzun süreler belirli bir yağa takılı kalmayın. Ayrıca, GAPS Diyetindeki yağların çoğunu hayvansal besinlerden almanız gerektiğini unutmayın; bu yağlar yalnızca bir takviyedir, hayvansal yağlar, zeytinyağı ve hindistan cevizi yağı ile kompleks olarak alınmalıdır.

Fermente edilmemiş hindistan cevizi suyuna (tetra gruplar halinde olanlar gibi-Vita Coco, One, vs.) GAPS Diyetinde izin verilip verilmediğini söyleyebilir misiniz? Teşekkür ederim.
Lütfen, tüm ticari ürünlerin üzerinde bulunan etiketlerdeki içindekiler listesini okuyun. Yasaklı bileşenler yoksa o ürün güvenlidir. Yine de küçük bir miktar deneyin ve ne olduğunu gözlemleyin. Herkes farklıdır; ailenizdeki başka biri bu ürüne hazırken, siz hazır olmayabilirsiniz.

GAPS Diyetinde ısırgan otu çayına izin verilir mi? SCD Diyetinde ısırgan otuna izin verilmediğini gördüm, ancak çayı hakkında bir bilgim yok. Isırgan otu çayı besin ve mineraller ile doludur; bu besin dolu içecekten vazgeçmek yazık olacaktır.
Evet, ısırgan otu çayı tüketilebilir. Isırgan otları oldukça besleyicidir. Kitabımda ısırgan otu çorbası tarifi var ve sebze sularında taze ısırgan otu yaprakları kullanmanızı öneririm. Gebelik durumunda kasılmaya sebep olabileceği için ısırgan otlarını kullanmayın. Bu nedenle, geleneksel olarak doğumun üçüncü aşamasında ısırgan otu infüzyonu kullanılmıştır, bebek doğduktan sonra plasenta içeride kalır ve plasentanın çıkması için ısırgan otu alınır.

GAPS diyetinde meyankökü çayı içilebilir mi?
Evet, meyankökü çayı içilebilir.

GAPS diyetinde işlenmemiş hindistan cevizi özsuyu sirkesi alınabilir mi?
Evet!

GAPS kitabında, kabuklu yemişlerin yalnızca çiğ ve kavrulmamış olarak tüketilmesi gerektiği söyleniyor. Niçin? Örneğin, kabuklu yemişleri çiğ yiyebilirim, ancak pekan cevizleri hafif kavrulursa daha zengin bir aromaya sahip oluyor. Kabuklu yemişleri evde kavurmak önerilir mi?
Kabuklu yemişleri bizler için işleyen sanayiye güvenemeyeceğimiz için, çiğ, kavrulmamış, tuzsuz veya farklı bir şekilde işlenmemiş kabuklu yemişleri satın almanızı öneririm. Evde bir şeyler pişirirken bunları kullanabiliriz, bu şekilde kabuklu yemişler de pişecektir. Böylece, yakmadığınızdan emin olarak evde hafifçe kavurabiliriz.

Tatlı patates fermente edilerek tüketilebilir mi, örneğin Beslenme Geleneklerinde belirtilen Afrika meşrubatı biçiminde veya belki diğer biçimlerde tüketmek mümkün müdür? Fermantasyonun sorunlu nişastaları yararlı bir şekilde değiştirip değiştirmediğinden emin olamayız. En başta olmasa da, ilerleyen aşamalarda tüketilebilir mi (fermente edilmiş organik tatlı patates gibi)?
GAPS Diyeti boyunca, tatlı patates yasaktır. Ayrıca, benzer bir tat ve dokuya sahip balkabağı bulabileceğimiz için tatlı patatese gerçekten ihtiyacımız yok. Fermente edilmiş tatlı patates tariflerinde ne kadar nişastanın kaldığına dair bir araştırmayla karşılaşmadım. Bu nedenle, kişi fermente edilmiş tahıl ve yeni patatesleri tolere edebilene kadar tedbirli davranıp bunları tüketmemek daha iyi olacaktır. Program tamamlandığında, fermente edilmiş veya edilmemiş tatlı patates dahil besleyici yiyeceklerin tüm çeşitlerini aşamaları olarak tüketebilirsiniz.

Acı içecekler denemem önerilmişti. Bunlar GAPS Diyetine uygun mu?
Çoğu acı içecek şeker ve diğer ek bileşenleri içerir. Bu nedenle, içindekiler listesini dikkatlice okuyun: yalnızca bitki içeriyorsa, deneyebilirsiniz.

Kakao ne zaman tüketilebilir?
Kakao SCD Diyetinde yasaktır. Bununla birlikte, sindirim semptomları kaybolduğunda, çoğu insanın bunu Tam GAPS Diyetinde ara sıra tüketmeye başlayabileceğini düşünüyorum. Saf organik kakao tozu bulun. Tozu biraz bal ve ekşi krema ile karıştırmak lezzetli bir tatlı oluşturabilir ve bunu ev yapımı dondurmanıza veya keklerinize ekleyebilirsiniz. Bunu ilk denedikten sonra, reaksiyon oluşup oluşmadığı açısından hastanızı gözlemleyin. Kakao magnezyum ve bazı esansiyel amino asitler açısından çok zengindir ve sindirim sisteminiz buna hazır değilse, bundan uzak durmanız gerekmez.

Besin mayası GAPS Diyetine uygun mudur?
Evet, fazla maya büyümesi olan kişiler olabileceği için, kişinin buna alerjisi olmaması şartıyla bazı maya türlerine izin veriyorum. Kefir maya türlerini içerir (hastalarımın çoğunluğuna önerdiğim) ve hastalarımın çoğunda bir maya olan S boulardii’yi takviye olarak öneririm.

Küçük miktarda bal likörüne GAPS Diyetinde izin verilir mi?
Evet, bal ile yapıldığı sürece ve şeker katılmadığı sürece tüketilebilir (şeker fermantasyon ile tamamen yok edilmediği için).

Sade sodaya (maden suyu) GAPS diyetinde izin veriliyor mu?
Evet!

Shirataki eriştesine (konjac bitkisi kökünden) GAPS diyetinde izin veriliyor mu ve izin veriliyorsa hangi aşamada izin veriliyor?
Shirataki konusunda deneyim sahibi değilim. Kompleks karbonhidratlar içerir, bu nedenle sindirim semptomlarınız yok olana kadar onları denememenizi öneririm. Bunları denediğinizde ve reaksiyon yaratmadığında, belki o zaman tüketmeye başlayabilirsiniz.

Deniz yosunlarına izin verilirken su yosunlarına izin verilmiyor, bu ikisi arasındaki fark nedir?
Aslında doğruyu söylemek gerekirse, deniz yosunu su yosununun bir çeşididir. Bu dikkatimden kaçan iyi bir nokta. Buna dikkat çektiğiniz için teşekkür ederim. Mikroalgler besin takviyeleri olarak ticari açıdan işlenir ve spirulina yosunu, su yosunu, klorella ve dunaliella isimleri altında satılabilir. Giriş Diyeti tamamlandığında ve artık sindirim problemleri kalmadığında, hem deniz yosunu hem de su yosunu tüketilebilir. Mikroalg takviyelerinin ishale neden olabileceği ve kabızlığı çözme konusunda oldukça faydalı olabileceği unutulmamalıdır.

Ağır ateşte 24 saat boyunca kaynatılan tavuk kemikleri yumuşar ve tüketilebilir ve bunları yemek, ilikleri kemikten ayırmaya çalışmaktan daha kolaydır. GAPS sendromlu bir hastanın 24 saat pişirilmiş ise ilik ve kemikleri yemesinde bir sakınca var mıdır?
Evet, yumuşak kemikleri tüketebilirsiniz. Bunlar sizi iyi hissettirecektir.

Saç ve tırnaklar

GAPS Diyeti saç dökülmesine iyi gelebilir mi?
Saç dökülmesine birçok şey neden olabilir: beslenme bozuklukları, alerji, hormonal dengesizlik, toksisite, otoimmünite, diyabet, vasküler anomaliler vb. Nedeni ne olursa olsun, GAPS Diyetini uygulamak hormonlarınızı dengelemeye, beslenme bozukluklarını ve toksisiteyi gidermeye, bağışıklığı yeniden dengelemeye ve dolaşımı geliştirmeye yardımcı olacaktır. Bu nedenle, deneyebilirsiniz.

Saç boyası olarak kına güvenli midir?
Katkı maddeleri içermeyen doğal kınanın güvenli olmadığını gösteren bir araştırmayla karşılaşmadım. Doğal kına kafa derisi problemleri, cilt iltihabı ve saç kepeği için doğal bir çözüm olarak Hindistan’da ve diğer ülkelerde bin yıldır kullanılan bir ottur. Ayrıca, saçınızı boyaması da yalnızca bir yan etkidir ve bonus olarak düşünülebilir.

GAPS diyetine başladığımdan beri oğlumun tırnakları bir yıldır uzamıyor. En son ne zaman tırnaklarını kestiğimi hatırlamıyorum. Bu konuda endişelenmeli miyim?
Hayır! Oğlunuz genel olarak sağlıklı olduğu ve iyi hissettiği sürece bu konuda endişelenmeyin. Oğlunuzun vücudu besinleri tırnakları uzatmaktan daha önemli işlevleri yerine getirmek için kullanıyor olabilir. İyi beslendikçe ve vücuduna ihtiyacı olandan fazla besleyici madde girdikçe, tırnakları tekrar uzamaya başlayacaktır.

Hormonal sorunlar

Kişinin tiroit yetmezliği varsa, lahana turşusu yerken lahananın guatrojenik özelliklerini dikkate alması gerekir mi? Eğer gerekiyorsa, makul ölçü ne kadar olmalıdır? Bende tiroit yetmezliği var ve genellikle her öğünden önce 3 yemek kaşığı lahana turşusu suyu içerim. Tiroit yetmezliği için ilaç kullanıyorum; lahana turşusu suyu tiroit fonksiyonlarımı engeller mi?
Üç yemek kaşığı lahana turşusu suyu tiroit fonksiyonunuzu engellemez; hastalarımda böyle bir etkiyle hiç karşılaşmadım. Bu konuya ilişkin çalışmalara rastlamadım, ancak fermantasyon süresince lahanadaki çoğu madde değişikliğe uğrar, bu nedenle içerisindeki guatrojenik maddelerin hasara uğrayabilmesi mümkündür.

Adrenallerini arttırmak için GAPS hastalarına neler önerirsiniz?
Adrenaller yağ ve kolesterolü sever. Bu nedenle, konu diyetse, her öğünde bolca hayvansal yağ ve kolesterol bakımından zengin besinler tüketin (yumurta sarısı, ekşi krema, tereyağı ve yağlı balık vb). Adrenaller için olmazsa olmazlardan biri de uykudur! Uyku gerçekten isteğe bağlı değildir, bu nedenle her öğleden sonra şekerleme yapabileceğiniz ve geceleri kaliteli bir uyku çekebileceğiniz bir yaşam biçimi benimseyin. Bir diğer önemli husus stresinizi azaltmanızdır, düşündüğünüzden daha kolay gerçekleştirilebilir. Stres olayın kendisi değildir, bu olaya gösterdiğiniz tutumunuzdur. Araştırmalar insanların hayata karşı tutumuna bağlı olarak strese çok farklı şekillerde tepki verdiklerini göstermiştir. Genellikle negatif bir kişiliğe sahip ve çok fazla endişelenmeye eğilimli bir kişi tüm stres hormonlarına ve vücudunu saran yıkıcı kimyasallara sahiptir. Ancak, hayata karşı mantıklı ve olumlu bir tutum sergileyen bir kişinin kanında daha az stres kimyasalları vardır ve bunlarla daha iyi baş eder. İlk tip insan kendi adrenallerini “yakan” insandır. Bu konuya ilişkin mükemmel kitaplar vardır: örneğin, Dale Carnegie’nin “Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak” adlı kitabından başlayabilirsiniz.

Meyve/Sebze Suları

Meyve/Sebze suları için organik olmayan sebzeleri kullanmanın bir faydası var mı veya zirai ilaçlar vb. yüzünden sebze sularını es geçmek daha mı iyi olacaktır? Organik olanların daha iyi olduğunu düşünüyorum, ancak yaza kadar maliyetlerini karşılayamayabiliriz.
Süpermarketlerdeki organik ürünler pahalıdır! Ancak, sorun yalnızca bu değildir: bu ürünlerin çoğu tükenmiş toprakları kullanan büyük sanayi çiftliklerinden gelir. Sonuç olarak, bu organik meyve ve sebzeler zirai ilaçlar içermez, ancak çoğu faydalı besini de içermezler. Süpermarketlerdeki organik olmayan meyve ve sebzeler organik olanlar kadar pahalı değildir, ancak bunlar besin öğelerinden yoksundur ve zirai ilaçlar içerir ve aslında gerçekte bu durum onları vücudunuz açısından çok maliyetli duruma dönüştürür. Süpermarketler meyve ve sebze almak için iyi bir yer değildir. İnsanların şahsi bahçelerinde, arsalarında ve küçük çiftliklerde yetiştirilmiş yerel üretim mallar bulmanız daha iyi olacaktır. Bu ürünler organik olmayabilir (bu üreticilerin kimyasal yolları çok kullanmamasına rağmen) ancak mineraller ve diğer besin maddeleri açısından oldukça zengindir ve ücreti daha düşüktür.

Şu anda meyve/sebze suyu tüketemiyorsanız, endişelenmeyin. Belki, gelecek yaz kaliteli yerel üreticiler bulabilir ve ucuz ama besin değeri yüksel yerel meyve ve sebzeleri stok yapabilirsiniz.

Son zamanlarda sadece yeşil sebze suları tüketmeye başladım. Şiddetli kandida büyümesi sorunum var. Sorum dışkımın rengi ile ilgili. Rengi yemyeşil. Bu onları iyice sindiremediğim anlamına mı gelir, tüketmeyi bırakmalı mıyım? Yoksa devam etmeli ve kendiliğinden çözülmesini mi beklemeliyim?
Evet, zamanla kendiliğinden çözülür. Bu, insanların havuç suyu içmeye başladıklarında ciltlerinin sarıya dönüşmesiyle aynıdır. Sebze suyunuza çiğ yumurtayla, işlenmemiş ekşi krema eklemeyi deneyin: bu onları lezzetli bir milkshake’e dönüştürecektir ve kan şekerinizi dengeleyerek bağışıklığınızı güçlendirecektir. Ayrıca, yeşil sebzelerden klorofil almanıza yardımcı olacaktır, böylelikle dışkınızda klorofil bulunmayacaktır.

Sebze sularına geçmeden önce tolere etmemiz gereken ilk sebze suyu niçin havuç suyudur? Narenciye sularını ne zaman tüketebiliriz?
Havuç suyu tüm sebze sularının en temelidir, tedavi edici özelliğe sahiptir, bağırsak astarına iyi gelir ve lezzetlidir. Bu nedenle ilk olarak bunu denemelisiniz. Portakal veya greyfurt suyu oldukça asidiktir ve içerisinde tahriş edici maddeler barındırır. Bu nedenle, bunları bağırsağınız iyice iyileştiği zaman Tam GAPS Diyetinde denemenizi öneririm. Suya biraz elma sirkesi eklemenizin ya da bir parça limon sıkmanızın bir mahsuru yoktur, bunlar genellikle iyice tolere edilir ve daha önce tüketilebilir. İlk olarak ishalin geçtiğinden emin olun.

Karaciğer ve safra kesesi

Dışkıda yağ bulunması ne anlama gelir ve böylesi bir durumda kişi diyete nasıl devam etmelidir?
Dışkıda yağ bulunması, yağları emülsiyon haline dönüştürmesi için safra kesesinden yeteri kadar safranın salgılanmadığı anlamına gelir. GAPS hastalarında en yaygın sebep safra taşlarıdır. Bir safra taşı safrayla kaplı bir enfeksiyon yığını veya bir kurt parçacığıdır: bu reaksiyon patojenler safra kanalına girdiğinde karaciğerin gösterdiği bir savunma reaksiyonudur. Safra taşları karaciğerimizin tamamında oluşur ve bunlar ilk aşamalarda küçük ve yumuşaktır ve yağ tükettiğimizde safra kanalından on iki parmak bağırsağına kolayca geçer. On iki parmak bağırsağında, taşlar bağırsağa geçer ve dışkıyla atılır. Kişi şayet bir süreliğine işlenmiş karbonhidratlar ve düşük yağ içeren besinler tüketiyorsa, karaciğer safranın on iki parmak bağırsağına boşaltılması için yeteri kadar uyarım sağlayamaz, böylelikle safra taşları safra kanalında çok uzun süre kalır ve kireçlenir.

Taşlar yüzeylerinde kalsiyum tuzları biriktirdiği için, gitgide büyür ve yüzeyleri sert ve pürüzlü hale gelir, böylelikle safra kanalından kolay bir şekilde geçemezler (sıkışırlar). Taşlar safra kanallarını yeteri kadar tıkadığında, safra akışı bozulur; dolayısıyla kişi yağları iyice sindiremez. GAPS Diyeti safra üretimini uyaran ve her öğünde on iki parmak bağırsağına atılımını sağlayan yağlar açısından oldukça zengindir. Karaciğerinizin doğru hızda çalışması vakit alacaktır, ancak en nihayetinde bu gerçekleşecektir. Sebze suları tüketildiğinde, içerisindeki aktif maddeler taşlar üzerindeki kalsiyum tuzlarını çözecektir ve onları daha yumuşak hale getirecektir, böylelikle bunlar sonraki yağlı öğününüzde safra kanalından atılabilecektir. Biraz zaman alacaktır, ancak hastalarımın çoğunda bu durum herhangi bir özel önlem alınmaksızın kendiliğinden çözüldü (özellikle çocuklarda). Düzenli olarak GAPS MILKSHAKE’i içmek safra taşlarının daha çabuk atılmasına ve yağ sindiriminin gelişmesine yardımcı olabilir. GAPS milkshake’i yapmak için, meyve ve sebze karışımından taze meyve/sebze suyu yapın, daha sonra içine 1-2 çiğ yumurta kırıp ve çok az olmayacak şekilde ev yapımı ekşi krema ekleyip, çırpın. Sabah ilk olarak, kahvaltıdan yaklaşık 20-30 dakika önce, GAPS milkshake’ini içmenizi öneririm.

