Vejetaryenlik ya da etyemezlik, çeşitli nedenlerle et, balık, kümes hayvanları tüketmemeye denir. Etyemezlik dense de bu kelime vejetaryenliğin ancak küçük bir bölümüne işaret ettiğinden yanlış anlamalara sebep olmaktadır. Hayvanların ürttiği yumurta, süt, balvb. Ürünleri yemeyenlere ise veganlar denir. Vejetaryenlik ve veganlığın farkı; vejetaryenlikte bal ve kimine göre süt ile yumurta tüketilirken; veganlar, hiçbir hayvansal ürünü kullanmamaktadırlar. Bunlara istisnâ olarak süt ürünlerini kullanan lakto-vejetaryenlerle ilâveten yumurta da yiyen ovo-vejetaryenler vardır.

Vejetaryenler; et yiyenlere göre hastalıklara daha yatkındır, özellikle de psikomotor bozukluklar ve kan hastalıklarına. Vejetaryenler kas kaybı ve kemik hasarlarına daha yatkın olur. Genel olarak kasları daha zayıftır. Nüfus verilerine göre vejetaryenler et yiyenlerden daha az yaşarlar. Evrim sürecinde insanlar hepçil, yani hem et hem ot yiyen olarak geliştiler. Çevresinde bulduğu bitki, yumurta ve etleri yani çevresinde bulabildiği her şeyi yediler. Fizyolojimiz de bu gıdalarla çalışmaya programlandı. Sağlıklı ve enerji dolu olabilmek için her gün yeterli miktarda protein almamız gerekiyor.

GAPS hastalarının sindirim sistemleri, bitkilerdeki sindirimi zor proteinlerle başa çıkacak kadar sağlıklı olmadığı için özellikle et, balık ve yumurtadaki yüksek kalite proteinlere ihtiyaç duyar. Vejetaryen olmaya karar vermek çok ciddiye alınması gereken bir konudur. Kişinin yiyeceklerdeki besin değerlerini araştırması, doğru pişirmeyi öğrenmesi, bütün gerekli besinleri vejetaryen gıdalardan sağlayabilmek için öğünleri dikkatle planlaması gerek. Ne yazık ki çoğu zaman durum böyle olmuyor. Yanlış yönlendirilmiş vejetaryenlik, gençlerde akıl hastalıklarının başlıca sebepleri arasına hızlıca girdi.

Bu genç insanlar, bitkisel gıdaların sindiriminin zor olduğunu ve yararlı besinler açısından çok kuvvetli olmadıklarını bilmiyorlar. İnsanlar, hayvanlardan elde edilen besinleri daha kolay sindirir ve özümserler. Bu besinler, insan fizyolojisi için gereken tüm esas besinleri konsantre bir biçimde sağlar. Bitkisel gıdaların sindirimlerinin zor olması ve bu gıdaların bağırsağa zarar veren maddeler içermeleri sebebiyle, yeni vejetaryen olanlarda görülen ilk belirtiler sindirim bozuklukları oluyor. Genellikle şişkinlik, hazımsızlık, kabızlık, ishal ve gaz gibi İrritabl (huzursuz) bağırsak sendromu belirtileri yaşıyorlar. Sindirim sistemi hali hazırda zayıf olanlar için bitki esaslı bir diyete geçmek tehlikeli olabilir. Sindirim sistemi daha da fazla hasar göreceğinden, kişiyi yeterince besleyemez ve kısa zamanda gıda eksiklikleri baş gösterir. B12, B6, B1, B2 vitaminleri, niyasin (B3 vitamini), temel amino asitler, çinko ve proteinler; bir vejetaryenin ilk etapta eksikliğini yaşayacağı besinlerdir. Beslenme eksikliği oluştuktan sonra bağışıklık sistemi de görevini iyi bir şekilde yapamaz, sonu gelmeyen enfeksiyonlar ve antibiyotik kürleri başlar. Her antibiyotik kürü, bağırsak ve bağışıklık sistemine biraz daha zarar verir. Sindirim sistemine zarar vererek beslenme eksikliğine yol açması dışında, bitkisel gıdalar başlamak için yeterince besleyici değildir.

Peki, popüler beslenme kitaplarında bitkileri besin deposu olarak gösteren tablolara ne demeli? Bütün o B vitaminleri, proteinler ve karotenoidler? Evet, laboratuvarda farklı bitkisel gıdaları incelediğimizde, iyi miktarlarda çeşitli besinler içerdiklerini görürüz. Sonra bu bilgi literatürde yayımlanır ve vejetaryenlerin kendilerini boş yere güvende hissetmelerine yol açar. Ne yazık ki bu besin değeri tabloları yanıltıcıdır. Niye? Çünkü laboratuvarda, bitkilerin içindeki her tür besinsel değeri ayrıştırmak için çeşitli metotlara ve kimyasallara sahibiz; insan sindirim sisteminin sahip olmadığı araçlara. İnsan sindirim sisteminin bitkisel gıdaları sindirebilme ve içlerindeki besinsel değerleri ayrıştırabilme kabiliyeti kısıtlıdır.

Otçul hayvanların bu bitkileri sindirebilmesi için çok özel bir sindirim sistemleri vardır. Bu uzun sindirim sistemi boyunca bitki parçalayan bakterilerle dolu birden fazla mide yer alır. İnsan sindirim sistemi, kurtlar ve aslanlar gibi yırtıcı hayvanlarınkiyle benzerlik gösterir: oldukça kısa ve içinde hiç bakteri olmayan tek bir mide bulunan bir sindirim sistemi. İşin aslı, insan midesi sadece et, balık ve yumurtayı parçalayabilen asit ve pepsin üretir.

Kısacası sindirim sistemimiz en iyi, hayvansal gıdalarla baş etmek üzere tasarlanmıştır. İnsanlar yüzyıllarca, en iyi gıdanın hayvanlardan geldiği gerçeğini biliyorlardı; bitkileri sadece etin yanında veya hayvansal gıdalar azaldığında yiyorlardı. Bitkisel gıdaların sindiriminin zor olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden bütün geleneksel kültürlerde, bitkilerdeki besini daha fazla ortaya çıkarabilmek ve hazmını kolaylaştırabilmek için fermente etme, çimlendirme ve özel pişirme yöntemleri gibi yollar geliştirilmiştir. Ne yazık ki bu yöntemlerin çoğu modern dünyamızda unutulup gitmiştir.

Yiyecekler hakkında yanlış bilgilerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Vejetaryen beslenme tarzı yıllardır “sağlıklı”, “çevre ve hayvan dostu” olarak kabul görüyor. Bu görüşler sadece yanlış değil, aynı zamanda kandırıcı da. Lierre Keith tarafından yazılan

The Vejetarian Myth (Vejetaryen Efsanesi).

Reklamlar