Öğünlerinde makul ölçülerde yağ tükettikten sonra bulantı yaşayan kişilere tavsiyeleriniz nelerdir? Bunun nedeni nedir ve anlık ve uzun vadeli çözümleri nelerdir?
Yağ sindirimi için safrayı salgılayamadığınızda, bulantı hissedebilirsiniz ve yağları sindirmeniz zor olabilir. Bir süreliğine öğünlerinizde sığır safra takviyesi alın ve yağları aşamalı olarak tüketin. Özellikle öğünleriniz başlangıcında fermente edilmiş sebzeler tüketmek de yardımcı olacaktır.

GAPS hastaları için nasıl bir karaciğer takviyesi önerirsiniz? Birçok hasta kabızlık ve yağ sindirimi gibi sindirim problemlerinin yanı sıra şişkin / toksik karaciğerden muzdarip olduğunu bildirmiştir.
Lütfen, safra taşlarına ilişkin soruya bakın. GAPS sendromlu insanlarda genellikle safra kanalını tıkayan safra taşlarından bol miktarda vardır. Bizler, iyi bir safra akışı olmaksızın yağları sindiremeyiz. Alacağınız üç önlem zamanla taşları ortadan kaldıracak ve normal safra akışını düzenleyecektir. Başta elma olmak üzere kum rengi ve yeşil sebze/meyve suları ve GAPS milkshake’i bu önlemlerden biridir. Meyve/sebze sularınıza birtakım otlar eklemek karaciğeri destekleyecektir: taze karahindiba yaprakları, kökleri ve çiçeği, dulavratotu yaprakları ve biraz zencefil kökü. İkinci önlem kahve enemaıdır: bu prosedür karaciğerin kendini temizlemesini ve aynı zamanda taşları ortadan kaldırarak safradaki toksinlerin dışarı çıkmasını sağlar. Üçüncü önlem her öğünde bolca yağ tüketimidir: yağ safra akışını uyarır ve her gün safra taşlarını yok eder.

Eğer başlarda yağı sindiremiyorsanız, her öğünde küçük miktarlarda yağ tüketiminden başlayın ve aşamalı olarak artırın: hem hayvansal yağlar hem de soğuk sıkım yağları kullanın. İlk aşamalarda her öğünde Sığır Safra takviyesi almanız yağları sindirmenize yardımcı olacaktır (sığır safrasını ek bazı sindirim enzimleriyle birlikte besin takviyesi satan şirketlerden edinebilirsiniz). Piyasada, karaciğer desteği için, boğa dikeni, karahindiba, filantus bitkisi, meyan kökü, dulavratotu vb. gibi otları içeren bitkisel takviyeler mevcuttur. Bu takviyeleri denemeden önce Giriş Diyetini tamamlamanız önemlidir; ayrıca, bitkilerin kurşun veya diğer endüstriyel kirliliğin olduğu bölgelerde yetiştirilmediğinden emin olmanız için kaliteli organik bitkiler satan bir tedarikçi bulmanız oldukça önemlidir.

Nörolojik problemler

GAPS Diyeti Parkinson hastalığı olan bir kişiyi iyileştirmeye yardımcı olur mu?

GAPS Beslenme Protokolü ile Parkinson hastalığı tedavisi deneyimim olmadı. Bununla birlikte, Parkinson hastalığının kökeni itibariyle otoimmün olduğunu gösteren birçok kanıt mevcuttur. GAPS Beslenme Protokolü bağırsağı iyileştirir ve bağışıklığı yeniden dengeler; böylelikle iyileşmenin temelini oluşturur. Ben olsam denerdim.

GAPS hastalarında vertigo yaygın mıdır? GAPS Programı ile iyileşir mi?
Evet! Beyindeki toksisite duyusal algıyı değiştirdiği için birçok GAPS hastasında vertigo görülür. Bu kişilerin yaşadığı bir diğer sorun da aşırı histamin üretimidir (bağırsaktaki birçok patojenik mikrop türü histamin üretir). Histaminin fazlaca salınması tansiyonu düşürür ve vertigoya, baş dönmesine ve bayılma ataklarına sebep olur. GAPS Programı bağırsak florasını değiştirecek, histamin üretimini azaltacak ve beyine giden toksin miktarını düşürecektir.

GAPS’in Huzursuz Bacak Sendromuna yardımı dokunabilir mi?
Evet! Bu nahoş durum vücuttaki magnezyum eksikliği veya anormal magnezyum metabolizmasından kaynaklıdır; genellikle her ikisinden kaynaklanabilir. Vücuttaki toksinler, fonksiyonlarını önleyeceği için yalnızca magnezyum takviyesi yardımcı olmayabilir. Ancak, magnezyum takviyesini deneyin ve GAPS Programına devam edin, bu zamanla vücudunuzdaki toksinleri yok edecek ve magnezyum fonksiyonlarını geliştirecektir.

Dişçilik dikkate alınması gereken bir diğer husustur: bacağınız dişinizden çok çok uzakta yer alsa da, huzursuz bacak sendromu genellikle dişinizdeki metallerden kaynaklıdır (diş dolguları, diş köprüleri ve diş kronlarında bulunan). Nikel, altın, gümüş, titanyum ve tabii ki cıva alaşımı oral galvanizm diye adlandırılan bir durum yaratabilir. Basitçe söylemek gerekirse, oral galvanizm dişler arasında akımlar sağlayarak adeta ağzınızda aktif bir elektrikli akü varmış gibi hissetmenize sebep olur. Sinir sisteminiz ağzınızdaki elektriği alır, dişinizden çok uzakta örneğin bacaklarınızda, kollarınızda vb. yerlerde rahatsız edici semptomlara neden olur. Bütüncül bir dişçi ağzınızdaki elektrik akımlarını ölçecektir.

GAPS hastalarında görülen ayak kramplarına neden olan şey nedir ve bu genel bir sorun ise ne yapılmalıdır?
Magnezyum eksikliği ayak kramplarına neden olur. Peki, magnezyum eksikliğine neden olan şey nedir? Birçok faktör neden olabilir: Bağırsaktan gelen toksinler, vücutta biriken cıva, kurşun ve diğer toksik kimyasallar, beslenme bozuklukları, enfeksiyonlar vb. Ancak halk arasında en yaygın magnezyum eksikliği sebebi başta şeker olmak üzere işlenmiş karbonhidrat tüketimidir. GAPS Diyeti işlenmiş karbonhidrat içermez ve magnezyum bakımından zengin besinleri bulundurur.

Vücuttaki magnezyum metabolizmasına dahil olan birçok faktör olduğu için, çoğu insan faydası olsa da olmasa da magnezyum takviyesi alır. Yağda çözünen A, D, K ve E vitaminleri besinlerdeki veya takviyelerdeki magnezyumu absorbe edebilen, kullanabilen ve vücut için en gerekli besin maddelerinden biridir. Bu vitaminleri almak için etlerdeki yağlar, tereyağı ve ekşi krema gibi hayvansal yağlara ihtiyaç duyarız. Bir takım olarak çalıştıkları için, işe yaraması için magnezyumun başka vitaminlere, minerallere ve amino asitlere ihtiyacı vardır. Bu nedenle, bir bütün olarak diyet en etkili tedavi biçimidir.

Lütfen önceki soruya da bakın.

GAPS Diyetinin beyin felci geçiren kişiler için uygun olup olmadığını merak ediyorum. Bu insanlara yardımcı olur mu veya küçük nöbetler, kafa karışıklığı, depresyon ve ruh hali değişiklikleri gibi durumlara faydası dokunur mu?
Evet, GAPS Beslenme Protokolü beyin felci için faydalı olabilir. Tabi ki, hastalığı ortadan kaldırmayacaktır ancak kişi fiziksel olarak daha sağlıklı olacak ve bakımı daha kolay olacaktır. Nöbet sıklığı azalabilir ve ruh hali daha stabil olabilir.

Kronik baş ağrıları GAPS’in bir belirtisi midir?
Birçok farklı baş ağrısı şekli mevcuttur. Migren genellikle GAPS tedavisine olumlu yanıt verir. Hipertansiyon magnezyum eksikliğinden kaynaklandığı ve GAPS Programı bu eksikliği gidereceği için, yüksek tansiyondan kaynaklı baş ağrıları da tedaviye olumlu yanıt verir. Çoğu baş ağrısı gıda alerjisi ve intoleransından kaynaklanır. Bağırsağın iyileşmesi alerjiyi ve dolayısıyla baş ağrılarını ortadan kaldıracaktır. Birçok baş ağrısı hormonaldır: anormal bağırsak florası vücuttaki hormonal dengeyi bozar ve böylece baş ağrılarına neden olur. GAPS Programı vücudunuzun hormonların dengesini sağlamasına imkan tanıyacaktır. Nedeni ne olursa olsun çoğu baş ağrısının bunlara karşı toksik bir bileşeni vardır. Vücuttaki birçok toksin bağırsaktan gelir, böylelikle bağırsağın iyileşmesi ve temizlenmesi vücuttaki toksik yükü azaltacak ve baş ağrılarına yardımcı olacaktır. Hızlı tempolu stres dolu yaşamlarımız nedeniyle birçok baş ağrısının bunlara karşı bir gerilim bileşeni vardır. GAPS Diyeti adrenallerin gelişmesine yardımcı olacak ve vücudun gerilim ve stres ile daha iyi bir şekilde baş etmesini sağlayacaktır. Ancak, kaliteli ve yeterli bir uyku çekmek, rahatlatıcı ve hoş şeyler yapmak için kendinize her gün biraz zaman ayırmanız tüm bu baş ağrıları için faydalı olacaktır.

Migrene neden olan şey nedir? Önlenebilir mi? Ağrıyı durdurmak için yapılabilecek bir şey var mı? Tesadüfen meydana gelen ve regl veya yumurtlama ile tetiklenen ağrılar arasında fark var mıdır?
Migrenler genellikle başın bir tarafında meydana gelen vasküler baş ağrılarıdır. İlk olarak bir meninjiyal arter duvarında bir spazm meydana gelir; bu spazm uzun sürmez (birkaç dakika), arter duvarında felç durumu ile devam eder ve bu günlerce sürebilir. Bu felç durumu şişkinliğe ve arter duvarı çevresindeki dokuların inflamasyonuna sebep olur, baş ağrısını tetikler.

İlk yerde gerçekleşen spazma neden olan nedir? Birçok faktör buna neden olabilir ve henüz bu bulmacanın tüm parçalarını çözmüş değiliz. GAPS hastalarında, bağırsaktan gelen toksisite önemli bir rol oynar. Bağırsaktaki aşırı histamin üretimi mekanizması (patojenik mikropların ürettiği) kan basıncını çok düşürür ve spazmı başlatır. Regl ve yumurtlama döneminde hormonlardaki hızlı değişiklik migreni başlatabilir. Regl döngüsünün ikinci yarısında, bağışıklığımız progesteron ile baskılanır, böylelikle bağırsakta veya vücudun başka bir yerindeki aşırı patojen büyümesi daha aktif hale gelir, normalden daha fazla toksin üretir ve migreni başlatır. GAPS Beslenme Protokolü zamanla vücuttaki toksisite miktarının düşürülmesine, hormonların yeniden dengelenmesine ve dolayısıyla migrene yardımcı olacaktır. Bir acil durum süreci olarak, çoğu insan kahve enemaısnı oldukça faydalı bulur.

Kahve eneması karaciğerinizi temizleme ve vücuttaki detoksifikasyon sürecini hızlandırma konusunda en iyi yöntemlerden biridir. Bu, ağrıda oldukça azalma sağlar.

Kahveyi hazırlamak için, 1 litre suyu kaynatın, içerisine 3 yemek kaşığı öğütülmüş organik kahve ekleyin, 2 dakika kaynatın, daha sonra ısıyı en aza getirin, üzerini kapakla sıkıca kapatın ve 10-15 dakika boyunca yavaş yavaş kaynatın. Soğutun ve süzün.

Kahve enemasını yapmadan önce, sıcak suyla iyi bir temizleyici enema yapmanız iyi olur (su ve yarım çay kaşığı kabartma tozu içerisinde yarım çay kaşığı deniz suyunu çözdürün) Bağırsağınızı tamamen temizlemek için, bağırsağınıza biraz su (yaklaşık 1 litre) gönderin, boşaltın. Ardından, daha fazla su gönderin ve yeniden boşaltın. Su tamamen temiz halde gelene kadar (bu, bağırsağınızın boş olduğunu gösterir) bunu 2-4 kez tekrarlayın. Bağırsağınız boşaldıktan sonra, yavaşça kahveyi kalın bağırsağınıza gönderin. Boruyu çıkartın ve sağ tarafınıza yatın veya rahat olacağınız bir pozisyonda uzanın.

Kendinizi rahat ve sıcak tutun. Bağırsağınızı boşaltmadan önce 15 dakika kadar kahveyi içerde tutmanız tercih edilir. İlk olarak bu kadar uzun tutamayabilirsiniz. Bu konuda endişelenmeyin. Zamanla ve deneyim kazandıkça yapabileceksiniz. Kahveyi daha uzun süre tutmak amacıyla, gazın çıkmasını sağlamak için boruyu bir süreliğine (kahve içeriye girdikten sonra) kalın bağırsağınızda tutmanızı öneririm: biriken gaz bağırsağınızı kasar ve çabucak boşalması için bir baskı oluşturur.

Kahve enemasımigren baş ağrılarının çoğuna yardımcı olur, ancak bu tüm vakalarda geçerli değildir. Bazen ağrı kesici almak zorunda kalınabilir. Ancak, bağırsağı temizlemek vücuda giren toksisite miktarını düşürdüğü için uzun vadede daha fazla yardımcı olur.

Gebelik ve emzirme

Emzirme sırasında Giriş Diyetini yapmanın tehlikeleri olduğunu biliyorum. Tam GAPS Diyetinde tüketilen ürünler (kabuklu yemişler, süt ürünleri, yumurta, hindistan cevizi yağı vs.) anne üzerinde reaksiyonlara neden olursa, ne yapılmasını önerirsiniz? Bunlar anne sütüne de geçer mi ve bebek bunları hazmedemezse, bebekte reaksiyon yaratır mı?
Evet, bu ciddi bir sorundur. Bu nedenle, programı gebe kalmadan önce uygulamanız daha iyi olur. Ancak, tabii ki hayat planlı değildir ve öngörülemez ve bazı kadınlar gebeyken veya bebek emzirirken diyete başlamak zorunda kalabilir. Her gün et suyuyla yapılmış ev yapımı çorbalar ve türlü tüketerek bağırsağınızın doğru bir şekilde çalışmasını sağlamak için elinizden geleni yapın. Bol miktarda hayvansal yağ tükettiğinizden emin olun. Çiğ kabuklu yemişlerden kaçının, bir gece tuzlu suya yatırın ve fırında pişirmeyi deneyin- bu şekilde sindirimi kolaylaşacaktır. Belirli besinlere karşı kötü bir tepki veriyorsanız, onlardan uzak durun. Diyetinizde lifli besinleri sınırlamanız (çiğ bitkisel besinleri sınırlamanız) gıda intoleranslarını ve reaksiyonları azaltacaktır.

Çiğ meyve ve sebzelerden meyve/sebze suyu yaparak tüm yönleriyle faydalanabilirsiniz. Sebzeleri iyi pişmiş halde çorba veya türlü olarak tüketin. Sindirimleri kolay olduğu ve size ve bebeğinize konsantre miktarlarda besin sağlayacağı için büyük ölçüde hayvansal besinleri tüketmeye odaklanın (et, yağ, yumurta, sakatat, balık, yüksek yağlı süt ürünleri). Süt ürünleri tüketiyorsanız, tereyağı ve sade yağ, ekşi krema ve doğal krem peynir gibi yüksek yağlı ürünlere odaklanın.

Gebe ve emziren kadınlar meyve/sebze sularını tüketmeli mi?
Evet! Herhangi bir reaksiyondan kaçınmak için yavaş yavaş küçük miktarlarla başlayın ve aşamalı olarak artırın. GAPS milkshake’i yaparak sebze/meyve suyunuzu yağ ve protein ile dengeleyin. Sebze ve meyve karışımlarından meyve/sebze suyu yapın, daha sonra içine 1-2 çiğ yumurta kırıp ve çok az olmayacak şekilde ev yapımı ekşi krema ekleyip, çırpın.

Giriş Diyeti gebe ve emziren annelere önerilmiyor. Bu aşamada diyete başlayan bu kadınlar için fermente edilmiş süt ürünleri sakıncalı mıdır? Bu kadınlar, diyette süt ürünlerini tüketmeye başlamadan önce uzun bir süre mi beklemelidir?
Gebelik öncesinde kaliteli süt ürünleri tüketiyorsanız, diyete başladığınızda Süt Ürünlerine Giriş/Süt Ürünlerinin Yapısı (GAPS kitabı sayfa 121) bölümünü uygulamak zorunda değilsiniz, yalnızca fermente edilmiş süt ürünleri tüketmeye devam edin. Daha önce süt ürünleri tüketmiyorsanız, o zaman Süt Ürünleri Giriş/Yapısı bölümünü uygulamanız iyi olur ancak size ve bebeğinize çok değerli besinler sağlayacağı için öncelikle sade yağ ve tereyağı ile başlayın. Sade yağ ve tereyağı iyice sindirildiğinde, aşamalı olarak ev yapımı ekşi kremaya geçin. Ekşi kremadan sonra, tam yağlı peyniri deneyebilirsiniz. Gebelik boyunca en çok ihtiyacınız olan şey süt ürünlerinden üretilen yağlardır, bu nedenle yüksek yağlı süt ürünleri tüketin.

Gebelik boyunca özel bir takviye öneriyor musunuz? Multivitamin hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gebelik süresince, en önemli takviye kaliteli besinlerdir, özellikle doğal hayvansal yağlar, etler, fermente edilmiş süt ürünleri, yumurta ve ciğer en önemli besinlerdir. Bu besinler yağda çözünür vitaminleri, tüm B vitaminlerini, bolca folik asit ve diğer tüm gerekli besinleri sağlayacaktır. Kaliteli sebze ve meyveler, biraz deniz yosunu ekleyin ve ihtiyacınız olan her şeyi almış olacaksınız. Günlük ciğer tüketimi gebelikte özellikle önemlidir; örneğin, Fransa ve Belçika’da hala gebe kadına her gün ciğer ezmesi verme geleneği devam etmektedir. Fermente edilmiş besinleri günlük olarak tüketmek en iyisidir, ancak her ne sebeple olursa olsun bunları tüketemiyorsanız, hazır bir probiyotik alın. Yeteri kadar yüksek yağlı besinler tüketmiyorsanız, kaliteli balık yağı tüketin. Günde en az 3 saat güneşli havada temiz hava alın. Mümkünse, güneşlenin; güneş size bolca D vitamini ve birçok fayda sağlayacaktır. Hepimiz çeşitli takviye ürünlerinin pazarlanmasına maruz kalıyoruz; kadınlar binlerce yıldır herhangi bir takviye almadan, yalnızca iyi beslenerek, kaliteli uyku çekerek ve günlerinin çoğunu dışarıda geçirerek sağlıklı bebekler dünyaya getirmiştir.

Emziren ve gebe kadınlara enema (özellikle kahve eneması) öneriyor musunuz?
Yalnızca kabızlığı ortadan kaldırmak için gebe ve emziren kadınlara enema öneriyorum, ancak kahve enemsını önermiyorum. Yalnızca biraz tuzlu su kullanın. Kahve kullanırsanız, sütünüze karışacaktır ve bebeğinize geçecektir.

Emzirme süresince Giriş Diyeti yapmanın sorun olmayacağı bir durum var mı ve eğer varsa diyete başladığınızda bebek kaç yaşında olmalıdır? GAPS Giriş Diyetini yapmak istiyorum, ancak 4 aylık bebeğimi emziriyorum. Niçin emzirirken Giriş Diyetini yapmak tavsiye edilmiyor? Giriş Diyetini yapmam gerektiğini düşünüyorum, hem çocuğum hem de benim hayata devam edebilmemiz ve besleyici yemekler yiyebilmemiz için bağırsağımın sızdırmazlığını sağlamam lazım. Ne yapmalıyım?
Bebeğiniz iyiyse, 4 aylıktan itibaren katı besinlere başlayabilirsiniz. Lütfen, kitabımın Bebek Diyeti bölümünü inceleyin. Bebeğiniz katı besinler yediğinde ve sütünüz yalnızca ilave olarak kullanıldığında, Giriş Diyetine başlayabilirsiniz. Yeni doğmuş bir bebeği emzirirken Giriş Diyetine başlamamanın sebebi şöyledir: diyet sizde die-off reaksiyonunu ve detoksu başlatabilir, bu durumda sütünüze çok fazla toksin karışır. Aynı zamanda, diyet sütünüzün beslenme bileşimini değiştirecektir, bu durumda bebeği emzirirken pek iyi bir fikir değildir. Ancak, emzirme döneminde, Giriş Diyetindeki et ve kemik suyu, çorbalar ve türlüler gibi iyileştirici besinler dahil Tam GAPS Diyetini uygulayabilirsiniz.

Probiyotikler, mikroplar, mayalar

Bağırsağımızdaki patojenlerin biyofilmler oluşturup oluşturmadığını nasıl bileceğiz? Şayet biyofilmler varsa, GAPS Protokolüne ve diyetine ilaveten bu biyofilmleri yok etmek için bir şey yapmamız veya bir şey almamız gerekir mi yoksa bu biyofilmler kendi kendine gider mi?
Çoğu mikrop (tamamı olmasa da) biyofilm oluşturur. Biyofilm en basit ifadeyle, bir yüzeyde birlikte gelişen ve ürettikleri çeşitli maddelere (proteinler, karbonhidratlar, vs.) gömülen bir mikroplar topluluğudur. Bağırsaktaki faydalı flora da biyofilm oluşturduğu için, biyofilmler ‘kurtulunması’ gereken kötü bir şey değildir. Bu konuda, bir şeyler yapabilmek için, özellikle yıkıcı bir şeyler yapabilmek için henüz yeteri kadar bilgi sahibi değiliz. Faydalı mikroplar daima kazandığı için bağırsak floranızı iyileştirmeye çalışın, faydalı mikroplar biyofilmlerini yok etmek dahil patojenlerle kendi yöntemleriyle başa çıkacaktır.

Kitabınızda, GAPS hastalarında genellikle sülfat azaltıcı bakterilerin fazla geliştiğini belirtiyorsunuz. Benim çocuğumda da böyle bir durum olduğundan şüphelenirsem, onu yüksek miktarda sülfür içeren besinlerle beslemekten kaçınmalı mıyım?
Hayır, sülfür içeren besinleri diyetinizden çıkarmayın. Sülfür çocuğunuzun bağırsağını, bağışıklığını ve karaciğer fonksiyonunu yeniden tesis etmek için çok önemlidir. GAPS hastalarında halihazırda sülfür eksikliği vardır; sülfürü yeterince alamazlar. Bağırsak florası değişmeye başlayınca, faydalı mikroplar patojenlerle ilgilenmeye ve çocuğunuzun sülfür metabolizmasını normal hale getirmeye başlayacaktır.

Probiyotik bir takviyede kullanılıyorlarsa, maltodekstrin, FOS ve inulin gibi prebiyotikler GAPS hastaları için endişelenecek bir şey midir? Bunların uzak durulması gerekenler listesinde yer aldığını biliyorum, ancak çoğu probiyotik en az bir prebiyotik içerir.
Prebiyotikler faydalı mikropları besledikleri kadar patojenleri de beslerler, bu nedenle uzak durulması gerekenler listesinde yer alırlar. Bunları programın başında kullanmanızı tavsiye etmem. Ancak, hastanız bir süredir GAPS Diyetini uyguluyorsa ve bağırsak iyi bir şekilde çalışıyorsa, bir prebiyotik deneyin ve hastanızın nasıl bir tepki verdiğine bakın. Şayet hazır değilse, gaz ve şişkinlik olacaktır.

Eşiniz size kötü bakterileri geçirebilir mi? Herhangi bir tedbir almak gerekir mi? Kocam diyeti uygulamıyor ve bağırsak sorunları olduğunu biliyorum ve ben kendi sorunlarımı çözmeye çalışıyorum.
Hepimiz birbirimize dokunarak, birbirimizle temasa geçerek birbirimize mikrop geçiririz. Ancak, bunun korkusuyla yaşayacak olursak, hayatlarımız çok zorlaşır. Doğa Ana bizlere mikroplarla başa çıkabilecek bağışıklık sistemleri vermiş. Bağışıklığımızı güçlü tuttuğumuz sürece, kiminle temasa geçtiğimiz konusunda endişe duymamız gerekmez. İyileşebilmeniz için kocanızı evden uzaklaştırmanızı istemem. Kendi bağışıklığınızı ve kocanızın bağışıklığını güçlendirmeye çalışın yeter: belki kocanız da probiyotik ve morina balığı karaciğer yağı kapsülleri almayı kabul eder. İkiniz de yemeklerinizde hayvan yağı tüketimini artırırsanız, bağışıklığınız güçlenir ve istilacılarla daha iyi başa çıkabilirsiniz.

SCD sitelerinde Elaine Gottschall’ın L acidophilus hariç hiçbir probiyotiği önermediği, özellikle Bifidus’u önermediği yazıyor. Birçok farklı probiyotik bakteri türü kullanıyorsunuz. Neden?
Elaine ile profesyonel bir arkadaşlık kurma imkanım oldu. Bir çok konuda düzenli olarak birbirimize e-posta gönderdik. Probiyotik konusunu açıklığa kavuşturmak amacıyla yazışmalarımızın bir kısmını yayınladığım için beni affedeceğine eminim. 16 Kasım 2004 tarihinde gönderdiği eposta şöyle diyordu:

‘Probiyotiklere gelecek olursak, ben konuyu bırakalı çok oluyor. Sayısız şirket beni arayarak kendi probiyotiklerine onay vermemi istedi. Bu alanda uzman olmadığım için, konuya dahil olamam. Tek bildiğim L acidophilus’un denendiği ve test edildiği ve zaman testine dayandığı… Bu takviyelere yönelik ticari yaklaşıma ilgisizim. Tüm bildiğim diyet ve bu ebeveynlerin birbiri ardına şirketler tarafından sömürüldüğü. Bu çocukların SCD uygularken tüm bu takviyelere ihtiyaç duymadığından eminim.’ 18 Kasım 2004 tarihine ait yazışmamız: ‘Evet, bazı çocuklar probiyotikler olmadan da iyi sonuçlar elde etmiş olsa da probiyotikler gereklidir. Ancak Dr. Sidney V Haas bunları kullanmıştı – yalnızca L acidophilus olduğunu düşünüyorum. Aslında, kitabı bifidus fazla büyümesine şüpheyle yaklaşıyor, bu yüzden insanlara kullanmamalarını tavsiye ettim. Ancak, tüm cevaplara sahip değiliz ve yapılacak çok iş var.’ Dr. Haas’ın döneminden bu yana, probiyotiklerle ilgili çok şey öğrendik; bu konuda kendimi mümkün olduğu kadar eğitmeye çalıştım. Bilgime ve klinik deneyimime istinaden, hastalarımı tedavi ederken farklı probiyotik mikrop türlerini kullanıyorum.

Çoğu kişi GAPS Diyetini Laym hastalığı tedavisi alırken veya aldıktan sonra uygulamaya başlıyor. Bu kişiler için ne tavsiye edersiniz?
Giriş Diyetini uygulamanızı tavsiye ederim. Giriş Diyetini zor bulursanız, önce tam GAPS Diyetini uygulayın; Giriş Diyetini daha sonra da yapabilirsiniz. Laym hastalığının standart tedavisi antibiyotiklerdir, bolca antibiyotik alınır. Bu nedenle, bu kişilerdeki bağırsak florası hasar görür ve iyileştirilmesi gerekir.

EM’ler (Etkin Mikro-organizmalar) ile ilgili fikriniz nedir?
EM konsepti bağırsak florası ile ilgili anladığımıza çok benzerdir. Yan yana yaşayan ve konağın yanı sıra birbirlerini de etkileyen çeşitli mikropların bulunduğu kompleks bir dünyadır. Konsepti asıl geliştiren Japon Profesör Teuro Higa’dır. EM formülleri çeşitli bakterilerden ve mantarlardan oluşan karışımlardır, esasen çiftçilikte yem hazırlamada kullanılmıştır. Şu anda pazarda EM adıyla satılan birçok özel formül bulunmaktadır. Profesör Higa doğal bir ekosistemdeki mikropları üç grupta sınıflandırmıştır. faydalı, negatif ve fırsatçı. İnsan bağırsağı florası için de birebir aynı sınıflandırma geçerlidir. EM sistemi sağlıklı tutabilmek için faydalı mikropları geliştirmeyi amaçlar. Bu nedenle, faydalı mikroplardan oluşan bir karışım olduğu için herhangi bir çok türlü probiyotik bir EM olarak kabul edilebilir.

Çocuğumun son dışkı analizinde dışkıda streptokok büyümesi görüldü. Doktorum bir antibiyotik önerdi, ancak antibiyotik çocuğumu daha da kötüleştirdi. Ne yapmam gerekir?
Hastalarımın çoğuna testlere çok fazla itibar etmemelerini söylemem gerekir. Her test yalnızca bildiği şeyleri saptayabilir, bulmaya tasarlanmadığı şeyleri bulamaz. Çok az bilginin sıfır bilgiden daha tehlikeli olduğu doğrudur. İnsan dışkısında ve bağırsak florasında birçok potansiyel olarak patojenik mikrop vardır. Laboratuarın bunlardan birini saptamış olması illa ki bunun peşine düşmemiz gerektiği anlamına gelmez. Streptokoku antibiyotiklerle öldürmeye çalışırken, birçok faydalı bakteriyi de öldürürüz ve normalde etkisiz olan diğer patojenleri aktive ederiz, bu patojenler streptokoktan daha tehlikeli olabilir. Bu nedenle, büyük resme baktığınızda, antibiyotiğinden faydadan çok zarar getirdiğini görebilirsiniz. Bağırsakta çok kompleks bir mikrobiyal dünya ile karşı karşıyayız ve bu konuda henüz bir şeyler öğrenmeye başlayabildik. Henüz çok az şey biliyoruz, modern bilim bu konuda henüz emekliyor. Bu nedenle bağırsağı yüzyılların verdiği bilgelikle, bütüncül bir şekilde diyet ve probiyotiklerle tedavi etmemiz, vakit tanımamız ve sabırlı davranmamız en iyisi.

Çocuğum streptokok boğaz ağrısına yakalandı, vücut sıcaklığı yükseldi, doktorum antibiyotik yazdı. Ne yapmam gerekir? Antibiyotikler GAPS’te sarf ettiğimiz tüm çabaları boşa çıkarır mı?
Antibiyotiklerin gerekli olduğu durumlar vardır ve streptokok boğaz ağrısı da bu durumlardan biridir. Streptokoklar vücutta bir otoimmün reaksiyonu tetikleyip kalp kapakçıklarına zarar verebileceği için streptokokları kontrol altında tutmak önemlidir. Çocuğunuza hastalığı sırasında ve sonrasında bolca probiyotik ve bağışıklık geliştirici besin verdiğinizden emin olun.

Probiyotikler: Bir kapsül probiyotiği açın ve tozu her yemekten sonra ve uyumadan önce çocuğunuzun diline dökün. Bu çocuğun boğazını faydalı bakterilerle doldurmaya yardımcı olacaktır, faydalı bakteriler streptokokları kontrol altına alacak ve gelecekte oluşabilecek yeni enfeksiyonları önleyecektir.

Beslenme: Enfeksiyon süresince, çocuğunuzu sıcak tavuk suyu ile ve kefir, yoğurt veya ekşi krema eklediğiniz tavuk çorbasıyla besleyin. Çocuğunuz boğazı iyileşene kadar başka hiçbir şey vermeyin. Yani, meyve veya sebze, salata, fırında pişmiş yemekler ve soğuk içecekler vermeyin; yalnızca sıcak çorba, işlenmemiş bal eklediğiniz papatya çayı, iyi pişmiş yağlı jelatinimsi et (suda pişmiş) ve soğanlı yumurta verin. İşte size enfeksiyon sırasında özellikle boğaz için kullanabileceğiniz bir bağışıklık güçlendirici tarif: 2-3 yumurtayı bolca kaz veya ördek yağında (veya başka bir hayvan yağında) pişirin, beyazları iyice pişsin, sarısı sulu kalsın; büyük bir beyaz soğanı dilimleyin, bolca hayvan yağında tencerenin kapağını kapatarak, soğan yumuşayıp tadını salana kadar yaklaşık 20 dakika pişirin, yumurtaları ve soğanı içinde pişirdiğiniz yağla birlikte servis edin, üstüne biraz soğuk sıkım zeytin yağı dökün. Bu yemek boğaz için çok iyi ve rahatlatıcıdır, yağ ve yumurta sarıları zarar gören dokuları çözecek ve bunları sökmeye yardımcı olacaktır; yumurta, yağ ve pişmiş soğan boğazda bağışıklık sistemini lokal olarak besleyecek ve sistematik bağışıklığı da güçlendirecektir. Bu yemeği günde iki defa çocuğunuza verin, boğaz ağrısı hızlıca yok olacaktır. Bu hastanelerde, bademcikleri alınan hastalara verilmesi gereken bir yemektir.

Bazı kişiler kötü bağırsak florasından kurtulabilmek için hidrojen peroksit kullanımını tavsiye ediyor. Bu iyi bir fikir midir? GAPS hastalarına yardımcı olabilir mi?
Kısaca cevaplamak gerekirse, cevap evet. Ancak, tadından dolayı ve oluşturduğu ani die-off reaksiyonundan dolayı hidrojen peroksiti (H2O2) alması pek kolay değildir, kendi deneyimime istinaden bunu deneyen kişilerin büyük çoğunluğunun başarılı olamadığını söyleyebilirim. %35 besin derecesinde H2O2’ye ihtiyacınız var, bunu bazı sağlıklı besin mağazalarında bulabilirsiniz. Aç karna günde bir veya iki defa bir bardak suya birkaç damla koyarak başlamanız, daha sonra her seferinde bir damla daha ekleyip yoğunluğunu artırmanız tavsiye edilir. Tüketildikten sonra, H2O2 su ve serbest oksijen şeklinde parçalanır, serbest oksijen bu evrendeki herhangi bir mikrop için en ölümcül madde olarak kabul edilir. GERD, reflü ve diğer karın sorunları olan kişiler aç karna H2O2 almayı faydalı bulabilirler, zira sorunları büyük ölçüde karında fazla maya büyümesinden kaynaklanır. Başlangıçta görülen die-off reaksiyonundan sonra, karın daha steril hale geldikçe, semptomlar yok olabilir. Diğer preparatlarda kararlılığı sağlamak üzere kimyasallar eklenmiş olabileceği için yalnızca besin derecesinde H2O2 kullanmak çok önemlidir. Çok sert olduğu için ve ciddi bir die-off reaksiyonuna sebep olabileceği için ben rutin bir şekilde hidrojen peroksit tavsiye etmiyorum.

GAPS’in kolondaki aşırı maya büyümesine karşılık sistematik mayaları nasıl yok ettiğini öğrenmek istiyorum.
Mayalar vücut floramızın doğal bir parçası olduğu için sistematik olsun ya da kolonda olsun vücuttaki mayaları tamamen yok etmek mümkün değildir. Vücutta bir çok faydalı rolleri vardır, bu rollerden biri de toksinlerle ilgilidir. Vücut ağır metalleri ve diğer toksinleri emmek için mayaları bir sünger gibi kullanır, böylelikle bu zehirler daha az zarar verirler. Bu yüzden aşırı maya büyümesi toksisite ile birlikte görülür. Mantar önleyici ilaçlarla mayaya saldırabilirsiniz, bu geçici olarak işe yarayabilir, ancak vücudunuzda toksin olduğu sürece mayalar geri gelecektir. GAPS Programı birçok seviyede çalışır: Bağırsak florasını ve bağırsak fonksiyonunu geliştirerek vücuttaki ana toksisite kaynağını yok eder, bağışıklık sistemini yeniden dengeler ve besler, patojenlerle kendi yöntemiyle başa çıkar ve vücuttaki normal mikrobiyal dengeyi yeniden kurar. Normal mikrobiyal denge mayaları ve bunların bakteriler, virüsler, protozoa ve diğer mikroplarla yan yana yaşayan birçok türünü içerir. Vücudumuzun yaklaşık %90’ının mikrop olduğunu, sizin %10’dan ibaret olduğunuzu ve bu mikroplar için bir kabuk ve habitat olduğunuzu anlamanız gerekir. Bunlara karşı çalışacağınıza bunlarla birlikte çalışın, bunların arasında normal dengeyi yeniden kurun ve size düzgün bir şekilde hizmet etsinler.

Bakterilerle ve yerleştikleri yerlerle ilgili çelişkili bilgiler okudum. Bazı kaynaklar ince bağırsağın steril olması gerektiğini, burada hiçbir bakterinin bulunmaması gerektiğini ve lactobacillus hem de bifidobakteriyumun kalın bağırsakta yaşadığını söylüyor. Diğer kaynaklar bifidobakterilerin kalın bağırsakta yaşadığını, lactobacillinin yalnızca ince bağırsakta yaşadığını belirtiyor. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Bütün sindirim sistemi ağızdan en uca kadar doludur, sindirim organlarında steril bölgeler yoktur. Bifidobakteriler zorunlu anaeroblardır; bunlar için en iyi koşullar kalın bağırsakta bulunur. Bu nedenle, kalın bağırsakta bunlardan sayısızcası vardır. Lactobacilli oksijeni kullanabilir ve anaerobik koşullarda da yaşayabilir, bu nedenle ince bağırsak hariç her yerde bulunurlar.

GAPS Diyeti ince bağırsaktaki aşırı bakteri büyümesiyle (SIBO) nasıl başa çıkar? Fermente besinler ve probiyotikler SIBO’yu beslediği için, bu durumla başa çıkmaya yönelik tavsiyeniz nedir?
GAPS hastalarının çoğu bu sorunu yaşar. GAPS Programını uygulamaya devam edin, bu program bağırsağınızı besleyecek, bağışıklığınızı ve bağırsak duvarındaki sinir sistemini yeniden dengeleyecektir. Vücut kendisini nasıl iyileştireceğini bilir, siz iyileştirmesi için gerekli aletleri verin yeter.

Bağırsaktaki bakteri profilini değiştirmek neden bu kadar uzun sürüyor?
Hızlı bir şekilde hastalanabilir, ancak iyileşmesi daima vakit alır. Bağırsak binlerce patojenik mikrop türüyle kaplı olduğu için bağırsak disbiyozu olan bir kişinin bağırsak florasının normale dönmesi uzun vakit alabilir. Bağırsak kaplamasında çok derine gidebilirler, bunları geri çıkarması kolay değildir. Probiyotik mikroplar bunlarla savaşırlar.

Bir diğer sorun da, ister fermente besin isterse ticari probiyotik takviye kullanalım, verdiğimiz aktif mikrop sayısının çok küçük olmasıdır. Şu an için (yani herhangi bir yöntem bilmiyoruz) bağırsağı güvenli bir şekilde probiyotiklerle tıka basa doldurmanın bir yolu yok, çünkü bunlar hakkında çok fazla bilgi sahibi değiliz. En güncen bilimsel veriler sağlıklı bir bağırsakta yüz binlerce farklı mikrop türünün olduğunu gösteriyor.

Mevcut bilgimizle, aynı anda yalnızca birkaç tanesini bağırsağa gönderebiliyoruz, onlar da lactobacilli, bifidobakteriler ve birkaç diğer bakteri gibi bildiğimiz türler.

Dünyada da Doğayı kopyalamaya çalışan çok az doktor vardır: bu doktorlar dışkı transplantı denen bir prosedür kullanır: sağlıklı bir donörden alınan dışkı su ile karıştırılır ve hastanın bağırsağına konulur (mideden geçen bir boru ile veya enema yaparak bağırsağa). Herkes için işe yaramasa da, çoğu hastada bu sorunu çözer. Dışkı transplantı son derece kompleks bir sağlıklı bağırsak florasını bağırsağa gönderir, biz bu dışkıda hangi mikrop türlerinin olduğunu ve diğer hangi faktörlerin buraya konulduğunu bilmeyiz. Eminim çoğunuz hayvanlarla ilgili belgeseller izlemişsinizdir, bu belgesellerde yavru fil annesinin dışkısını zevkle yer. Biz insanlar için, bu durum iğrenç ve kabul edilemez gelir, ancak bu hayvanların bizim bilmediğimiz bir şeyi bildikleri aşikar. Dışkı transplantı bu yavru fillerin yaptıklarını yapar, belki de gelecekte bağırsak florasını hızlı bir şekilde eski haline getirmenin yolu bu olacaktır.

Vücutlarında yüksek miktarda Klebsiella ve klostridyum bakterisi olan kişilere ne tavsiye ediyorsunuz? FOS içeren tüm besinleri kesmeleri mi gerekir?
Bu mikroplarla en iyi probiyotikler savaşır. Genellikle diyet ve kaliteli tedavi amaçlı probiyotikler bunları kontrol altına alır. GAPS Programını altı hafta uyguladıktan sonra dahi, soruna neden oluyorlarsa, uygun bir antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Antibiyotik tedavisi sırasında ve sonrasında GAPS Diyetini uygulamaya ve yüksek dozda probiyotik almaya devam edin.

Akciğerde mantar enfeksiyonlarıyla ilgili deneyiminiz var mı? Akciğerime aspergillus teşhisi konuldu ve İtrakonazol almam tavsiye edildi. Bu ilacı kullanırken daha iyi hissettim, ancak ilaca uzun dönemde devam etmem tavsiye edildi. Uzun dönemde ilaç alırken GAPS ile iyileşme kaydetmek mümkün olabilir mi?
Evet, GAPS Beslenme Protokolü size yardımcı olabilir. Akciğerler vücuttaki en temel detoks organlarından biridir, birçok toksini vücuttan atarlar. Bağırsak kaplaması hasarlı bir kişide, çoğu toksin ve kısmen sindirilmiş besin vücuttan atılmak üzere akciğerlere gelir, mantarların büyümesi için mükemmel bir besin sağlar. Bu yüzden, burada ilk olarak aspergillus görülür. Evet, ilaç kullanırken de iyileşebilirsiniz. Birkaç hafta içerisinde ilacı bırakabilir, bir yıl veya daha uzun bir süre GAPS Programına devam edebilirsiniz.

Mide sorunları

GAPS Diyetine başladığımdan beri, boğazımda bir asit tadı var. Bu konuda ne tavsiye edersiniz?
Yemeklerinizle birlikte fermente sebzeler tüketin, taze sebzeleri de tüketin (marul, domates, salatalık, soğan ve yeşillik gibi sulu sebzelerden yapılmış salatalar). Midenize enzim verecek ve besinleri işlemede midenize yardımcı olacaklardır. Mideniz bu aşamada yeteri kadar asit ve enzim üretemediği için bu asit tadının nedeni muhtemelen reflüdür.

Et suları/çorbalar yemek esnasında mide sıvılarını seyrelterek sindirimi daha da kötüleştirebilir mi? Yemek sırasında sıvılar şişkinliği kötüleştiriyorsa, ne tavsiye edersiniz?
İçine lahana turşusu suyu eklenmiş et suyu (veya taze sıkılmış kabak suyu) mide asidi üretimini uyarır ve genel olarak iyi bir hazmettirici besindir. Yemekle içmek yerine, yemekten 10-15 dakika önce bunu içmeniz mide asidi üretmenize ve gelen yemeğe hazırlanmanıza yardımcı olacaktır.

Askorbik asit biçimindeki Betain HCI veya C vitamini gibi belli takviyelerin asiditesi bağırsakta tahrişe neden olur mu?
Evet, olur! Bu yüzden, bu takviyeler dikkatli bir şekilde ve yalnızca bunlara ihtiyaç duyulduğunda alınmalıdır. Betain HCI’yı yalnızca ana yemeklerle birlikte alın, ana yemekteki yağlar ve etler bunu bağlayacaktır. Betain HCI’yı sürekli olarak almayın, bu geçici bir önlemdir. Uzun vadede, kabak suyu, lahana turşusu suyu ve diğer fermente kabak yemeği tarifleriyle normal mide asidi üretiminizi eski haline getirin. Bağırsak kaplaması açısından tahriş edici olduğu için genellikle askorbik asidi tavsiye etmem. GAPS Diyeti besin şeklinde bolca C vitamini sağlar (özellikle sıkılmış meyve/sebze suyu tüketildiğinde). Bir takviye almak istiyorsanız, acelora vişnesi tozu gibi doğal biçimde bir C vitamini almanız daha iyi olacaktır.

HCI ve Pepsin vermek için tipik zaman dilimi nedir? İki küçük oğluma verdim ve yardımı dokunur gibi oldu, ancak küçük oğlumun mide rahatsızlığına sebep olup olmadığını ifade etmesi biraz güç oldu. Bunları en az ne kadar denemem gerekir? Ne zaman bırakmam gerektiğini nasıl anlayacağım?
HCI ve Pepsinin uzun süreli tüketimi mide tahrişine neden olabilir. Çocuklarda, genellikle mide asidi uyaranı olarak kabak kullanılmasını tavsiye ediyorum. yemekten 5–10 dakika önce kabak suyu, taze kabak salatası veya küçük bir lahana turşusu suyu verin, mideleri yemeğe hazır olacak ve asitle dolacaktır. Bu önlem yeterli gelmezse, yalnızca büyük öğünlerde küçük bir HCI ve Pepsin kullanın.

Pancar yedikten sonra kırmızı/turuncu idrar gelmesinin kişinin mide asidinin düşük olduğuna işaret ettiğini söylediler. Bu doğru mudur?
Kişi antasit alıyorsa (mide asidini düşüren ilaçlar), pancar yedikten sonra idrarının kırmızı olduğu gözlenmiştir. Pancar yüksek pH ile parçalanan pigmentler içerir. Mide yeteri kadar asit üretiyorsa, pigmenti parçalaması gerekir. Bağırsakta pigment parçalandığı zaman, emilir ve idrar ile vücudu terk eder, idrarı kırmızı renk verir. Bildiğimiz kadarıyla bu zararsızdır ve herhangi bir endişeye neden olmaz.

Dışkı ve diğer GI sorunları

GAPS’e başladığımdan beri, bir bağırsak hareketi yaşamadım. Enema yaptığımda, su dışarı atılıyor ve bir bağırsak hareketi uyarılıyor, ancak bir dışkı oluşmuyor – yalnızca pelte veya su peltesi geliyor. Bu beklenen bir şey mi yoksa bir şeye mi işaret ediyor? Kabızlık tedavisi aldığım gibi bir gün de ishal tedavisi mi alacağım?
Tabi ki, enema sırasında dışa atılan dışkı dışkı değildir: bağırsağınıza gönderdiğiniz su burayı seyreltir ve pelteye dönüştürür. Kabızlık sürekli olarak devam ederse, yapabileceğiniz çeşitli şeyler var:

Daha fazla pişmiş sebze ve jelatinli et tüketin, diyetinizde kaslı etleri azaltın. Öğünlerinizde hayvan yağı tüketimini artırın.

Yoğurt ve kefir (yüksek proteinli süt ürünü) yerine ekşi krema (yüksek yağlı süt ürünü) koyun. Ekşi kremayı evde yapın, yoğurt kültürü kullanarak tercihen çiğ kremadan yapın, daha sonra kefir kültürü kullanmaya başlayın. Bu önlem tek başına bir çok kişinin kabızlık sorununu çözmeye yardımcı olmuştur.

Sıkılmış meyve/sebze suyunu daha erken tüketin: meyve ve sebze karışımından bir su hazırlayın, 1-2 çiğ yumurta ve büyük bir parça ev yapımı ekşi krema ekleyip çırpın. Bu şekilde size magnezyum ve diğer maddeleri sağlayacak lezzetli bir ‘milkshake’ yapmış olacaksınız. Sabah ilk iş, kahvaltıdan 20-30 dakika önce GAPS milkshake’i için. Meyve-sebze suyu hazırlarken, portakal, kereviz, elma, havuç, kabak, pancar ve yeşillikler gibi yüksek magnezyum içeren meyve ve sebzeleri kullanın.

Magnezyum takviyesi faydalı olabilir: Günlük takviye olarak amino asit magnezyum şelatları kullanın. Laksatif olarak, ara sıra magnezyum oksit kullanabilirsiniz.

Spirulina yosunu, mavi-yeşil yosun, klorella veya dunaliella takviyeleri alın; çoğu hasta kabızlığın çözümünde bunu çok faydalı bulur.

Kabızlıkla ilgili tavsiyeleri okurken, süt ürünlerinin çok önemli bir rol oynadığını gördüm. Süt ürünlerine tolerasyonumuz yoksa ne yapmamız gerekir?
Kabızlık süt ürünleri ile alakalı değildir, bağırsakta faydalı mikropların olmaması ve bağırsak sinir sisteminin dengesiz olmasından kaynaklanır. parasempatik sinir sistemi bastırılırken, sempatik sinir sistemi çok aktiftir. Probiyotikler ve diyetle bağırsak florasını eski haline döndürerek, uzun vadede kabızlığı çözeriz. Kısa vadede, diyet ile sinir sistemini yeniden dengelememiz gerekir. Parasempatik sinir sistemini etkinleştirmek ve sempatik sinir sistemini yatıştırmak için, magnezyum, potasyum ve diğer maddelerden zengin çiğ meyve/sebze sularına ihtiyacımız var; yemeklerde daha fazla hayvan yağına ihtiyaç duyarız, yemeklerimizdeki sebze et oranını değiştirmemiz gerekir (daha az kaslı et ve jelatinli et ile daha fazla sebze). Lütfen, önceki soruya bakın.

Kabızlık bir kaç ay sürerse, yanlış bir şey yaptığımız anlamına mı gelir? Enemalara ve meyve/sebze suyuna ilaveten tavsiye edeceğiniz bir şey var mı?
Yüksek proteinli süt ürünlerini yüksek yağlı süt ürünleri ile değiştirmeye çalışın. Kendi deneyimime istinaden, peynir altı suyu, yoğurt ve kefir gibi yüksek proteinli süt ürünlerinin ishale yatkın kişilerde mucizeler yarattığını gördüm. Ancak, kabızlık başka bir konudur. Hastanız kronik kabızlığa yatkınsa, yüksek yağlı süt ürünleri tüketin: sade yağ ve ekşi krema tüketin, yoğurt, peynir altı suyu, kefir ve peynir gibi proteini yüksek süt ürünlerini tüketmeyin. Yüksek proteinli süt ürünleri kabızlığı daha da şiddetlendirebilir. Ekşi kremanın yüksek yağ içeriği bağırsak duvarını yağlar ve dışkıyı yumuşatır.

Enemadan (aylar boyunca her gece kullanılan) yardımsız günlük rahatlamaya geçişi en iyi nasıl yaparız?
2-4 gün enemasız devam etmenizi tavsiye ederim: bağırsağınız dışkı üretmeye başlayacaktır. Bu sırada, güne taze sıkılmış portakal ve greyfurt suyuyla başlayın. Düzenli olarak pişmiş pancar yiyin. Birkaç hafta bal kabağı gibi tatlı sebzelerden uzak durun. Yemeklerin başında 1-2 kapsül HCI ve Pepsin alın. Spirulina yosunu, mavi-yeşil yosun, klorella veya dunaliella takviyeleri almaya çalışın, çoğu hasta bunların kabızlığı çözmede yardımcı olduğunu bildirmiştir. Lütfen kabızlıkla ilgili diğer sorulara bakın, bu sorular beslenmenizde yapacağınız değişikliklerle ilgili size yardımcı olacaktır.

Dört gün beklemenize rağmen dışkı gelmediyse, bir litre suya bir çay kaşığı soda ve 1 çay kaşığı deniz tuzu koyarak enema yapın. Çok yukarılara gitmeden bağırsağın alt kısımlarını boşaltmak için yalnızca 1 litre yapın. Uzun süreli enemalardan sonra bağırsağınızın tekrardan normal bir şekilde çalışmaya başlaması vakit alacaktır, lütfen sabırlı olsun ve bağırsağınızın açılması için kendinize vakit tanıyın. Tuvaletteyken bağırsağınızı açmaya odaklanmamanız da yardımcı olacaktır, bu yüzden bir kitap okuyun veya aklınızı başka bir şeyle meşgul tutun. İşi yapmayı bağırsağınıza bırakın, bağırsağınız ne yaptığını bilir ve aklınız sürece müdahale edebilir.

Kabızlık için hintyağı kullanmayı tavsiye ediyor musunuz?
Rutin olarak değil. Hintyağının sıcak bir havlu ve sıcak bir şişeye sarılarak hastanın karnına gece boyunca uygulanması kronik kabızlıkta faydalı olabilir. Kronik olarak kabız olan bazı kişiler içsel olarak bunu faydalı bulmaktadır.

GAPS hastaları dışkılarında sindirilmemiş bir besin görürse, bu sindirilmemiş besinden uzak mı durmaları gerekir?
Şart değildir. Tane mısır gibi sistemimizden sindirilmeden geçen birçok besin vardır. Karın ağrısı, gaz vs. gibi semptomlar ve ayrıca dışkınızda sindirilmemiş besinler varsa, bu besinden bir süre uzak durmak ve bir değişiklik olup olmadığını izlemek mantıklı olabilir.

Kabızlıkta keten tohumu nasıl kullanılıyor? Diğer lifli besinler gibi keten tohumu da bağırsak kaplamasına zarar vermez mi?
Özellikle programın başlarında keten tohumu alınmasını tavsiye etmiyorum. Geceden suda bekletildiğinde, keten tohumları bolca su emer ve bir pelteye dönüşür. Keten tohumlarının su emme özelliğinin kabızlığa yardımcı olacağı düşünülmektedir. Ancak, herkese yardımı dokunmaz, evet, keten tohumları çok liflidir ve diğer antibesinleri de içerirler.

GAPS’i 2 sene uygulamama rağmen, dışkımda hala sindirilmemiş sebzeler var ve sindirim organlarımdan geçmesi yaklaşık 3 gün sürüyor. Sindirilmemiş besinlerin patojenleri ve mantarları beslediğini okudum. Bu doğru mudur, doğruysa, sebzeleri et suyunda pişirip, piştikten sonra sebzeleri süzerek ayırmalı mıyım? Sebzeler 35-40 dakika pişirildikten sonra, besin maddelerinin et suyuna geçtiğini düşünüyorum.
Şayet çiğ olarak yediyseniz ve pek fazla çiğnemediyseniz dışkınızda sindirilmemiş bazı sebzeler görmeniz normaldir. Bunların sindirim organlarınızdan üç günde geçmesi de oldukça normaldir. Bunlar mikropları diğer besinlerden daha fazla beslemezler. Çiğ sebzeleri yemek önemlidir, çiğ sebzeler pişince yok olan aktif enzimler ve besin maddeleri sağlarlar. İshal olmamanız şartıyla, sebzelerin tamamını pişirmeniz gerekmez. Aslında, sebzeleri haşladığınızda, besin maddelerinin çoğu suya geçer. Bu yüzden, haşladığınız sebzeleri içinde pişirdiğiniz suyla birlikte çorba şeklinde tüketmeniz en iyi yol olacaktır, bu şekilde hiçbir besin maddesi boşa gitmemiş olur.

Diyete başladığından beri, oğlumun dışkısı sürekli olarak su yüzünde duruyor. Bu endişe etmem gereken bir durum mudur?
Hiç önemli bir durum değil. Dışkının su yüzünde durup durmayacağı veya batıp batmayacağı yoğunluğuna bağlıdır, yoğunluğu da yenilen besinlerin karışımına bağlıdır.

Gluten intoleransı GAPS’in bir alt kümesi midir yoksa bağımsız bir şey midir?
Evet, gluten intoleransı GAPS’in bir alt kümesidir. Gluten büyük bir protein molekülüdür ve sağlıklı bir bağırsağa sahip kişiler için dahi sindirilmesi oldukça zordur. Anormal bir floraya sahip olan ve dolayısıyla bağırsak fonksiyonu sorunlu olan kişiler gluteni daha az parçalayabilir. Glutenin kısmen sindirildiği kişilerde, bağışıklık sistemi buna karşı antikor geliştirebilir, bu durum da çölyak hastalığına neden olur.

18 aylık çocuğumun oldukça şişkin bir karnı var. İyileşme sırasında bunun yaygın olduğunu biliyorum, ancak bunu hafifletebilmek için yapabileceğim bir şey var mı? Rahatsız görünüyor, özellikle yemek yedikten sonra. Şişkinlik dışkı çıkarmadan sonra dahi azalmıyor.
Çocuğun karnında aşırı gaz üretimi söz konusudur. Giriş Diyetinin ikinci aşamasına geri dönmeye ve çocuğunuzu bir süre bu aşamada tutmaya çalışın. Dereotu tohumu çayı yardımcı olur: bir tencereye bir çay kaşığı kuru dereotu tohumu koyun, bir bardak soğuk su ekleyin ve kaynayana kadar bekleyin. Ocağı kapatın ve yavaş yavaş soğumaya bırakın. Çocuğunuza günde birkaç defa su veya et suyu ile 2-3 çay kaşığı verin. Kaka yaptıktan sonra yapacağınız küçük bir enema da bağırsaktaki eski maddeleri sökecek ve iyileşme sürecini hızlandıracaktır. Bu yaştaki bir çocuk için, bir şırıngalı enema kitini kullanmak en iyisidir; bir tutam Kelt tuzunu ılık suda eriterek kullanın.

Enemalar: sigmoid (kolonun girişi) sol taraftayken hastayı neden sağ tarafına yatırmamız gerekir?
Kişi sağ tarafına yattığı zaman, su inen kolona ve transvers kolona kadar çıkar. Bu şekilde, daha derin bir temizlik sağlanır. Sizin için rahat bir pozisyon bulun. Bazı kişiler diz ve direk pozisyonunu çok rahat bulur.

Çoğu kişi diyeti uyguladığında iyileşme kaydettiğini bildiriyor, ancak yine de çiğ sebze yediklerinde ishal oluyorlar. Sıkılmış sebze/meyve suyu vücudunuzu çiğ sebzeleri işlemeye hazırlar mı? Çiğ sebzelerden kaynaklı ishali önlemek için enzim alımı uygun olur mu? Çiğ sebzelere tolerasyon gösterebilmek için kişinin odaklanması gereken başka belli şeyler var mı?
Ev yapımı kefir ve yoğurt ishali çok hızlı bir şekilde iyileştirdiği için çiğ sebzelere tolerasyon göstermenize yardımcı olacaktır. Başta fenolleri sindiren enzimler olmak üzere, enzimler de yardımcı olabilir. Enzim almak geçici bir önlemdir, ancak bağırsağın iyileşmesini tamamlamasına imkan tanıyabilir ve bir dahaki sefere çiğ sebzelere tolerasyon gösterebilirsiniz. Meyve-sebze suyu sıkmak bağırsağın daha hızlı iyileşmesine imkan tanır, vücudun toksinleri atmasına yardım eder, sindiriminizi iyileştirir. Bu bir sabır meselesidir, vücudunuza vakit tanıyın, vücudunuz hazır olduğunda, çiğ sebzeleri sindirmek kolaylaşacaktır.

Takviyeler/Besin Destekleri

Giriş Diyeti sırasında besin destekleri / takviyeler ne zaman tüketilmelidir? İlk önce hangileri tüketilmelidir? probiyotikler, morino balığı karaciğer yağı, balık yağı, kabuklu yemiş/çekirdek yağları?
Giriş Diyetinin ilk iki aşamasında, takviye tüketilmesini tavsiye etmiyorum, yalnızca fermente besinler tüketin. Az sayıda hasta fermente besinlere tolere edemez, bu nedenle bu hastalar için probiyotiğin çok küçük bir dozdan başlanarak aşama aşama tüketilmesini tavsiye ediyorum. Üçüncü aşamadan itibaren, şayet fermente besinler başarılı bir şekilde tüketilmişse, probiyotik ve morino balığı karaciğer yağını günlük dozu aşama aşama artırmak suretiyle küçük miktarlarda tüketmeye başlayabilirsiniz. Morino balığı karaciğer yağı tüketildikten sonra (tam doz günlük olarak alınır), balık yağlarını tüketmeye başlayın. Zeytin yağı tüketilirken, soğuk sıkım kabuklu yemiş/çekirdek yağlarını yemeklere aşama aşama eklemeye başlayabilirsiniz. Tam GAPS Diyetinden başlayan kişiler için, probiyotikler ve morino balığı karaciğer yağı başlangıçtan itibaren, çok küçük bir miktarla başlanıp, doz aşama aşama artırılarak tüketilebilir. Morino balığı karaciğer yağı başarılı bir şekilde tüketildiğinde, balık yağlarına ve kabuklu yemiş/çekirdek yağlarına başlayın.

GAPS Diyeti kanıtlanmış veya şüpheli mineral eksikliği olanlar için dahi ihtiyacımız olan gerekli tüm mineralleri sağlar mı?
Mineral metabolizması karışıktır; olay yalnızca mineral alımı değildir. Minerallerin emilebilmek için sağlıklı bağırsak florası tarafından üretilen asitlere ihtiyacı vardır. Vücut tarafından uygun bir şekilde kullanılabilmesi için, minerallerin yağda çözünür A, D ve K vitaminlerine ihtiyacı vardır. Kişide bu vitaminler yoksa ve kişi bağırsak disbiyozundan muzdaripse, ne kadar mineral takviyesi alırsa alsın ve diyet minerallerden ne kadar zengin olursa olsun, bu mineraller uygun bir şekilde kullanılmayacaktır. Bir büyük sorun da vücudun organik mineralleri protein ve amino asitlerle kompleks olarak kabul etmesidir.

Çoğu mineral takviyesi vücudun kullanamadığı inorganik mineralleri sağlar. Maden suyu inorganik mineralleri küçük miktarlarda içerdiğinden iyi bir mineral kaynağıdır. En iyi mineral kaynağı doğal kaliteli besinlerdir:etler, özellikle sakatatlar, balık, yumurtalar, fermente süt ürünleri, fermente veya pişmiş sebzeler ve meyveler. Taze besinler mineralleri amino asitlerle paketlenmiş organik bir biçimde sağlar, hayvan besinlerinde ise, suda çözünür vitaminler biçiminde sağlar. Kaliteli besin aldığınızdan emin olun: doğal yem ile beslenmiş organik olarak yetiştirilmiş ve serbest dolaşan hayvanlar. GAPS Programı bağırsak florasını normalleştirmek için çalışır, bu nedenle minerallerin emilmesine yardımcı olabilir, GAPS Diyeti bunları düzgün bir şekilde işleyebilmek için bol miktarda yağda çözünür vitamin sağlar. Bazı kişiler testten sonra belli bir süre belli mineral takviyelerini faydalı bulabilir. Tüm mineraller ve eser elementler bakımından mükemmel bir doğal dengeli kaynak deniz yosunudur. SCD’de yasaktır, ancak GAPS’te şiddetli sindirim semptomları yok olduktan sonra bunun tüketilmesine izin veriyorum.

Uzun süreli magnezyum sitrat tableti/kapsülü kullanımının vücudun tembelleşmesine ve peristalsisin durmasına neden olabileceğini okudum. Bu teoriye katılıyor musunuz? Geceleri uyumama yardımcı olması ve sabah bağırsakları çalıştırması için yaklaşık 1,000mg alıyordum. Peristalsis hakkında biraz araştırma yaptıktan sonra, magnezyum sitrat almayı bıraktım. En sonunda bu takviye olmadan da bağırsaklarım her gün çalışıyor, ancak gece 4-5 defa uyanıyorum ve kan şekerim daha yüksek görünüyor. Bu takviyeyi tekrar kullanmak istiyorum, ancak tereddüt ediyorum?
Herhangi bir takviyenin sürekli olarak alınmasını tavsiye etmiyorum. Magnezyumu portakal, diğer turunçgiller, yeşillikler, yerel organik elmalar veya bunlardan yapılan meyve/sebze sularından almak daha iyidir (sabah ilk iş bir bardak yeşillik suyu içmek bağırsağınızı düzenleyecektir). Kabuklu yemişler de genellikle magnezyumdan zengindir. Şeker veya diğer işlenmiş karbonhidratları yemiyorsanız, vücudunuz magnezyumu kaybetmeden işleyecektir. Daha iyi uyuyabilmek için, başka yaklaşımları da deneyebilirsiniz, örneğin bir süre 5HTP takviyesi alarak serotonin üretimini artırmaya çalışın. Bir süre melatonin almayı deneyin. Kediotu ve şerbetçiotu gibi bazı bitkileri deneyin. Spirulina yosunu hem bağırsaklarınızın çalışmasına hem de uyumanıza yardımcı olacaktır.

Bebeğim ve ben omega-3 takviyeleri ve balık takviyesi alırken şiddetli ishal yaşıyoruz. Pyroluria’dan da şüphelendik. Pyroluria ile omega-3’ün soruna sebep olabileceğini ve genel olarak bundan kaçınılması gerektiğini biliyorum. GAPS Diyetine bir süre devam edip, pyroluria dengesizliği geçene kadar bu iyileştirici besinlerden uzak mı durmalıyım? Veya omega-3 intoleransı diye bir şey var mıdır? Bunun ishale neden olmasının başka bir sebebi var mı?
Evet, şimdilik balık yağlarından ve balıktan uzak durun. Bunlara tolere edememenizin bir takım sebepleri olabilir. yağdaki bazı bileşenlere (çözücüler ve özütleme işleminde kullanılan diğer kimyasallar gibi belirtilmeyen maddeler), cıvaya ve denizden gelen diğer kirletici maddelere karşı intolerans söz konusu olabilir veya bu bir iyileşme reaksiyonu olabilir. Asla bilemeyebiliriz. Balık yağı takviyeleri olmadan da iyileşebilirsiniz. Yaklaşık, altı ay sonra fermente balık tüketmeyi deneyin ve tolere edip edemediğinize bir bakın.

Çocuğum GAPS Diyetinde yeterince kalsiyum alabilecek mi? Kalsiyum takviyesine ihtiyacımız var mı?
Başta badem olmak üzere kabuklu yemişlerde, et/kemik suyunda ve sebzelerde bolca kalsiyum bulunur. Fermente süt ürünleri tüketilirken, diyette daha fazla kalsiyum olacaktır. Kalsiyum başta magnezyum olmak üzere diğer minerallerle dengelenmelidir. Kalsiyum takviyesi genellikle diğer birçok mineralde de eksikliğe neden olur, zira bu mineralleri kıskaçlar ve bunların emilmesine izin vermez. Bu yüzden kalsiyum takviyelerini tavsiye etmiyorum. Kalsiyumu doğal besinlerden aldığınızda, vücudun bunların uygun bir şekilde kullanmasına izin veren birçok diğer mineral ve besin maddesiyle kombinasyon halinde alırsınız.

Kalsiyum vücutta magnezyumun tersine çalışır. GAPS hastaları genellikle magnezyum eksikliği yaşarlar. Kalsiyum takviyesi bu eksikliği daha da kötüleştirecektir ve ciddi sonuçları olacaktır.

GAPS’te bentonit kiline izin veriliyor mu, kullanılmasını tavsiye ediyor musunuz?
Hayır, özellikle sindirim semptomları söz konusu ise bentonit kilini tavsiye etmiyorum. Tam GAPS Diyetini bir süre uyguladıktan sonra ve sindirim semptomlarınız yok olduktan sonra, size yardımcı olabileceğini düşünüyorsanız beslenme takviyelerini ve doğal çareleri (bentonit kili gibi) deneyebilirsiniz.

GAPS’te homeopatik ilaçlara izin verilir mi?
Homeopati GAPS ile çok iyi bir şekilde birleşir ve bunu tavsiye ediyorum. Homeopati ilaçları die-off reaksiyonunu da daha kolay atlatmanıza ve inatçı sorunların üstesinden gelmenize yardımcı olabilir.

Kandida için S boulardii kullanılırken dozajı nasıl ayarlanmalıdır?
Daima küçük bir doz ile başlayın ve aşama aşama tedavi seviyesine çıkarın. 3-4 ay bu dozda kalın, daha sonra aşama aşama azaltarak sıfırlayın. Bir yetişkin için, tedavi dozu genellikle günlük 4-5 milyar canlı hücredir. Çocuk için, çocuğun yaşına göre daha küçük dozlar kullanın: 3-5 yaş için, doz günlük 1 milyar canlı hücredir, 6-11 yaş için günlük 2 milyar canlı hücredir, daha büyük yaştaki çocuklar için günlük 3-4 milyar canlı hücredir. 3 yaşından küçük çocuklarda S boulardii kullanmazdım, bu çocuklar için ev yapımı kefir kullanmak daha iyidir. Bağırsakta baskın olmasına izin vermemek için S boulardii’yi diğer probiyotiklerle birleştirmek önemlidir. Kendi deneyime istinaden, ben S boulardii’yi sürekli kullanmazdım, yalnızca bir tedavilik kullanırdım. Uzun vadede, bakterinin yanı sıra faydalı mayaları da içeren kefiri kullanmak daha iyidir.

Yosun kumu sindirim sistemine yardımcı olur mu?
Bu madde ile ilgili deneyimim yok, bu yüzden yorum yapamıyorum.

Üç yaşındaki çocuğum 15 aydır GAPS diyetini uyguluyor. Sindiriminde çok güzel iyileşmeler gördük, ancak davranış sorunları geçmek bilmedi. Karamsar, mızmız, ilgi meraklısı ve obsesif. Zaman zaman tüm bu davranışların olmadığı gerçek kişiliğini görme şansım oldu – o günler muazzamdı! Daha sık bu şekilde hissetmesini çok istiyorum. Bir şeyi mi atlıyorum? Diyeti katiyen takip etmemize rağmen bu davranış sorunlarını neden hala yaşamaya devam ediyoruz? Acaba yedirdiğimiz bir şey farkına varmadığımız bir reaksiyona mı sebep oluyor? Belli besin maddelerinden yoksun olabilir mi? Çoğunluklu et, sebze, yağ ve fermente besinleri yiyoruz.
Çocuğunuz beyin için başta serotonin ve dopamin olmak üzere yeterli nörotransmitter üretemiyor olabilir. Bağırsakta çok fazla serotonin ve dopamin üretimi gerçekleşir, bu fonksiyonun düzelmesi vakit alır. Bu ikisinin olmaması çocuğunuzu karamsar, ilgi meraklısı ve obsesif yapabilir. Bir amino asit 5HTP’si vücuttaki serotonin üretiminin öncülüdür, tirosin ise dopamin üretiminin öncülüdür. Bu iki amino asidin iyi bir şekilde çalışabilmesi için, eşfaktörlere ihtiyacı vardır: niyasin, biotin, B6 vitamini, folik asit, magnezyum ve çinko. Piyasada bu bileşenleri içeren birçok takviye bulunmaktadır.

Üç yaşındaki bir çocuk için, 5 gün boyunca uyumadan önce 50mg 5HTP ile başlayın, 5 gün boyunca sabahları aynı dozu ekleyin, daha sonra uyumadan önce 100mg’ye çıkarın, sabahları 50mg’ye devam edin. Tirosin için, sabahları yalnızca 500mg verin. Bu önlem oğlunuzun nörotransmitter üretimini artırmak için geçici bir önlemdir. Yaklaşık 3-4 ay içinde, dozu yavaşça azaltabilir ve sonrasında tamamen bırakabilirsiniz.

Kişinin tavsiye edilen takviyelerden birine hassasiyeti varsa, nasıl ilerlemek gerekir? Birçok kişi morina balığı karaciğer yağı ile ilgili zorluklar yaşadığını bildirmekte.
Bir takviyenin sizinle uyuşmamasının çeşitli sebepleri vardır (takviyenin kaliteli olması ve iyi çalışması şartıyla). Uzun vadede sizin için daha iyi olabilecek, ancak o an çok şiddetli olan bir detoks/iyileşme reaksiyonuna neden olabilir. Probiyotiklerde, die-off reaksiyonu oluşabilir. Veya sağlık durumunuz veya bünyeniz için uygun olmayabilir.

Açıkçası, takviyeler %100 gerekli değildir; sizin için bu işi yapacak olan GAPS Diyetidir. Bu nedenle, bir takviye ciddi bir reaksiyona neden oluyorsa, bırakın ve tüm dikkatinizi birkaç aylığına diyete verin. Daha sonra, sindiriminiz kayda değer şekilde iyileştiğinde ve belli bir takviyenin yardımcı olabileceğini düşündüğünüzde, küçük bir doz ile başlayarak tekrar deneyin. Morina balığı karaciğer yağı, diğer balık yağları ve çuha çiçeği yağı nöbetleri, tiki, Tourette sendromu ve diğer istemsiz hareketleri olan kişiler için sorun yaratabilir. Nedenini bilmiyoruz: Bu yağlarla beynin bazı iyileştirici yeniden yapılandırma mekanizmaları veya diğer başka mekanizmalar çalışırken, nöbetler kötüleşebilir; bu nedenle, istemsiz hareketleri olan kişilerde bu yağlardan kaçınmak iyi bir fikirdir. Probiyotiklerde: çok küçük bir doz ile başlayarak ve aşama aşama dozu artırarak die-off reaksiyonunu kontrol etmeye çalışın. Probiyotiğe hiç tolere edilemiyorsa, diyetin bir parçası olarak evvela fermente besinlere odaklanın. Tüm takviyelerde küçük bir dozdan başlamak ve vücudunuzu gözlemleyerek aşama aşama dozu yükseltmek iyi bir fikirdir. Hepimiz farklıyız, hepimiz benzersiz birer fizyolojiye sahibiz, arkadaşınızda işe yarayan bir takviyenin sizde aynı şekilde işe yaraması beklenemez.

Koloidal gümüş güvenli midir, kullanılmasını tavsiye ediyor musunuz?
Hayır, tavsiye etmiyorum. Gümüş vücutta birikir: Uzun süre bunu alan kişilerde gri bir deri rengi görülür. Çok eski bir antiseptiktir; cıvanın antiseptik olarak kullanıldığı dönemde önerilmiştir. Mikroplara saldırırken ayrım yapmaz: Tıpkı antibiyotikler gibi hem iyi hem de kötü bakterilere saldırır.

Kandidası olan bir hasta acelora ve amla gibi meyve bazlı C vitamini ürünleri kullanabilir mi? Veya bu kandidayı daha da şiddetlendirir mi?
Kandida bağırsak kaplamanız (buradaki hücreler glikokaliks denilen bir şeker katmanı ile kaplıdır) dahil şekerle beslenir. Bu nedenle, bir dengeleme işi yapar: Kurutulmuş acerola ve amla gibi doğal ürünler size başka şekillerde yardımcı oluyorsa, kandida için endişelenmeyin ve kullanmaya devam edin. Çok fazla fark oluşturmuyorlarsa, bunları kullanmayın.

GAPS diyetinin yanı sıra, zayıf bir tiroidi (hipotiroid) desteklemek için, Lugol solüsyonu ile dikkatli bir takviye yapmak kabul edilebilir mi yoksa buna karşı mısınız?
Çoğu kişide tiroid fonksiyonu için önemli olan iyot eksiktir. Her birimizin benzersiz bir bireysel iyot ihtiyacı vardır, bu nedenle standart günlük olarak tavsiye edilen miktarların bir faydası dokunmaz. Vücudunuzun iyota (ve iyot takviyesine) ihtiyacı olup olmadığını test etmek için, Lugol solüsyonu veya bir iyot tentürü kullanarak derinize elinizin büyüklüğünde bir yama çizin. Solüsyon cildinize çizdiğiniz yamayı kahverengine çevirecektir. 24 Saat içerisinde, kahverengi yok olursa (yani iyot derinizden emilirse) vücudunuzda iyot eksikliği var demektir.

GAPS Giriş Diyetini yapıyorsanız, Lugol solüsyonu alarak veya derinize her gün kahverengi yamadan uygulayarak (derinizde her gün başka bir yama yeri seçin) iyot takviyesi yapabilirsiniz. Tam GAPS Diyetinizdeyseniz ve sindiriminiz sorunsuzsa, deniz yosunu tüketin: Piyasada bir çok yosun takviyesi veya yüksek miktarda iyot içeren deniz yosunu türleri bulabilirsiniz (örneğin düğümlü sahil yosunu veya Askophyllum nodosum). Deniz yosunu yemek (veya takviye olarak almak) vücudunuza uzun vadede iyot sağlamanın en iyi yöntemidir. İhtiyacınız olan deniz yosunu dozunu bulmak için, günlük deniz yosunu dozunuzu aşama aşama artırırken deri testini kullanmaya devam edin.

Takviyelerin uygunluğunu test etmek için kinezyolojiyi tavsiye ediyor musunuz?
Kinezyoloji gibi enerji testleri büyük ölçüde pratisyenin becerisine dayanır ve %100 doğru olamayabilir. Vücudunuzun test sırasında vereceği reaksiyon die-off veya detoks reaksiyonunu yansıtabilir. Bu nedenle, test kafanızı karıştırabilir. Programda başarılı olmak için, kendinizi adamanız ve kararlı olmanız gerekir, böylelikle aklınıza şüphe düşürecek herhangi bir şey işe yaramayacaktır.

Greyfurt çekirdeği özü ve keklikotu yağı gibi doğal çareler antibiyotikler gibi iyi bakterileri öldürür mü?
Evet öldürür. Bu nedenle, yalnızca belli durumlarda kullanmak gerekir, örneğin kandida gibi belli bir patojenin aşırı büyümesi görülürse kullanılabilir. Bu çarelerle kandidaya saldırırken, fermente besin ve kaliteli probiyotik şeklinde bağırsağa faydalı bakteri eklemeye devam edin.

GAPS’ta zencefil veya misk otu gibi sindirime yardımcı tentürlere izin verilir mi?
Evet, şeker veya yasaklanmış diğer maddeleri içermedikleri sürece tüketilebilirler. Tentürlerde koruyucu olarak genellikle alkol kullanılır, bu sorun teşkil etmez: tentürler çok küçük miktarlarda alındığı için, alkol önemsizdir.

İyi bir tohum/kabuklu yemiş yağı karışımı ile ilgili belli bir tavsiyeniz var mı?
Piyasada çok fazla marka olduğundan ve piyasa sürekli olarak değiştiğinden belli bir marka tavsiye etmemeyi prensip haline getirdim. Yağda kesin bir omega-3 ile omega-6 oranı bulmanız gerekmez, saf olduğundan ve kaliteli olduğundan ve omega-6’ya kıyasla içerisinde daha fazla omega-3 yağ asidi olduğundan (kabuklu yemişlerden bolca omega-6 alırız) emin olun ye

Kandida’yı yok etmek için GAPS Programı uygulayanlara ne tür spesifik tavsiyeleriniz var?
Kandida’yı tamamen yok etmek mümkün değildir. Bağışıklık sistemini güçlendirerek ve kandidayla savaşan çözümler kullanarak bunu kontrol edebiliriz. GAPS Diyeti zamanla bağışıklığı geliştirir. Piyasada keklikotu, zeytin yaprağı özü, greyfurt çekirdeği özü, sarımsak ve bitki karışımları gibi kandidayı biraz azaltabilecek birçok iyi doğal çözüm mevcuttur.

Doğal çözümleri die-off reaksiyonunu kontrol ederek aşama aşama kullanmak önemlidir; bir tane ile başlayın, daha sonra birer birer diğerlerini ekleyin. Bazı kişiler ana akım mantarkıran ilaçları faydalı bulur. Sorun ilaçların toksik olması ve yan etkileri olması nedeniyle uzun süre alınamamasıdır (Nistatin hariç). İlaçlar işe yararsa, hemen rahatlama sağlayabilirler, ancak kesildiklerinde, sorun çok hızlı bir şekilde geri gelebilir. Doğal çözümler hiçbir zararı olmadan uzun süre kullanılabilir.

Bu nedenle doğal çözümlerden başlamak iyi bir fikirdir. İlaç tedavisi sırasında bunları almaya ve ilaç kesildikten sonra dahi doğal çözümleri kullanmaya devam edin. Bir başka önlem de alkalileştirmedir: kandida asit ortamında çok iyi gelişir ve alkali ortamdan nefret eder. En etkili ve ucuz çözüm saf sodyum bikarbonattır. Ayak mantarında (çoraplarınıza ve ayakkabılarınıza biraz toz koyun), ağız kandidasında (dişlerinizi diş macunu yerine sodyum bikarbonat ile fırçalayın), diğer deri mantar sorunlarında ve banyoda (banyo suyuna bir bardak soydum bikarbonat koyun) topikal uygulama olarak kullanıldığında oldukça etkilidir. Sodyum bikarbonatı dahili olarak almak da reflüde, sindirim sorunlarında ve diğer dahili kandida sorunlarında etkili olabilir. Dahili kullanım için, yarım çay kaşığı, alüminyum içermeyen sodyum bikarbonatı suda eritin ve aç karna için. Böbrek fonksiyonunu etkileyebileceği için, bu solüsyondan günde 2-3 bardaktan fazlasını tavsiye etmem. Sabahları yarım bardak ile başlayın, daha sonra aşama aşama günde 2–3 bardağa çıkarın. Daha pahalı bir alternatif ise, alkali içme suyu üreten iyi bir su iyonlaştırıcısı satın almaktır (piyasada bunlardan birkaç tane bulunmaktadır). Dünya çapında bu iyonlaştırıcılardan üretip, alkali suyu şişeyle satan sağlık merkezleri ve eczaneler bulunmaktadır. Alkali suyu aşama aşama artırarak tüketin.

Bir önceki soruda, kişi giriş aşamasında ise, doğal antiparaziter/antibakteriyel çözümün faydalı olabileceğini belirttiniz. Bunun nasıl yapılabileceği ile ilgili bir tavsiye verebilir misiniz? Bu çözümlerden herhangi biri küçük çocuklar için güvenli midir?
Piyasada faydalı bulabileceğiniz birçok antiparaziter doğal takviye bulunmaktadır. Örneğin, sarımsak özü, zeytin yaprağı özü, keklikotu yağı ve greyfurt çekirdeği özü. Benim faydalı bulduğum ilk takviye sarımsak özü. Daima küçük bir doz ile başlayın ve aşama aşama artırın. Doz oldukça yüksek miktarlara çıkarılabilir: Bazı yetişkinler günde 5-10 gram alabilir, çocuklarda ise yemekle birlikte 500mg – 1 gram genellikle yeterlidir. Sarımsak tolere edildikten sonra, zeytin yaprağı özü tüketilebilir, yine küçük bir doz ile başlayıp, yetişkinlerde aşama aşama günde 2 defa 1-2 grama çıkarmak mümkünken, çocuklarda genellikle günde 2 defa 500 mg yeterlidir. Sarımsak ve zeytin yaprağı özlerine tolere edildikten sonra, keklik otu yağı tüketilebilir, küçük bir doz ile başlayıp (1-5 damla), yetişkinler için aşama aşama 30-40 damlaya, çocuklar için 5-10 damlaya çıkarılabilir. Eklenebilecek son takviye ise, greyfurt çekirdeği özüdür, günde 1-2 damla ile başlayıp, aşama aşama tolere edilen bir doza çıkarın: Yetişkinler günde 2-3 defa 10 damlaya kadar çıkabilirken, çocuklar için 4-5 damla yeterli olabilir. Piyasada bu takviyeleri üreten birçok marka var, kaliteli bir marka bulmaya çalışın.

Bazı bitkisel preparatlar detoks ve vücuttaki parazitleri kontrol etmek için gerekli, iyi bir sülfür kaynağı olan MSM (Metil Sülfonil Metan) içerir. Bitkisel preparat MSM içermiyorsa, karışıma biraz MSM ekleyebilirsiniz. Küçük bir doz ile başlayın, çocuklar için günde 1-2 gram seviyesine çıkarın, yetişkinler için günde 4-5 gram seviyesine çıkarın.

Kalsiyum kıskaçlamadan dolayı diğer minerallerin eksilmesine neden olabileceği için kalsiyum alımına karşı uyarıda bulunduğunuzu biliyorum. Yapraklı yeşillikler, kabuklu yemişler veya fermente süt ürünleri gibi kalsiyumdan zengin besinlerden hiçbirine tolere edemeyen bir kişi yeteri kadar kalsiyum alabilmek için ne yapmalıdır?
Lütfen kalsiyum ile ilgili diğer sorulara bakın. Kalsiyum konusunda endişe duymanıza gerek yok, çoğu besinde kalsiyum var, örneğin et magnezyumla birlikte iyi bir dengeye sahip iyi bir kalsiyum kaynağı olabilir. Kemik suyu ve sebzeler daha fazla kalsiyum sağlayacaktır.

Bir GAPS hastasının vitaminlerde ve takviyelerde uzak durması gereken dolgu maddeleri nelerdir (örn. hangi bileşenler bağırsak hastalığını daha da kötüleştirir)?
Hangisinden başlayalım? Liste çok uzun ve sürekli olarak yeni katkı maddeleri bu listede yerini alıyor: dikalsiyum fosfat, mikrokristalin selüloz, silikon dioksit, stearik asit, magnezyum stearat, karamel, polivinil alkol, talk, polietilen glikol, polisorbat, mannitol, karajenan vs. vs. Tablet şeklindeki takviyelerden uzak durmak ve daha az katkı içerdiği için kapsülleri tercih etmek en iyisi. İçindekiler listesini daima okuyun.

Dişler

Dişlerini gıcırdatan çocuklara neler tavsiye edersiniz? Bu herhangi bir şeye işaret eder mi?
Diş gıcırdatma veya bruksizm uyku sırasında çene kaslarında oluşan kasılmalardan kaynaklanır. GAPS hastalarında gördüğümüz, diğer çoğu kas  tonus anormalitelerinde olduğu gibi, buna da bağırsaktan ve beslenme bozukluklarından gelen toksin kombinasyonunun neden olduğunu düşünüyorum. Bruksizm anksiyete, bipolar bozukluk, otizm, dikkat bozukluğu ve hiperaktivite gibi sindirim sistemi rahatsızlıkları ve GAPS durumlarının yaygın görülen bir semptomudur ve dişlere zarar verebilir, sabahları baş ağrılarına ve yüz kaslarında ağrıya neden olabilir.

GAPS Programı zamanla bu semptomu ortadan kaldıracaktır. Bu süre zarfında, uyku sırasında çocuğun dişlerini koruyabilmek için bir ağız koruyucusu kullanmaya çalışın (rugby oyuncularının kullandığı ağız koruyucusu işe yarar). Uykudan önce kasları gevşetmek için, uyku zamanı iki takviye kullanmak faydalı olabilir: Magnezyum (amino asit şelatı) ve serotonin üretimini artıran bir besin takviyesi (genel bileşenler 5HTP, niyasin, B6, folik asit, biyotin ve çinkodur). Her iki takviyede de birkaç gece küçük bir dozla başlayın (çocuğunuzun yaşına göre tavsiye edilen dozun yaklaşık olarak yarısı kadar) ve aşama aşama dozu artırın.

Başta işlenmemiş tereyağı ve ev yapımı ekşi krema (çiğ kremadan yapılan) gibi işlenmemiş yağlar olmak üzere çocuğunuzun diyetindeki yağ miktarını artırın. Dikkate alınması gereken bir diğer nokta da, aktiviteleri diş gıcırdamasına neden olan, sıkça görülen kurtları kontrol altına almaktır. Lütfen kurtlarla ve parazitlerle ilgili sorulara ve Vermox ile (mebendazol 100mg) tedavisine göz gezdirin.

Yüksek miktarda cıva veya diğer ağır metalleri içeriyorsa gümüş dolguların çıkarılmasını tavsiye ediyor musunuz?
Kesinlikle! Ancak, geleneksel diş hekimleri cıva alaşımlı dolguların güvenli bir şekilde çıkarılması konusunda eğitim görmedikleri için bütüncül bir diş hekimi ile çalışmak çok önemlidir.

Ağızdaki metaller elektrik akımları oluşturur ve farklı dolgular pozitif veya negatif bir yük alırlar. Bu elektrik yüklerinin ölçülmesi ve dolguların en fazla negatif yüke sahip olandan başlanarak belli bir sıraya göre çıkarılması gerekir. İlk dolgu çıkarıldıktan sonra, yükler değişeceği için ağızdaki akımların tekrar ölçülmesi gerekir. Lütfen Dr. Hal A. Huggins tarafından yazılan It’s all in your head [Her şey kafada biter] kitabını okuyun, size cıva alaşımlı dolguların güvenli bir şekilde çıkarılması ile ilgili tüm önemli noktaları açıklayacaktır.

GAPS hastalarında dişin renk değiştirmesi ve saç dökülmesi yaygın mıdır?
Dişin renk değiştirmesi ve saç dökülmesi genellikle başta metal toksisitesi olmak üzere çok toksik insanlarda görülür. Saç ve dişler vücudun genellikle toksinlerin sakladığı yerlerdir.

GAPS Programına başlanırken vücutta birçok şey meydana gelmektedir. Tam olarak neler olduğunu bilmiyoruz, ancak toksinlerle dolu saçın yeni ‘saçın’ büyümesine imkân tanımak için vücut tarafından dökülmesi olasıdır.

Dişlerde: Yeni çıkan kalıcı dişlerinde gömülü siyah noktaları olan otistik çocuklar gördüm. Dişçi siyah noktayı temizledikten sonra bir çocuğun otizminde kayda değer iyileşmeler görülmüştü. Vücudunun aşılardan dolayı cıvayı ve diğer toksinleri büyüyen dişte depolamış olması mümkün. Tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz, ancak GAPS Beslenme Protokolünün başlattığı detoksifikasyonun dişin ilk aşamalarda renk değiştirmesinin nedeni olan toksinlerin yerini değiştirmeye başlaması olasıdır.

Birçok GAPS’li çocukta gördüğüm üzere, uzun vadede, muhtemelen çocuğunuz güzel beyaz dişlere sahip olacaktır.

Wise Traditions bülteninde yakın zamanda yayınlanan bir makale sert kabuklu yemişlerin ve çekirdeklerin aşırı tüketiminin diş çürümesine neden olabileceğini iddia ediyor?
GAPS Diyeti yalnızca sert kabuklu yemişleri yemek demek değildir, çeşitli ve dengeli bir diyettir. GAPS Diyetinde diş çürümesine hiç rastlamadım, aksine şahit oldum. Kliniğime süt dişleri ile ilgili korkunç sorunları olan çocuklar geldi, GAPS Beslenme Programını uyguladıktan sonra, çok güzel, sağlıklı kalıcı dişleri çıktı. Diş çürümesi çok kötü olduğu için, dört yaşında süt dişlerine 11 dolgu yapılmış bir çocuğu hatırlıyorum. Beş yaşında GAPS Programını uygulamaya başladı, şu anda 12 yaşında ve beyaz, şahane şekilli, sağlıklı dişleriyle dünyanın en güzel gülüşüne sahip.

Dişçiye gitmek gerektiğinde önlem almak gerekir mi? Çürüklerin GAPS Diyetiyle kendiliğinden düzelmesi mümkün mü? Kanal tedavisi önerilirse ne yapmam gerekir?
Lütfen ağzınızın içine bir bakın ve şu soruya cevap verin: Modern dişçilik olmasaydı kaç tane sağlam dişiniz olurdu? Çoğu kişi için cevap şöyle olacaktır: pek değil! Evet, kanal tedavisi ideal değildir, ancak dişlerine birden fazla kanal tedavisi yapılmış ve şu anda sağlam bir şekilde işlev gösteren ve sağlıklı sayılabilecek birçok kişiyi tanıdığınıza eminim. Her şey vücudunuzdaki şeylerin dengesine bağlı: bağışıklığınız kuvvetliyse ve iyi besleniyorsanız, diş kanallarınız ve kronik enfeksiyonun olduğu diğer yerler kontrol altında olacaktır. Bu nedenle, bağışıklık sisteminizi hayvansal yağlarla, probiyotiklerle ve kaliteli ev yapımı yemeklerle beslemeye özen gösterin.

Ben dişçinizle en az toksik alternatifler üzerinde konuşmanızı tavsiye ederim, ancak kanal tedavisi öneriliyorsa, muhtemelen bu tedaviyi yaptırmak zorunda kalacaksınız. Diş kanalları kendiliğinden düzelen kimseyi tanımıyorum. Bütüncül bir dişçi bulmaya çalışın. Bunlardan pek yok, ancak hepimiz talep etmeye başlarsak, daha fazla dişçi bütüncül olmak için eğitim almak zorunda olacak. Tedaviden önce iyi beslenin, iyi uyuyun, gece geç saatlere kadar uyanık kalmamaya ve alkol almamaya çalışın. Aynısını tedaviden sonra da yapın. Tedaviden önce ve sonra birkaç gün boyunca doğal C Vitamini (örneğin acerola kirazı) almanız da faydalı olacaktır.

Toksinler

Toksinler ve kurşun ve cıva toksisitesi kas gerginliğine sebep olur mu? Şayet sebep oluyorsa, die-off sırasında sorunlu olan kaslar gibi belli kaslar gerilmeye daha mı yatkındır?
Evet, toksinler kas ağrısına, spazmlara ve gerginliğe neden olabilir. Herhangi bir kas etkilenebilir, bu bireysel bir şeydir. Die-off sırasında belli bir kas grubunda sorun oluşursa, bunların toksisitenin hedefi olması olasıdır.

Mangandan yüksek besinleri tüketirken endişelenmeli miyiz? Otizmli çocuklar mangan deliliğine benzer bir rahatsızlık yaşayabilir mi? Bazı otizm vakalarının beyinde oluşan aşırı mangan dolayısıyla daha da kötüleştiğini ve mangandan yüksek besinlerden uzak bir diyetin tavsiye edildiğini duydum.
Mangan vücuttaki bir çok fonksiyona dahil olan önemli bir eser elementtir. Konsantre mangan dumanına ve tozuna maruz kalan endüstriyel çelik işçilerinde, özellikle kaynakçılarda mangan toksisitesi yaşandığı bilinmektedir; bazı tarım ilaçları ve tıbbi ilaçlarda yüksek miktarda mangan bulunur ve doz aşım��na neden olabilir. Bebek vücuduna zararlı bir çok etkinin yanı sıra bebeklere yönelik soya formülleri de yakın zamanda yeni bir mangan toksisitesi kaynağı olarak ortaya çıkmıştır.

Besin içerisinde bu element birbirini dengeleyen yüzlerce farklı besin maddesiyle birlikte geldiği için besin toksisitesi genel olarak bilinmez.

Mangandan zengin besinler şöyledir; soya, çeşitli yeşillikler (hardal yaprakları, pazı, marul, yeşil lahana vs.), ananas, fasulye, akçaağaç pekmezi ve mangandan zengin toprakta yetiştirilen ahududu. Mangan eksikliği de fazla mangana benzer görünebilir: denge ve motor koordinasyonda, ruh halinde, davranışta, ciltte ve üreme sisteminde sorunlar görülür. Otistik çocuklarda, fazla mangan genellikle yüksek alıma bağlı değildir (şayet çocuk soya formülüyle büyütülmemişse), daha ziyade metabolizmadaki anomalilere ve genel toksisiteye bağlıdır. Bu çocuklar testini yaptığımız bakır, çinko, magnezyum, kalsiyem, molibdenum vs. gibi çoğu elementte anomaliler gösterir.

Vücudun metalleri işleyebilmek için yağda çözünür vitaminlere (A, D, K ve E), proteine ve birçok farklı beslenme maddesine ihtiyacı vardır. Çocuk Giriş Diyetini yaparken, bu beslenme bozuklukları yavaş yavaş düzeltilecek, çocuğun vücudu mangan ve diğer metalleri uygun bir şekilde işlemeye başlayacaktır. GAPS diyetinde soya, akçaağaç şurubu ve farklı fasulye türlerine izin verilmez. GAPS Giriş Diyetini yaparken, ananas, ahududu veya yeşillikler de hiç tüketilmez. Şayet mangan toksisitesi tanısı konulmuşsa, testlerde daha iyi sonuçlar alınana kadar tüm yeşilliklerden ve diğer mangandan zengin besinlerden uzak durmak iyi bir fikir olacaktır. Aynısı soya formülüyle beslenen bebekler için de geçerli. Ancak, GAPS’i uygulayan çoğu insan için, bu kaygılanacak bir konu değildir.

Sebze-meyve suyu, mürver ve bitkilere (kitapta belirtilenler) ilaveten, GAPS hastaları için diğer detoks yöntemleri de tavsiye edilir mi? Şayet yoğun bir detoks yapmak istiyorsak, tavsiye ettiğiniz bir prosedür var mıdır? Ağır metalleri vücuttan atmak için sebze-meyve suyuna ilaveten detoks protokollerinin kullanılmasını tavsiye ediyor musunuz?
GAPS Beslenme Protokolü vücudunuzdaki kendi detoks sisteminizi eski haline döndüreceği için ve dolayısıyla detoks sisteminiz yeniden çalışmaya başlayıp, toksinleri doğal bir şekilde atacağı için programın ilk iki yılında başka bir detoks işlemi tavsiye etmiyorum. Ancak, bazı vakalarda toksik yük çok yüksek olabilir ve iki yıl sonra dahi semptom oluşturuyor olabilir; bu vakalarda HumetR ve HMD™ (Ağır Metal Detoksu) gibi doğal bağlayıcı maddeleri tavsiye ediyorum. Deniz yosunu ve probiyotikler de güçlü toksin bağlayıcılardır.

Çoğu kişi oruç tutmayı da çok faydalı bulur. Oruç en iyi denetim altında buna özel bir klinikte tutulur, oruç tutarken zorlanmayan kişiler genellikle iyi beslenmiş (çok zayıf olmayan) kişilerdir. Bunun yanı sıra, dünyada güçlü birçok detoks protokolü de mevcuttur, en iyisi bunu detoks özelinde çalışan kliniklerde yapmaktır. Farklı protokolleri deneyip hiçbir sonuç alamayan veya farklı protokolleri deneyip mükemmel sonuçlar alan birçok kişiyi tanıyorum. Sonuç çoğunlukla vücudunuzdaki kendi detoks sisteminizin iyi çalışıp çalışmadığına bağlıdır, bu GAPS Programının sizin için yapabileceği bir şeydir, program detoks sisteminizi eski haline döndürecektir.

Florür, klor ve bromürleri detoksla atmak için Dr. Brownstein’in önerdiği iyot protokolü konusunda düşünceniz nedir?
Bu protokol ile ilgili deneyimim yok, bu yüzden yorum yapamıyorum.

GAPS Programının başlangıç aşamalarında bir test şekli olarak iyotlu boya ve iyot takviyesi tavsiye ediyorum (Lütfen Hormonal sorunlar altındaki sorulara bakınız). Daha sonra, deniz yosunu tüketilmeye başlandığında, yosun iyotu doğal bir şekilde sağlayacaktır. İyotu düzgün bir şekilde kullanabilmek için, vücudun A, D, K, B grubu vitaminler gibi diğer besin maddelerine ihtiyacı vardır. GAPS Diyeti beslenme bozukluklarını besinler vasıtasıyla doğal bir şekilde düzeltecektir, bu nedenle iyot vücut tarafından verimli bir şekilde kullanılabilir. Aynı zamanda, GAPS Beslenme

Protokolü çerçevesinde, vücuttaki detoks sistemi de tekrar çalışmaya başlar, böylece florür, klor ve bromürler gibi toksinler doğal ve güvenli bir şekilde kendi vücudunuz tarafından atılabilir (bunu nasıl yapacağınızla ilgili kimyasal karmaşıklıkları çözmenize gerek olmaksızın).

İdrar sorunları

GAPS Giriş diyetine başlayalı iki hafta oldu ve idrarımda ince beyaz tozumsu bir maddeye benzeyen bir şeyler fark ettim. Çok fazla değil, ancak fark edebileceğim kadar fazla. Mesaj panelindeki birkaç kişi bu semptomu yaşamış, bu konuda endişe etmem veya doktoruma görünmem gerekir mi?
İdrarınızda bu tozu fark ettiyseniz, idrar testi yaptırmak iyi bir fikir olabilir, bu toz birkaç şey olabilir: kalsiyum tuzları, oksalatlar, protein kompleksleri veya başka bir şey. Gözlemlemeniz gereken önemli nokta nasıl hissettiğiniz: şayet iyi hissediyorsanız, endişelenmenize gerek yok. GAPS Giriş Diyeti vücuttan toksinleri temizlemeye başlar; bu toksinler idrardaki çeşitli tozları çökeltebilir ve beyaz görünümlü bir toz şeklinde idrardan atabilir.

Enürezis (altını ıslatma) ve poliüri (aşırı idrara çıkma) GAPS’den önce ebeveynlerin ortak birer endişesidir ve GAPS’in ilk aşamalarında arttığı görülür. Lütfen bu konudaki görüşünüzü bildirin.
Besin Alerjisi başlıklı makalemi veya 7 numaralı vaka çalışmasını okuyun, bu konuyu detaylı bir şekilde açıklamaktadır. İdrar toksinlerin vücuttan çıkma yollarından biridir. Anormal bağırsak florası idrarla atılan birçok toksin üretir. Bu toksik idrar mesanenin kaplamasını tahriş eder ve burada düşük dereceli bir inflamasyona neden olur, bu nedenle kişi kronik sistit semptomları yaşar. Mesane toksik idrarı tutmak istemez, bu yüzden kişi sık sık idrar çıkmak zorunda kalır. Bu rahatsızlığı yaşayan çocuk (veya yetişkin) derin uykuya dalmışsa, mesane kişiyi uyandırmadan boşaltım yapar, dolayısıyla altını ıslatma durumu görülür. Die-off vücuttaki toksin seviyesini artırır, bu nedenle idrar daha toksik hale gelir, problemi daha da şiddetlendirir. Probiyotikleri ve çeşitli besinleri yavaşça tüketmeye başlayarak die-off’u kontrol etmek daima önemlidir.

GAPS Programı bu nedeni ortadan kaldıracağı için uzun vadede bu sorunu çözecektir. Bu sırada, duruma yardımcı olacak şeyleri yapın: bolca su için, yabanmersini takviyeleri mesanedeki inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur, altını ıslatma için geliştirilmiş çeşitli mekanik alarmlar ve cihazlar kullanın, gece boyunca çocuğunuzu birkaç defa uyandırın ve tuvalete götürün. Salisilat ve oksalatlardan zengin besinler problemi daha da kötüleştirebilir, bu nedenle işler düzelene kadar bu besinlerden uzak durmaya çalışın.

Mesanedeki mukoza zarlarının doğal savunma mekanizması idrardaki toksin nedeniyle hasar gördüğünde, enfeksiyon da kolayca görülebilir. Bu nedenle, bu problemi yaşayan kişiler üriner enfeksiyonları sıkça yaşarlar, bunlar antibiyotiklerle tedavi etmek gerekir. Bu bölgeyi faydalı flora ile doldurmak üriner enfeksiyonları önleyecektir. Bu nedenle, duş aldıktan ve banyo yaptıktan sonra kasığın üzerine ev yapımı kefir ve yoğurt uygulamayı tavsiye ediyorum. Probiyotik mikroplar idrar yolundan yavaşça mesaneye gidecek, mesaneyi korumaya ve iyileşmesine yardımcı olmaya yarayacaktır.

Lütfen interstisyel sistit ile ilgili görüşünüzü bildirin, GAPS’in nasıl bir yardımı dokunabilir.
Besin Alerjisi başlıklı makalemi veya 7 numaralı vaka çalışmasını (Stephanie’ye ait olan) okuyun, bu konuyu detaylı bir şekilde açıklamaktadır.

Siğiller

Bir yıldır çıkmayan siğillerim GAPS Diyetiyle birlikte geri geldi. Bu konuda ne yapmamı tavsiye edersiniz?
Kendi deneyimime istinaden, bunun vücuttaki genel pH değişikliği ile ilgili olduğunu söyleyebilirim: çok fazla alkalin olunca, siğiller ve viral enfeksiyonlar ortaya çıkar; çok fazla asitli olunca, maya ortaya çıkar. pH dengenizi değiştirmek için, başta turunçgiller olmak üzere meyvelerden, sert kabuklu yemişlerden ve çikolatadan bir süre uzak durun, fark edip etmediğine bir bakın.

Siğiller çıkarsa, standart bir topikal salisilik asit preparatı kullanın (dünyanın her yerinde eczanelerde farklı markalar altında satılmaktadır). %35 besin derecesinde hidrojen peroksit de yeni çıkan siğillerde işe yarar (bir damla uygulayıp, kurumaya bırakın; siğil geçene kadar günde iki defa uygulamaya devam edin).

Eski çıkıntılı siğiller en iyi şöyle gider: sağlam bir pamuklu ip veya ipek ip kullanın, bir düğüm yapın ve siğilin boynuna sıkıca bağlayın; ip siğile kan gitmesini önleyecek, böylelikle siğil kuruyacak ve birkaç gün içerisinde düşecektir (süreci hızlandırmak için, bu siğile %35 hidrojen peroksit uygulayın).

Kilo sorunları

GAPS Diyetinde kilo verir miyim? Zaten zayıfım, zar zor kilo alabiliyorum.
Tahıl ve işlenmiş karbonhidratların düzenli bir şekilde tüketilmesi vücutta su tutulmasına neden olur. Bu besinleri tüketmeyi bırakınca, vücudunuzdaki fazla su gidecek ve biraz kilo kaybedeceksiniz, bu genellikle ilk birkaç haftada görülen bir durumdur. Su tutulumu olmadan, gerçek kilonuza ve bedeninize kavuşacaksınız, bu da size yanlış beslenmenizin gerçek boyutunu gösterecektir.

GAPS beslenme protokolünü uygularken, sindirim sisteminiz besinleri düzgün bir şekilde emmeye ve sizi beşlemeye başlayacak; kemikleriniz yoğunlaşmaya başlayacak, daha sağlıklı kaslara, dokulara ve organlara sahip olacak ve sonuç olarak kilo almaya başlayacaksınız. Hayatınızın geri kalanında nispeten ince kalabilirsiniz (bu sizin bünyenizden dolayı olabilir), ancak güçlü, canlı ve enerji dolu olacaksınız.

Düzenli olarak tartılıyorum ve kilo aldığımı görüyorum. Eskiden fazla kilolu olduğum için bu durum beni endişelendiriyor. GAPS Diyeti beni fazla kilolu yapar mı?
Sindirim sisteminiz düzgün bir şekilde çalışıp, sizi beslemeye başlayınca, beslenme bozuklukları yok olacaktır. Bunlardan biri, evrensel olarak GAPS hastalarında görülen kemik erimesidir, birden fazla beslenme bozukluğu nedeniyle, kemik yoğunlukları düşüktür. Kemikleriniz yeniden oluşmaya başlayınca, daha da ağırlaşacaklar ve bu nedenle kilo alacaksınız. Bu aslında hoş karşılanması gereken iyi bir işaret. GAPS Diyeti vücudunuzu yeniden şekillendirerek, sizin için normal ve sağlıklı olması gereken bedene ve ağırlığa ulaşmanızı sağlayacaktır. Güzellik sağlığın cildinize parlamasıdır. Bu nedenle, tartınızı bir kenara kaldırıp, kendinizi sağlıklı hale getirmeye odaklanmanız daha iyi bir fikir.

 GAPS leptin direncine yardımcı olur, oluyorsa, nasıl oluyor?
Leptin direnci insülin direncine benzer ve genellikle fazla kilolu kişilerde görülür. GAPS Diyeti düşük karbonhidratlı bir diyettir; kilo vermeye ve insülin direncine yardımcı olur, dolayısıyla leptin direncine de yardımcı olması gerekir.

Özellikle kalça, uyluk ve baldır bölgelerimden kilo alıyorum. Özellikle baldırlarımda su tutulumu var gibi görünüyor. Bu kilo almama sebep olur mu? Yapmam gereken bir şey var mı? Sıvı değilse, bu bölgelerde çok fazla yağlanma mı oldu?
Kadınların baldır ve kalçalarında yağ toplanması doğaldır. Modern dünyamızda, kadınların dar kalçalar ve küçük popolarla küçük erkek çocukları gibi görünmesi moda haline gelmiştir. Bu normal değildir. Bu yüzden, vücudunuzun kendini yeniden yapılandırarak, olması gereken kadınsı şekle girmesi mümkündür. Şişkin baldırlar da farklı bir sorundur. Bu genellikle vücuttaki toksisiteye bağlı su tutulumu olabilir.

Karaciğerinizi temizlemek için birkaç defa kahve enemasıyapmayı deneyin, daha sonra sıkılmış meyve/sebze suyu içmeye başlayın. Hazırladığınız taze sıkılmış meyve/sebze sularına bolca yeşillik ekleyin: kara hindiba, dereotu, ısırgan otu, kişniş, maydanoz, kuzukulağı ve adaçayı (bu yeşillikleri havuç, elma, ananas, biraz kereviz ve pancar karışımından oluşan tatlı meyve/sebze suyuna ekleyin; 2 tane çiğ yumurta, biraz ekşi krema ekleyin, çırpın ve afiyetle için). Detoks yapmanıza yardımcı olmanın yanı sıra, meyve/sebze suları böbreklerinize suyu atmada yardımcı olacak mineralleri içermektedir.

Besinsel yağ, yemeklik yağ ve vücut yağında biriken toksinlerle ilgili kitabınızı okuduktan sonra, göbek yağı konusundaki fikrinizi merak ettim?
Yağ insan vücudundaki çoğu hücre ve organ için tercih edilen enerji kaynağıdır. Vücut yağı depolanmış enerjidir. Vücutta iki tane temel enerji deposu vardır: deri altındaki yağ ve iç organlardaki yağ (göbek yağı)

Deri altındaki yağ insan fizyolojisi için, leptin, resistin ve sitokin TNF alfa gibi belli önemli hormonları üreten bir endokrin organıdır. Kadın hormonları kadına güzel şeklini veren kalçalarda, memelerde, kaba ette ve baldırlarda bulunan kadınsal yağ depolarının temelini oluşturduğu için kadınlar erkeklere göre daha fazla deri altı yağa sahiptir. Erkek hormonları üst vücutta deri altı yağ depolanmasını sağlar, erkeklere erkeksi şeklini verir. Şeker, un ve diğer işlenmiş karbonhidratların düzenli bir şekilde tüketilmesi vücuttaki hormonal dengeyi değiştirir: bu yüzden günümüzde erkek tipi vücuda sahip birçok kadın ve kadınsı görünümlü vücuda sahip birçok erkek görüyoruz.

Göbek yağı hızlı enerji için büyük bir depolama alanıdır: bu enerji karnın içinde iç organların etrafında depolanır: Kalın bağırsak ve ince bağırsak, karaciğer, böbrekler vs. İç organlarımızı desteklemek ve korumak için normal miktarda iç organ yağı gereklidir. İşlenmiş karbonhidratlar vücutta hızlı bir şekilde yağa dönüştürülür. Bu yağın bir kısmı sınırlı bir saklama kapasitesi olan deri altında depolanır. Ancak, karbonhidratlar gelmeye devam ettikçe, fazla yağ karında depolanır.

Alkol hızlı bir şekilde yağa dönüştürülen ve neredeyse yalnızca karında depolanan ve kişiye ‘hamile’ görünümü veren bir enerji biçimidir. Yağ suyu çeker: göbek yağı dokusunun neredeyse dörtte biri depolanmış su olabilir. Çok fazla karbonhidrat tüketmeden düzenli olarak çok fazla alkol alan erkekler (ve kadınlar) çok az deri altı yağa sahip büyük göbeklere sahip olurlar, göbekleri ‘hamilelerinkine’ benzer, yağ ve su ile doludur. Her ikisine de düşkün olan (çok fazla alkol ve işlenmiş karbonhidrat alan) erkekler ve kadınlar büyük ve sert göbeklere sahip olurlar, derinin altında da çok fazla yağ depolanır.

Obezite salgını modern diyetlerimize hükmeden işlenmiş karbonhidratların bir sonucudur. Doğal hayvansal yağlar (tereyağı ve yumurta, et ve balıkta bulunan yağlar) hormonlarımızı dengeler ve vücut yapısına girer. Maalesef, modern diyetimiz bu besleyici yağlar bakımından çok zayıftır. Vücudunuzu yaşam için son derece önemli olan hayvansal yağlardan mahrum bırakıp çok fazla karbonhidrat yemek obeziteye, diyabete, kalp hastalıklarına, kanser, otoimmüniteye ve birçok modern soruna sebep olur.

 Kurtlar ve Parazitler

Kurtlar için Ovex’i önermişsiniz. ABD’de yalnızca Rx tarafından üretilen Vermox mevcut. Kurtlar için bitkisel preparatlar kullanabilir miyiz? Tenyalar için ne yapmak gerekir?
Kancalı kurt, kılkurdu ve bazı yuvarlak kurtlar gibi yaygın görülen kurtlar için kolay ve hızlı bir seçenek olarak Mebendazole, 100mg (Avrupa’da Ovex veya Pripsen olarak satılır) öneririm. 3 gün boyunca günde 2 tablet alın (birini sabah birini gece çiğneyin), kalan yumurtaları da öldürebilmek için bunu 10-14 gün tekrarlayın. Kurtları tamamen yok etmek neredeyse imkansızdır, daima geri gelirler. Bitkisel preparatlar aldığınız sürece işe yarar, ama almayı kestiğiniz zaman, bu kurt türleri genellikle yeniden yüzeye çıkarlar, aynı şey Ovex’ten sonra da meydana gelir. Ovex’in avantajı 1-3 gün içinde sonuç göstermesidir, bitkisel tedavi ise birkaç ay sürer. Ovex tenyalar için değildir. Bunları yok etmesi daha zordur, tenyası olan kişiler için önce ilaç tedavisine başlamalarını, daha sonra bitkilerle devam etmelerini tavsiye ederim. Genel olarak konuşmak gerekirse, hepimizde kurt vardır.

Önemli olan soru şudur: bu kurtlar sağlığınızı etkiliyor mu? Cevabınız evet ise, bunlarla savaşmak iyi bir fikirdir. Ancak herhangi bir semptoma neden olmuyorlarsa, bunlarla mücadele etmek gerekmez, bunlar iç ekosisteminizin birer parçasıdır ve bağışıklığı düzenleme, otoimmün hastalığını önleme gibi faydalı rolleri vardır. Yaygın kurtların kontrol çıkmasına dair tipik semptomlar karnın orta kısmında, özellikle sabahları yemek yedikten sonra krampa benzer ağrılar kilo almada zorlanma, kalıcı anemi (genellikle kancalı kurtlar) ve rahatsız edici kuru öksürük nöbetleridir (larvalar solunum yolundan boğaza gelir ve tekrar yutulur).

GAPS Diyeti Blastocystis paraziti olan kişiler için faydalı mıdır? Parazitler karbonhidratları sever, dolayısıyla bu diyet parazitlerden kurtulmak için ideal bir diyet gibi görünüyor. Ancak, blastocystis’in probiyotikleri yediğini ve bunların üzerinde yaşadığını duydum, bu yüzden fermente sebzeler ve probiyotik takviyeler parazitleri daha da şiddetlendirebilir mi? Blastocystis parazitlerinden kurtulmak için tavsiyeleriniz nelerdir?
Blastocystis hominis yemekten ve içeceklerden, başka insanlardan veya hayvanlardan kapabileceğimiz bir protozoandır. İnsanların çoğunda soruna sebep olmaz, bağışıklığı zayıf ve bağırsak florası anormal olan kişilerde, ishal, şişkinlik, baş dönmesi, karın ağrısı ve anal kaşıntıya neden olabilir. Bu parazitle ilintili olduğu düşünülen birçok semptom daha vardır.

Anaakım tedavi genellikle kombinasyon halinde çeşitli antibiyotikleri kapsar; ancak maalesef bunu yok etmek için birleşik etkin bir tedavi yoktur. Kurtlar ve parazitlerle ilgili diğer sorularda parazitlere ilişkin fikrimi belirttim. Hepimizin sindirim sisteminde parazitler var. Bunlar bağırsak florasının birer parçası, bu yüzden bunlardan korkmaya veya iyi bir neden olmadan bunlarla mücadele etmeye lüzum yok. GAPS Programını kullanarak bağırsak floranız üzerinde çalışın, dengenizi sağlayın, burada yer alan tüm mikroyapılar birbirini kontrol edecektir. Eğer bu parazit sizi akut bir şekilde sarmalamışsa, kısa bir antibiyotik tedavisi faydalı olabilir. Kronik vakalarda, antibiyotikler genellikle faydalı olmaz; yalnızca bağırsak floranıza daha fazla zarar verir.

Çoğu GAPS hastası çeşitli parazit formlarıyla mücadele etmeye çalışır. Yuvarlak kurt gibi parazitleri aç bırakmaya yardımcı olmak için hangi besinlerden kaçınmak gerekir?
İşlenmiş karbonhidratlar, şeker ve diğer işlenmiş besinler parazitleri besler. GAPS Diyetinde bu besinlere izin verilmez. Ancak, parazitler uyum sağlayabilir; bunları bir besin kaynağından mahrum bıraksanız dahi bir başka besin kaynağını kullanırlar. Genel olarak konuşmak gerekirse, kurtlar ve diğer parazitler hayatımızın kaçınılmaz birer parçasıdır, herkeste bunlardan vardır.

İnsanların çoğunda bunlar hiçbir semptoma neden olmazlar, soruna sebep olmadıkça, bunlarla mücadele etmek gerekmez. Kurtlar diğer mikropları kontrol ederek ve bağışıklığı teşvik ederek vücutta bazı faydalı fonksiyonları yerine getirir. Örneğin, bazı kurtların bağışıklık sistemi üzerinde dengeleyici bir etkisinin olduğu ve otoimmüniteyi önleyebildiği keşfedilmiştir.

Fermente besinler parazitlerle savaşmaya yardım eder mi?
Fermente besinler vücuda faydalı mikroplar getirir, bu mikroplar halihazırda yaşayan çeşitli mikro yaratıkların çok karmaşık etkileşiminde rol oynar. Tam olarak ne yaptıklarını bilmiyoruz, ancak klinik ortamda düzenli fermente besin tüketimi parazitlerin sebep olduğu sindirim semptomlarını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

Kurtlarla ilgili bir geçmişi olan kişiler için, tedbir olarak Vermox kullanılabilir mi? Yılda 2–3 tedavi zararlı mıdır?
Evet, yılda 2-3 defa tedbir amaçlı kullanılabilir.

Evcil hayvan sahipleri açısından, birçok faydası varken, parazit kapma ile ilgili endişe duymak gerekir mi? Evcil hayvanlarla yaşarken tedbir almak gerekir mi?
Evcil hayvanlar harikadır: bütün aileye koşulsuz bir sevgi sunarlar, bağışıklık sistemi için uyaranlar verirler. Önemli olan sağlıklı evcil hayvanlara sahip olmaktır, bunun için de bu evcil hayvanların düzgün bir şekilde beslenmesi gerekir. Köpekler ve kediler tahıl veya soya yiyecek şekilde tasarlanmamıştır. Ticari mamalar çoğunlukla tahıl ve soyadan üretilir; bu sebeple, ticari mamalar yüzünden köpeklerimiz ve kedilerimiz eklem iltihabına, otoimmün hastalığına ve kansere yakalanır. Bunun yanı sıra, derilerinde deri iltihabı, egzama, dökülme alerjisi, kepek gibi sorunlar yaşanır.

Evcil hayvanlarınızı Doğanın onları tasarladığı şekilde besleyin; evcil hayvanınızın sağlığı konusunda bir daha endişelenmeniz gerekmesin. Kediler üstünde yağ bulunan çiğ etleri, işlenmemiş sütü, çiğ balığı ve çiğ ciğeri sever. Ara sıra vereceğiniz pişmiş et ve balıktan arta kalanlar da evcil hayvanlara hiçbir zarar vermez. Köpekler çiğ kıyma ile (bolca yağ içeren) ince doğranmış çiğ havuç ve yoğurt karışımını çok sever. Çiğ yumurta, işlenmemiş süt ve çiğ balık da diyetlerinin düzenli bir parçasını oluşturmalıdır.

Balık yağı özellikle kışın köpekler için çok iyidir. Ara sıra pişmiş sebze ve et ve akşam yemeğinden kalanları vermeniz köpeğinize hiçbir zarar vermez. Köpeğinizi ve kedinizi bu şekilde beslemenin ticari mama almaya kıyasla daha uygun maliyetli olacağını göreceksiniz, veteriner masraflarından büyük bir tasarruf edeceksiniz. Köpeğinizi veya kedinizi 6-8 ayda bir kurtlandırın, parazitler konusunda endişe etmeyin: köpeklerimiz veya kedilerimizde olduğu gibi hepimizde bunlardan var.

Reklamlar